En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
Turgay Buğdacigil
Takipçi
2.429 değerlendirmeler
Takip Et!
4,0
21 Ocak 2021 tarihinde eklendi
Senaryosunu da Tarell Alvin McCraney’in “In Moonlight Black Boys Look Blue” isimli basılmamış yarı otobiyografik tiyatro oyunundan uyarlayarak yazan Barry Jenkins’ın yönetmen koltuğunda oturduğu “Moonlight”, filmin önemli karakterlerinden Chiron ve Kevin’ın çocukluktan yetişkinliğe geçişlerinin anlatıldığı üç bölümlük, insana “Hadi ya?” dedirten bir hikâyeye sahip…
“Homofobik” ön yargıya sahip olanların "tüm ayarlarını" alt üst edecek olan film uyuşturucu satıcısı Küba asıllı Juan (Mahershala Ali) ile “Litte / Ufak” lakaplı Chiron’un (Alex R. Hibbert) Miami, Liberty City’de yollarının kesiştiği sahneler ile başlar…
İ. Little: Her zaman olduğu gibi okuldaki çocukların şiddetine maruz kalarak kaçan dokuz yaşlarındaki Chiron, bir eroinman evine sığınır…
Olayın farkına varan Juan, çocuğu bir restoranda önce yemeğe sonrada ağzından laf almak üzere kendi evine götürür…
Zira kız arkadaşı Teresa’nın (Janelle Monáe) onu konuşturabileceğini düşünmektedir…
Ama yine ağzını sadece yemek için açan ufaklık, ısrarlara dayanamaz ve çok geçmeden de çözülür…
Annesi ile yaşadığı evin adresini vermeyi reddeden küçük Chiron o geceyi, hemencecik ısındığı Juan ve Teresa’nın yanında geçirir…
Juan sabah Chiron’u götürerek annesi Paula’ya (Naomie Harris) teslim eder…
Sokakta diğer çocuklarca sürekli tartaklanarak hakarete uğrayan Chiron’a en yakın arkadaşı Kevin (Jaden Piner), ezik davranarak bu tiplerin kendisine sataşmasına izin vermemesini öğütler…
Babasına ne olduğunu hiçbir şekilde öğrenemediğimiz Chiron’un durumundan fazlasıyla etkilenerek, bir anlamda onu himayesi altına almış olan Juan, çocuğu denize yüzmeye götürür…
Eve dönüşte harçlık vermeyi de ihmal etmez…
Chiron’un içeriye girdiğinde gördüğü şey, tanımadığı bir erkeğin annesine eşlik ediyor olmasıdır…
Aslında bu Chiron için artık vaka-ı adiyedendir de…
Zaten Juan’da uyuşturucu müptelası Paula’yı müşterisi olarak kendisinden sürekli mal alan aynı erkekle kafayı dumanlarken yakalamıştır…
Bu arada annesinden nefret etmekte olan Chiron, evlerine gittiği Juan ile Teresa’ya eşcinsellikle ilgili (o an için yanıtsız kalan) sorular yöneltir…
Ve…
İİ. Chiron: On altı yaşına gelen Chiron’un başı, okulda zorbalık yaparak hayatını zindana çeviren Terrel (Patrick Decile) ile fena halde derttedir…
Okuldan çıkıp eve gittiğinde Chiron’a annesi:
“Bu akşam bir arkadaşım gelecek, kendine kalabilecek bir başka yer bul” deyince, o da soluğu Teresa’nın yanında alır…
Yalnız öldüğü için artık Juan yoktur ortalıkta…
Hepsi bu kadar mı?
Elbette değil…
Şu ana kadar sadece Chiron’un içinde bulunduğu durum ve ortamı anlayarak kısaca özetlemeye çalıştık…
Geride Chiron’un kendi cinsel kimliğini keşfetmesinin yanı sıra hayatının normal akışını değiştirecek sahneler ile olgun yaştaki Chiron (Trevante Rhodes) ve Kevin’ın (André Holland) son hallerini keşfedeceğimiz “İİİ. Black” adında son bir bölüm daha bulunmakta…
Eğer halen izlemediyseniz, 4 milyon dolar gibi mütevazi bir bütçeyle çekilerek “Yılın En İyi Filmi”, “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu” (Mahershala Ali) ve “En İyi Senaryo Uyarlaması” kategorilerinde üç Academy Ödülünü birden kazanan bu filmi kaçırmamanızı önereceğiz…
Moonlight, genç bir çocuk olan Chiron'un hikayesine odaklanıyor ve film bu hikayeyi 3 farklı bölümde incelemiş. İlk bölümde Chiron'un çocukluğunu ve bir uyuşturucu satıcısı olan Juan'la olan bir nevi baba oğul ilişkisini görüyoruz. İkinci bölümde Chiron'un gençliğini, onun yaşadığı zor çevre koşullarını ve kişiliğinin geliştiğini görüyoruz. Son bölümdeyse Chrion'un bir yetişkin olarak hayatını nasıl ilerlettiğini görüyoruz. Ve filmin kendisi de bu hikayeyi anlatırken Chrion'un yaşadığı bu zor çevre içerisinde kimsenin onu anlamamasını ve kişiliğinin nasıl şekillendiğini gösteriyor kısaca.
Moonlight'ı izlemeden hemen önce insanların yazdıkları yorumları bir incelemek istedim. Amerika başta olmak üzere bu filme dair hep olumlu yorumlar okudum. 8 dalda Oscar'a aday olması da bunun kanıtı. Ama daha çok diğer ülkelerdeki yorumlara bakınca herkesin filmi yerden yere vurduğunu gördüm. Bunun da nedeni oldukça basit aslında.
Moonlight filminde yaşanılan sorunlar bize pek hitap etmiyor. Geçen günlerde eleştirdiğim Patriots Day filmindeki gibi bu film daha çok Amerika'ya hitap ediyor. Ama fark şu: Patriots Day, hikayesini oldukça milliyetçi bir şekilde anlatırken bu filmse hikayesini çok sade ve gerçekçi bir şekilde anlatmış.
Moonlight herkese hitap eden bir film değil. Daha çok filmi izlerken empati kurmanız gereken ve filmin bu gerçekleri nasıl aktardığına dair takdir etmeniz gereken bir iş. Ben her ne kadar Moonlight'ı herkes kadar sevmemiş olsam da çok ama çok takdir ettim. Çünkü Moonlight'ın geçtiği çevreyi bu kadar gerçekçi bir şekilde anlatan başka bir film daha görmedim. Özellikle de Amerika'da böyle mahallelerde yaşayan çocukların ve gençlerin hangi zorluklar içinde yaşadığını görüyorsunuz ve hissedebiliyorsunuz.
2 yıl önce çıkmış ve 12 yılda çekilmiş olan Boyhood filmini hatırlıyor musunuz? Boyhood'u saygı duymuş olsam da bana biraz boş gelmişti. 3 saate yakın süresinde sadece bir çocuğun büyümesini gösterip "gözümüzün önünde büyüdü" gibi bir his uyandırıyordu. Ama Moonlight ise Boyhood'un yapamadığı şeyi yapıyor. Çünkü Moonlight'ın gerçekten de bir amacı var ve bütün bunların içinden bir mesaj vermeye çalışıyor. Üstelik bu mesajı verirken de hiç zorlanmıyor, doğal ve gerçekçi havasını hiç yitirmiyor.
Oyunculuklara gelirsek, Chiron'u oynayan 3 oyuncunun oyunculukları çok başarılıydı. Ayrıca Mahershala Ali de çok iyiydi. Ali'nin filmdeki rolünün daha uzun olmasını dilerdim ama yine de bulunduğu her sahneyi çalmayı başarmış. Filmdeki en iyi oyuncuysa benim gözümde Naomie Harris'di. Harris bu filmde resmen döktürmüş. James Bond filmlerindeki performansından bu noktaya gelmesine çok şaşırdım. Ayrıca yönetmen Barry Jenkins'in hikayeyi anlatış tarzına, sinematografiye ve Nicholas Britell'in müziğine de bayıldığımı belirtmeliyim.
Peki bütün bu takdir ettiğim yanlarının dışında Moonlight'ın sorunları var mı? Benim gözümde birkaç tane var. Öncelikle her ne kadar Moonlight çok etkileyici olsa da filmin durağan temposu ve işlediği yoğun konuları yüzünden bir daha izleyebileceğimi pek zannetmiyorum. Tekrar ve tekrar izlenebilirliği olan bir film değil yani. Bunun dışında da birkaç ufak sahne gereğinden fazla uzatılmış.
Kısacası Moonlight, herkese hitap eden bir film olmasa da kesinlikle takdir edilmesi gereken bir iş. Müthiş oyunculukları, yönetmenliği, müziği ve kurgusuyla Moonlight, gerçekten de etkileyici bir film. Kendi türünde çok cesur ve farklı bir film olduğundan desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum. İyi seyirler.
FİLMİN İYİ YANLARI:
+ Filmin geçtiği çevreye dair yakalanmış olan gerçekçi ton.
+ Oyunculuklar, yönetmenlik, sineamtografi ve müzikler.
+ Kimsenin yapmaya cesaret edemeyeceği türde bir iş olması.
FİLMİN KÖTÜ YANLARI:
- Birkaç uzatılmış sahne, tekrar ve tekrar izlenebilirliği olmaması.
Film, Miami'de yaşayan bir çocuğun hayatındaki üç dönemini anlatıyor. Fazla durağan bir filmdi. Bu nedenle filmi izlerken dikkatin dağılması kolay oluyor. Ama bu filmin kötü olduğu anlamına gelmiyor. Bazı filmler sessizliği kullanarak daha etkileyici olurlar. Bu film de onlardan biriydi. Filmin hikayesi şu şekilde; Chiron adlı bir çocuk sürekli arkadaşları tarafından ezilen, içine kapanık biridir. Bir gün Juan onu bulur ve onunla ilgilenir. Juan onu eğlendirmek için onunla birtakım etkinlikler yapar. Bu bölümde Chiron'un nasıl büyüdüğünü, arkadaşlarıyla ve annesiyle ilişkisini görüyoruz. İkinci bölümde Chiron lise çağındadır. Bu dönemde de ezilmişlik duygusunu kendinden atamamıştır. Bu dönemde Chiron'un cinsel yöneliminin eşçinsellik olduğunu öğreniyoruz. Kevin ile ilişkiye girer. Daha sonra lisede Chiron'a sinir olan arkadaşları Kevin'e onu dövdürtürler. Daha sonra Chiron kendini dövdürtenlerden birine saldırır ve hapse girer. Buradan sonra üçüncü bölüme geçilir. Üçüncü bölümde çok farklı bir Chiron karşımıza çıkar. Her bölümünde farklı bir ismi olur. Bu bölümdeki ismi "Black"tir. Bu bölümde uyuşturucu işine girip çok para kazandığını görüyoruz. Daha sonra eski arkadaşı Kevin ile buluşur ve eski günleri yâd ederler ve film sona erer. Filmde neredeyse hiç hareketli sahne yoktu, hep durgunluk vardı. Filmin senaryosunu yeterli bulmadım. Yönetmen, Chiron'u daha iyi anlayabilmemiz için daha etkili bir senaryo ve sahneler çekmiş olsaydı filmin etkileyiciliği daha fazla olurdu. Film güzel ama fazla duygu veremediğini düşünüyorum. Bu hikayeden daha duygusal bir sonuç çıkabilirmiş. Görüntü yönetmenliği iyiydi ancak bazı sahnelerde kameranın oynaması seyir zevkini azaltıyordu. Filmde gerçekçilik öğesinin hakkını verelim. Gerek oyuncular olsun, mekânlar olsun, oyuncuların kullandığı dil olsun gerçekçi bir yapı oluşturmuşlar. Filmin anlatmak istediği şey şu idi bence; Çocuklukta nasıl büyüdüğümüz, kimler tarafından yetiştirildiğimiz, ilerideki hayatımız için çok önemlidir ve ilerideki hayatımızı fazlasıyla etkiler. Bir çocuğun hayatındaki üç dönemini anlatan, nasıl özelliklere sahip biri olduğunu, annesi ve arkadaşlarıyla nasıl ilişki kurduğunu anlatan, küçüklük yaşlarındayken yaşadıklarının gelecekte seni etkiyebileceğinin vurgusunu yapan, En İyi Film de değil 3 tane Akademi ödülüne sahip bir film. Filme verdiğim puan= 7,7
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.