İstanbul Kırmızısı
Ortalama puan
2,1
285 Puanlama

57 Kullanıcı yorumları

5
12 Eleştiri
4
3 Eleştiri
3
5 Eleştiri
2
2 Eleştiri
1
12 Eleştiri
0
23 Eleştiri
Sırala
En yararlı eleştiriler En yeniler En çok eleştiri yazmış üyeler En çok takip edilen üyeler
cevdet C.
cevdet C.

Takipçi 25 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
17 Mart 2017 tarihinde eklendi
Öncelikle görüntü yönetmenini tebrik etmek lazım gerçekten görsel olarak çok başarılıydı. İkili diyaloglar ise çok şiirseldi. Film bu kadar olumsuz eleştiriye rağmen gayet tatmin ediciydi. Sadece bazı kısımları olmasa film herhangi birşey kaybetmezdi, mesela Cumartesi anneleri ve Kürt kızının ailesi muhabbeti bana göre gereksiz bir ayrıntıydı. Hikayeyle bir bağ kuramadım. Oyuncu kadrosu zaten kolay kolay biraraya gelmeyecek isimler

Özetle; iyi ki sinemada izlemişim diyorum. Güzel bir hikaye izlemek istiyorsanız izlenmesi gereken bir film. Tabi Ben zekamı kullanmayayım, izledikten sonra düşünmeyeyim, gülüp eğleneyim diyorsanız pek tatmin etmeyecek bir film.
Cinemain
Cinemain

Takipçi 32 değerlendirmeler Takip Et!

0,5
4 Haziran 2020 tarihinde eklendi
Türkiye'deki Beşinci Kol Faaliyetlerinin başka biri de bu film işte. Ne acı, ne acı... Ama yüksek olmayan izlenme oranları vs. filmin başarısızlığını açık bir şekilde ortaya koyuyor ya bir şey demesek de olurdu. Yine de insanın bağırası geliyor: Bir şeyler anlatırken illa edep sınırlarını parçalamak mı gerekiyor? Bu aslında yetersizliğin açık bir itirafı değil de nedir? Yeteneği olan böyle şeyler olmadan da film ve diziler çekip başarılı olabilir. Marifet bunu başarmakta.

Bir de eklemeliyim ki yapacağı tahribattan sıyrılmak günümüz insanı için oldukça zor. Ancak bir Hızır Çeşmesi bulup oradan âb-ı hayat suyunu yudumlarsa yeniden dirilmek mümkün olur. Amma günümüzde Hızır Çeşmesinin Zehir Çeşmesi diye yutturulup üstüne bir de "zift"in "SU" diye içirildiği bir dönemde Hızır Çeşmesini bulabilmek oldukça zor maalesef.

Apaçık bir şekilde "Beşinci Kol Faaliyetleri"ne hizmet eden başka bir film de bu işte.

Sanat maskesi altında hiç durmadan çekilen ve şehevanî duyguları tasvir eden bu filmler, AHLAKIN GÜNÜMÜZDE NE DERECE SÜKÛT ETTİĞİNİ AÇIK BİR ŞEKİLDE GÖSTERMEKTEDİR. "Edeb bir tâc imiş nûr-ı Hûdâ’dan/ Giy o tâcı emîn ol her belâdan." der şair. Tavsiyem EDEB TÂCInı giyip BU TÜRLÜ BELALARdan uzak durmanızdır.

Kadın/erkek fitnesi, pek çok geçmiş milletlerin çöküşüne sebep olmuştur. Evet, geçmişte yaşamış pekçok topluluk ve milletler kadın/erkek fitnesi yüzünden mahv u perişan olmuştur. Roma ve Bizans şehvet ve şehevanî duygular altında kalarak ezildi. O güzelim Endülüs de öyle..
Mehmet Y.
Mehmet Y.

1 değerlendirme Takip Et!

1,0
6 Mart 2017 tarihinde eklendi
hayatımda böyle rezil bir film görmedim.. iki saatim heder oldu. yahu kardeşim böyle bir film yapacaksanız hiç yapmayın.. koca koca isimler, ünlü bir yönetmen ama film koca bir sıfır.. ne konu belli, ne mesaj belli.. böyle filmler yapıyorsunuz, seyircinin güvenini sarsıyorsunuz.. ondan sonra da oturup türk sineması niye böyle diye ağlıyorsunuz.. başka ülke de olsa sinemalar bu filme salon vermeye bile utanır... o kadar yani...
Murat K.
Murat K.

Takipçi 188 değerlendirmeler Takip Et!

2,0
5 Mart 2017 tarihinde eklendi
Muhteşem bir kadro ve belki de muhteşem bir hikaye.Belki de diyorum çünkü bir hikaye ancak böyle anlatılamazdı.İyi verilmeyen detaylar,üzerinden şöyle bir geçilmiş 'karakterler', şaşırtıcı olsun diye bariz olarak hikayeye yerleştirildiği belli olan,sırıtan absürtlükler.Tüm bunların toplamı olarak hiç de vurucu olmayan bir final.
Kafamızı karıştırıyor,doğru.Ama bu iyi olduğu manasına gelmez.Yine de;"İzleyeceğim arkadaş!" diyenlere iyi seyirler...
Merve D.
Merve D.

1 değerlendirme Takip Et!

5,0
5 Mart 2017 tarihinde eklendi
Gerek karakterler gerek duyguların seyirciye işlemesi ve tabiki usta sanatçıların imzası ile özledigimiz tadı bize veriyor. Sanatsal, kültürel ve birçok açıdan çok başarılı bir yapımdı...
ELIF s.
ELIF s.

Takipçi 13 değerlendirmeler Takip Et!

3,0
22 Mart 2017 tarihinde eklendi
Sakince, beklentisiz izledim. Ergenç'e, Nejat'ın annesine, Tuba'nın tarzına- duru güzelliğine, İstanbula bayıldım. Senaryoya filan takılmadım, sonradan ekşide çok güzel açılımlar yapmış yazarlar, hayran kaldım. Evet, herkese göre değil ama kötü bir film değil benim için.
AKIN ŞENEL
AKIN ŞENEL

Takipçi 22 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
20 Aralık 2024 tarihinde eklendi
İstanbul Kırmızısı, kayıp anılar ve duyguların peşinden giden, İstanbul’un şiirsel dokusuyla harmanlanmış bir hikaye sunar bizlere. Yalnızlık, geçmişle yüzleşme ve insan ruhunun derinliklerini keşfetme temaları, film boyunca İstanbul’un çok katmanlı yapısı içinde ustalıkla işlenir. Halit Ergenç, Nejat İşler ve Tuba Büyüküstün’ün etkileyici performansları, şehri bir fon olmaktan çıkarıp hikayenin bir parçası haline getirir.

Hikaye ve Şehrin Dokusu
İstanbul Kırmızısı, Orhan Şahin’in yıllar sonra İstanbul’a dönüşüyle başlar. Ancak bu dönüş, yalnızca bir iş ya da ziyaret değil, geçmişin gölgeleriyle yüzleşme yolculuğudur. Özpetek, hikayesini anlatırken İstanbul’u adeta bir zaman kapsülü gibi kullanır. Sokaklar, binalar ve Boğaz’ın suları, karakterlerin anılarını ve iç dünyalarını yansıtır. Filmde sıkça karşımıza çıkan eski mahalle evleri, taş sokaklar ve vapur sesleri, geçmişin izlerini taşırken, modern İstanbul’un hareketli temposu, geleceğe dair belirsizliği simgeler.
Bu noktada, İstanbul yalnızca bir mekan değil, hikayenin bir anlam taşıyıcısı haline gelir. Orhan’ın Deniz’in kayboluşunu araştırırken içine düştüğü belirsizlik, şehrin karmaşıklığıyla paralel ilerler. Özpetek, İstanbul’un hem huzurlu hem de kaotik yanlarını bir arada göstererek, karakterlerin içsel karmaşasını daha da derinleştirir.

Karakterlerin Derinliği ve Temsil Ettikleri Dünyalar
Ferzan Özpetek’in usta yönetmenliğinde, İstanbul Kırmızısı yalnızca bir hikaye değil, aynı zamanda bir karakter portresi olarak dikkat çeker. Her karakter, hem bireysel hem de İstanbul’un katmanlı kimliğini yansıtan birer semboldür.
Orhan Şahin, hikayenin ana odağıdır ve geçmişle bağını koparmaya çalışırken aslında geçmişin onu şekillendirdiği gerçeğiyle yüzleşir. Halit Ergenç’in derinlikli oyunculuğu sayesinde, Orhan’ın sessizlikleri bile bir anlam taşır. Karakterin içine kapanık yapısı, İstanbul’un melankolik atmosferiyle birleşerek, kayıp anıların peşinden giden bir adamın içsel çatışmasını yansıtır. Orhan, bir yandan Deniz’in kayboluşunun gizemini çözmeye çalışırken, bir yandan da kendi hayatındaki eksiklikleri fark eder.

Deniz Soysal karakteri, filmde yalnızca bir kaybolan figür değil, aynı zamanda özgürlük ve belirsizliğin simgesidir. Nejat İşler’in doğal ve etkileyici performansı, Deniz’in hem çekici hem de ulaşılmaz bir karakter olarak seyirciyi kendine çekmesini sağlar. Deniz, modern İstanbul’un hızla değişen ve kaybolan yüzünü temsil eder. Onun kayboluşu, hem fiziksel hem de metaforik bir boşluğu işaret eder. İzleyici, Deniz’in varlığı ve yokluğu arasında bir denge arar.
Neval, hikayeye gizem ve sofistike bir derinlik katan bir diğer önemli karakterdir. Tuba Büyüküstün’ün zarif ve etkileyici oyunculuğu, Neval’i büyüleyici bir figür haline getirir. Neval, İstanbul’un kültürel ve tarihi dokusunu temsil eder; bir yandan geçmişe bağlı, diğer yandan değişime açık bir portre çizer. Onun hikayedeki rolü, hem karakterlerin birbirleriyle olan bağlantılarını güçlendiren hem de hikayeye duygusal bir yoğunluk katan bir yapıdadır.

Yan karakterler de filmde derin bir anlam taşır. İstanbul’un sakinleri, günlük yaşamın koşuşturmasında görünüşte sıradan ama aslında şehrin ruhunu oluşturan bireyler olarak karşımıza çıkar. Özellikle Orhan’ın karşılaştığı insanlar, İstanbul’un farklı yüzlerini, sosyokültürel çeşitliliğini ve karmaşıklığını gözler önüne serer.
Bu karakterler, Özpetek’in ustalığı sayesinde yalnızca birer hikaye unsuru değil, aynı zamanda İstanbul’un farklı temalarını ve ruh hallerini temsil eden semboller olarak filme hizmet eder. Bu nedenle, İstanbul Kırmızısı karakterler üzerinden yalnızca bireysel hikayeler değil, aynı zamanda şehrin değişen doğası ve ruhuna dair bir portre çizer.

Görsel Estetik ve İstanbul’un Şiirsel Yansımaları
Ferzan Özpetek’in sinematik dili, İstanbul’un görsel estetiğini bir sanat eserine dönüştürür. Her karede, şehrin dokusu karakterlerin ruh hallerini yansıtır. Sararmış gün batımları, karakterlerin geçmişe özlemini simgelerken; Boğaz’ın sisli sabahları, geleceğin belirsizliğine işaret eder. Yönetmen, dar sokakları ve tarihi yapıların gölgelerini kullanarak, bir zamanlar yaşanmış olanların izlerini hissettirir. Özellikle Boğaz sahnelerinde kamera hareketleri, karakterlerin içsel dalgalanmalarını dış dünyaya yansıtır.

Filmde kullanılan ışık ve renk tonları, hikayenin dramatik yapısını güçlendirir. İstanbul’un mavi ve gri tonları, hüznü ve melankoliyi simgelerken; kırmızının aniden ortaya çıktığı anlar, karakterlerin yoğun duygusal patlamalar yaşadığı sahnelerde belirir. Bu kırmızı ton, hem bir uyarı hem de bir tutkunun sembolü olarak film boyunca tekrar tekrar karşımıza çıkar.
Özellikle şehir manzaralarının şiirsel bir şekilde ele alındığı sahneler, seyirciye İstanbul’un çok katmanlı doğasını gösterir. Gündelik hayatın telaşı, geçmişin hayaleti ve modern dünyanın izleri, bir sanat eserinde birleşen unsurlar gibi bir araya gelir.

Müzik ve Ritmin Duygusal Katkısı
Filmde müzik, hikayenin duygu yükünü daha da artıran bir öğe olarak karşımıza çıkar. Özpetek, müziği yalnızca bir fon olarak değil, karakterlerin duygusal derinliklerini yansıtan bir araç olarak kullanır. Klarnet ve piyano ağırlıklı müzikler, İstanbul’un melankolisini ve zarafetini yansıtarak seyirciye adeta bir rüya atmosferi sunar. Bu ezgiler, şehrin geçmişini çağrıştırırken, aynı zamanda modern İstanbul’un ritmini de hissettirir.

Film boyunca, müzikler karakterlerin duygu dünyalarını tamamlar. Orhan’ın içsel huzursuzluğunu vurgulayan melodiler, Deniz’in kayboluşunun yarattığı boşluğu hissettiren sessiz ritimler ve Neval’in gizemini pekiştiren ezgiler, seyirciyi hikayenin bir parçası haline getirir. Özellikle Boğaz sahnelerinde duyulan ince klarnet sesleri, İstanbul’un nostaljik ruhunu adeta bir fısıltı gibi hissettirir.

Müziğin zaman zaman arka planda sessizleşip karakterlerin nefes alışlarını ön plana çıkardığı anlar, filmin ritmini belirler. Bu teknik, izleyiciyi karakterlerin duygularına daha yakın hissettirirken, onların yalnızlıklarını ve içsel çatışmalarını da derinden hissettirir.

Kapanış
İstanbul Kırmızısı, Ferzan Özpetek’in en kişisel ve en etkileyici filmlerinden biri olarak öne çıkar. Şehir, bir mekan olmaktan öte, bir hafıza alanı, bir karakter ve bir metafor olarak hikayenin tam merkezindedir. Film, yalnızca bir kayboluş hikayesi değil, aynı zamanda bireylerin kendi içlerindeki kaybolmuş parçaları arayışlarının bir anlatısıdır. İstanbul, tüm görkemi, kaosu ve melankolisiyle bir baş karakter gibi filme yön verir.

Görsel estetiği, karakter derinliği ve duygusal müzikleriyle İstanbul Kırmızısı, izleyiciyi yalnızca bir hikaye izlemeye değil, şehri ve kendi geçmişlerini yeniden düşünmeye davet eder. Ferzan Özpetek, bu filmle hem İstanbul’un hem de insan ruhunun çok katmanlı doğasını ustalıkla resmeder. Film, şehrin kendisi kadar büyüleyici, karmaşık ve dokunaklı bir deneyim sunar. İstanbul Kırmızısı, iz bırakan bir sinema eseri olarak hafızalarda yer edinir.
Erdal D.
Erdal D.

1 değerlendirme Takip Et!

1,0
6 Mart 2017 tarihinde eklendi
Net. BERBAT ÖTESİ. Filmden bitti, salondaki herkes birbirine bakıp güldü. Bunedir arkadaş, biz 120 dakika ne izledik diye !!
Sarmaşık
Sarmaşık

Takipçi 5 değerlendirmeler Takip Et!

2,0
15 Mart 2017 tarihinde eklendi
Filme gerekli özenin gösterilmediğini düşünüyorum. Özellikle başrol oyuncularının görünümler, mimikleri dizilerdeki ve diğer filmlerindeki rollerinden hiç de farklı değildi. Bırakın bakışları ve hareketleri fiziksel görünümlerinde bile en ufak bir fark yaratmaya gerek duymamaları seyirciye saygısızlıktır. İzledikçe anlamı belirginleşen bu hikayeye film olması sürecinde yönetmen de oyuncular da kendilerini verememişler. Anlamı gizlenen ve gizi çözmesi izleyiciye bırakılan böyle filmlerin gişe kaygısı taşımadan festivallerde sunulması en iyi seçenek bence. Hem para kazanayım hem de istediğimi istediğim şekilde anlatayım dediğiniz zaman geride bir salon dolusu izleyicinin filmin sonunda gülmesiyle sonuçlanan bir kazıklanma duygusu bırakmış olursunuz. Recep İvedik neden başarıyor derseniz "Şahan Gökbakar'ın Recep İvedik tipi için yeterince çalışmadığını söyleyebilir miyiz?" Özetle izleyici kendisi için emek veren oyuncuya ve yönetmene para ödemek istiyor.
Gizem İ.
Gizem İ.

Takipçi 3 değerlendirmeler Takip Et!

0,5
27 Mart 2017 tarihinde eklendi
Oyuncularını cok beğendiğim için gittim ama ben begenmedim filmde herşey yarım bırakılmıs genelde filmlerde giriş gelişme sonuç ararız her gösterilen bi sonuçlansın isteriz film bittiğinde herşey havadaydı birsürü sorular amacsız film gibi geldi ... tabiki böyle filmleri seven varsa şiddetle tavsiye ediyorum
Emren K.
Emren K.

1 değerlendirme Takip Et!

0,5
11 Mart 2017 tarihinde eklendi
Hayatımda izlediğim en kötü film. Oyuncu kadrosu adına böyle bir filmi onlara güvenerek izlediğim için tek kelimeyle dolandırıcılar diyorum... bundan sonra bu kadronun yaptığı hiç bir filme de gitmem net!!!
Sevim A. Açikgöz
Sevim A. Açikgöz

1 değerlendirme Takip Et!

5,0
29 Mayıs 2020 tarihinde eklendi
Bence film harika benim filmden çıkarmış olduğum anlam doğrultusunda. Yani doğru anladığımı düşünerekten bu kanıya vardım.
Filmde Orhan diye biri yok. Orhan Denizin kendini anlatmak için kullandığı hayali bir karakter. Otobiyografisini başkasının gözünden bakarak yazıyor. Zaten filmin sonunda Denizin hayali karakteri Orhan Yusufa bir mektup yazıyor ve Deniz diye bitiriyor mektubunu. Gasilhanede Yusufun yıkanmasını izliyor ordan da Orhanın Denizin ta kendisi olduğunu anlıyoruz zaten. Çünkü kitabında Yusufun gasilhanedeki yıkanmasını anlatan Deniz ve Hayali Karakteri Orhanla yani bizzat kendi ile bu konuyu konuşuyor. (içsel bir konuşma yapıyor aslında).Bence harika bir film emeğe geçen herkese teşekkürler.
E spoiler:
n sonunda köpeğin kabına su koyması ve bogazı yüzerek geçmesi de doğru bir kanıya vardığımı filmi doğru anladığımı düşündürüyor. spoiler:
HOTMALİHOT
HOTMALİHOT

2 değerlendirmeler Takip Et!

0,5
13 Mart 2017 tarihinde eklendi
Böyle bir kadro ve ortaya çıkan bu kadar kötü bir film. Kimin suçu gerçekten karar veremiyorum. Ama en büyük suç Halit Ergenç'te neden mi çünkü böyle bir filmde yer aldığı için.
Ozataairlines
Ozataairlines

2 değerlendirmeler Takip Et!

0,5
9 Mart 2017 tarihinde eklendi
Bu kadar sacma bir gilm daha gormedim olay orgusu bile alakasiz durduk yere Turkiyenin etnik kokenleriyle ilgili yorum yapip kafa karistiriyor tamamen verdigim paraya acidim yarisinda ciktim filmin hakkimi helal etmiyorum bu kadar profosyonel bi kadrodan bu kadar berbat bir film gelmemeliydi
Merve C.
Merve C.

2 değerlendirmeler Takip Et!

0,5
16 Mart 2017 tarihinde eklendi
Vaktiniz paraniz coksa , sinemada uyumayi seviyorsaniz gidin tabi. Ama ben gittim ne uyuybildm ne filmden bisey anladm. Amacsz bi filmdi.
Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri
  • En İyi Filmler
  • Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler