Hesabım
    The Beguiled
    Ortalama puan
    3,0
    8 Puanlama
    The Beguiled hakkında görüşlerin ?

    2 Kullanıcı yorumları

    5
    0 Eleştiri
    4
    0 Eleştiri
    3
    2 Eleştiri
    2
    0 Eleştiri
    1
    0 Eleştiri
    0
    0 Eleştiri
    rudeonerudeone
    rudeonerudeone

    Takip Et! Takipçi 1.698 Eleştirisini Oku

    3,0
    1 Ekim 2017 tarihinde eklendi
    Olabilecekken olmamış, veya yarım kalmış bir film olarak görüyorum. Don Siegel'ın eserini izlemedim veya kitabı okumadım fakat Coppola'nın versiyonunda, filmin içine girebilmem veya karakterleri tam olarak anlayabilmem ile ilgili bazı sorunlar yaşadım. Bunun en büyük sebebi, filmin bazı hisleri vermekteki eksikliği veya aceleciliği idi bana kalırsa. İç Savaş'ın şiddetle devam ettiği günlerde kapınıza bir düşman askeri geliyor, etrafta bir sürü söylentiler var, evde bırakın diğerlerini kendisini bile koruyabilecek zar zor bir tek Nicole Kidman var, ancak bu misafir o kadar kolay, o kadar hızlı bir şekilde kabul ediliyor ve benimseniyor ki, ben gerçekten çok şaşırdım. Keşke on-on beş dakika daha uzun olsaydı şu film de en önemli hisleri doğru düzgün verseydi Sofia Coppola. Film kendini izletiyor, görüntü yönetimi de harika bu arada, oyunculuklar fena değil (çok göze çarpan performanslar olmasa da), fakat işte bu en temel olay benim inandırıcılık sınırlarımı epey zorladı. Don Siegel versiyonunu izleyenler Coppola'nın aynı zamanda önemli bazı karakterleri ve dinsel ve toplumsal pek çok göndermeyi es geçtiğini, çıkardığını söylüyorlar. Bu haliyle yalnızca cinsel çekim üzerinden ilerleyen bir hikaye olmuş ve o da dediğim gibi yeterince başarılı değil. Kadın dünyasını ele almayı seven Coppola, belli ölçüde belki başarılı ancak uzun süre konuşulacak bir filme de imza atamıyor ne yazık ki. Karakterler belki de uzun süre sonra izlediğim en sığ karakterler. Çok basmakalıp bir senaryo var. Doğru düzgün kimin hangi motivasyonlar ile hareket ettiği belli değil. Hem asker hem de kadınlar tabiri caizse değişik değişik ruh hallerine bürünüyor ve değişik değişik hareketler yapıyor. Bir yerlerde sürprizler olacak, film yükselecek hissi hep var ancak maalesef böyle bir şey de olmuyor. Tüm tahmin edilebilirliği içinde film sona eriyor. Coppola sinema tarihine geçmek istiyorsa sinematografisini çok ama çok güçlendirmeli. Daha sağlam filmlere imza atmalı.
    Alp T.
    Alp T.

    Takip Et! Takipçi 441 Eleştirisini Oku

    3,0
    29 Eylül 2017 tarihinde eklendi
    Yeniden Filmekimi festivalinde olmak çok güzel. Geçen yılki festivalde Captain Fantastic, Arrival ve Hell or High Water filmlerini izleme fırsatı bulmuştum, bu yıl ise bu film listesini daha fazla genişletmeyi düşünüyorum. Ve bu yılki festivalde izlediğim ilk film ise, Sofia Coppola'ya Cannes festivalinde "En İyi Yönetmen" ödülünü kazandıran The Beguiled filmiydi.

    "İç savaş sırasında bir grup kızın bir okula sığınıp Bayan Martha tarafından eğitildiği bir yerin yakınlarında kızlardan birisi, bölgede yaralanmış bir askerin olduğunu fark eder. Askeri eve taşıyan kızlar, onunla yakından ilgilenmeye başlar. Bu da kızları kıskançlık, ihanet ve birliktelik ile biten bir sona yaklaştırır. Bu sırada da Bayan Martha, her şeyi dengelemeye çalışır."

    The Beguiled'ın Clint Eastwood'un başrolünde olduğu, 1971 yapımı aynı adlı bir filmi olduğunun farkındayım. Evet, bu iki filmde yaşanan senaryolardan ana karakterlerin adlarına kadar içerik neredeyse birbirinin aynısı. Fakat Sofia Coppola bu hikayeyi öyle bir ele almış ki, filmi izlerken bir "yeniden çevrim" izliyormuş gibi hissetmiyorsunuz. Coppola, bu işi tamamen kendi etkisi altına almış.

    Bu da The Beguiled'ın en çok ve en az sevdiğim yanıydı benim için. Size şöyle izah edeyim: The Beguiled'ın oldukça ilginç bir hikayesi var ve Sofia Coppola bu hikayeyi olabilecek en sade şekilde işlemiş. Bu da filme orijinal versiyonundan daha özgün bir ton kazandırmış ama aynı zamanda da hikaye daha ilgi çekici işlenebileceğinden, film bittikten sonra üzerinizde o kadar büyük bir etki bırakmıyor. Dürüst olmak gerekirse, The Beguiled benim için neredeyse kusursuzdu. Filmin içinde elbette bazı eksik karakter yapıları ve gereksiz sahneler gibi ufak sorunlar var fakat bu sorunlar neredeyse her filmde yaşanıyor. Filmi izlerken oldukça iyi vakit geçirdim fakat bittikten sonra üzerimde bıraktığı etki çabucak kayboldu.

    Ama bu sorunumun yanı sıra, The Beguiled hakkında öveceğim bir sürü şey var. Ama en başta büyük övgüyü hak eden kişi, kesinlikle Sofia Coppola'ydı. Coppola'nın yönetmenliğine tek kelimeyle ba-yıl-dım. Klostrofobik bir hava yaratmak için kullandığı farklı kamera boyutundan filmdeki kızların iç dünyasında geçenleri söylemeden seyirciye anlattırmayı başardığı ufak dokunuşlara kadar, Coppola bu filmde inanılmaz bir iş çıkartmış. Cannes'de aldığı En İyi Yönetmen ödülünün hakkını vermiş. Üstelik başarılı görüntü yönetmeni Philippe Le Sourd ile Coppola'nın bir araya gelişi, gözlerinizi üzerinizden alamayacağınız güzellikle bir film ortaya çıkartmış.

    Coppola'nın dışında bu filmin belkemiğini oluşturan diğer önemli şey ise oyunculuklardı. Kirsten Dunst'ı uzun zamandır bir filmde izlememiştim ve onun performansını başarılı buldum. Özellikle de karakterinin aşka olan düşkünlüğünü ve narin yapısını çok iyi ortaya koymuş. Super 8'den beri radarımda olan Elle Fanning, her zamanki gibi harikaydı bu arada. Karakterinin ilgi bekleyen, karmaşık yapısını Fanning'den daha iyi birisi canlandıramazdı herhalde.

    Ayrıca diğer çocuk oyuncuları da sevdim. Tıpkı karakterleri gibi masum ve güçlü performanslar sergilemişlerdi. Fakat filmin en büyük yıldızı kesinlikle Nicole Kidman'dı. Karakterinin sürekli olaylara hakim olmasından mı bilmiyorum fakat Kidman'ı bu filmde çok etkileyici buldum. Colin Farrell ile karşılıklı sahneleri izlemesi bir ayrı güzeldi.

    Eğer Sofia Coppola'nın işlerini ve bir film izlerken ufak detayları yakalayıp noktaları kendinizin birleştirmesini seviyorsanız, The Beguiled'ı izlerken çok iyi vakit geçireceksiniz. Coppola'nın şahane yönetmenliğinden etkileyici oyunculuklarına kadar kesinlikle görülmeyi hak eden bir film. Sadece film bittikten sonra üzerinizde büyük bir etki bırakmıyor ve bazı yerlerde hikaye gereğinden fazla basit hissettiriyor, o kadar. Bu tarz filmleri sevenlerin seveceğine eminim. İyi seyirler.

    FİLMİN İYİ YANLARI:

    + Sofia Coppola'nın kusursuz yönetmenliği.

    + Philippe Le Sourd'un görsel yönetmenliği.

    + Nicole Kidman, Elle Fanning ve Kirsten Dunst.

    + Bilindik hikayeye sıradan ama etkili bir bakış getiriyor...

    FİLMİN KÖTÜ YANLARI:

    - ...fakat aynı zamanda biraz sıradan ilerlediği için üzerinizde pek bir etki bırakmıyor.

    - Daha etkili olabilecek karakterlerin biraz zayıf kalmış olması.

    TOPLAM PUAN: 6.9/10
    Daha Fazlasını Göster
    • En son Beyazperde eleştirileri
    • En İyi Filmler
    • Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler
    Back to Top