Senaryosunu da yazan Paul Thomas Anderson'ın yönetmen koltuğunda oturduğu “Phantom Thread”, 1950'lerin Londra'sında kent sosyetesi ile Avrupa kraliyet ailelerine haute couture tarz kıyafetler tasarlayarak diken Reynolds Woodcock (Daniel Day-Lewis) ve kız kardeşi Cyril'in (Lesley Manville) işyeri olarak da kullandıkları evde yaşanan olaylara odaklanan ilgi çekici bir drama...
Gelin isterseniz, filmde kullanılan söz konusu bu kıyafetlerin, gerçek tasarımcısı Mark Bridges'a, yılın "En İyi Kostüm Tasarımı" kategorisindeki Academy ve BAFTA ödüllerini kazandırmış olduğunu da belirterek filme biraz daha yakından bakalım...
Gün, çevresindeki kadınlardan kolayca sıkılan Reynolds'ın kendisine yüz vermiyor olması nedeniyle Johanna (Camilla Rutherford) adına oldukça kötü başlar...
Kontes Henrietta Harding (Gina McKee) ile Peter Martin (Philip Franks), Cyril ve Reynolds'ın terzihanesine gelirler...
Amaçları Reynolds'ın Henrietta için tasarladığı, bir kraliyet balosunda giyeceği kostümü son kez deneyerek alıp götürmektir...
Ki, bayıla bayıla alır götürürlerde o şahane kıyafeti,
Reynolds'ın katılmadığı bu etkinlik de Henrietta'yı süzen ve aslında kıyafetin yarattığı etkiyi anlamaya çalışan Cyril, kardeşi ile bir restoranda buluştuklarında ona, Johanna konusunu sorar...
Aldıkları karara göre keyifsiz olan Reynolds akşamdan şehir dışına çıkarken, ertesi gün Cyril'de peşinden gelecektir...
Sabah kahvaltısı için gittiği mekandaki, filmin Dr. Robert Hardy'e (Brian Gleeson) anlatıcısı da (narrator) olan sakar garson Alma (Vicky Krieps), Reynolds'un dikkatini çeker...
Hatta o kadar etkilenir ki Reynolds, siparişerini getiren Alma'ya akşam yemeğine çıkmayı teklif eder...
Tabii enayi değil ya, kapağı atacağı yağlı kapıyı bulduğunu fark eden Alma'da hiç düşünmeden hemen atlar bu teklife...
Yemekten sonra da birlikte Reynolds'ın evine giderler...
Evlilik hakkında biraz laflamanın ardından Reynolds, dikmekte olduğu bir elbiseyi üzerinde prova ettiği Alma için tamamlamaya karar verir...
Derken Cyril'de çıkar gelir...
Böylelikle Reynolds, mezura ile Alma'nın vücut ölçülerini alırken Cyril'de ölçülere ilişkin notları bir deftere kaydeder...
Artık Alma ile Reynolds beraber takılmaktadırlar...
Elbette her seferinde Cyril'de vardır yanlarında...
Ancak bir sabah kahvaltısında, çok gürültü yapan taşra kökenli Alma'da aynen Johanna gibi her konuda disiplinli bir yaşam şeklini benimsemiş olan Reynolds'un öfkesinden payına düşeni alır...
Ama ipler kopmaz...
Tersine gösterilerde diğer kızlarla beraber podyum mankenliğine de başlar Alma...
Bu arada Reynolds'ın, kimi zaman birkaç gün süren krizlerinin mevcut olduğunu da öğreniyoruz...
Düğünü için kıyafet dikeceği Barbara Rose'un (Harriet Sansom Harris) kendisini de davet edebileceğini söyleyince Cyril Reynolds'a...
Reynolds, ne yapması gerektiğini sorduğunda ablasına...
O da kabul etmesini tembihler kendisine...
Zira o kadın en iyi müşterileridir...
Zaten yapılan ilk prova da Barbara, muhakkak gelmesi hususunda ısrarda da bulunur Reynolds'a...
Fakat düğünde fenalaşan Barbara, aniden önündeki masaya yığılarak bayılınca Alma'nın da verdiği gazla Reynolds diktiği kıyafeti geri isteyecektir...
İşte bu Alma'nın, Reynolds'ın bütün kontrolünü eline alma çabasının işaret fişeklerinden ilki ve en önemlisidir...
Dakika 55...
Ve emin olun şu ana kadar henüz daha hiç bir şey görmediniz...
Bünyesinde, nitelikli oyuncu performansının yanı sıra müziklerinin de etkili olduğu film asıl şimdi başlıyor...
Her hangi bir ayrım yapmaksızın çektiği tüm filmleri izlemekle yetinmeyerek arşivimize de dahil ettiğimiz Paul Thomas Anderson'ın bu filmini de fırsat bularak halen izlememiş olan sinemaseverlere hararetle öneriyoruz...
Keyifli seyirler,