Allahsiz kitapziar ayda yilda bi filme gidiyorum amina koyim bune lan böyle fon muzigini her yerde duymaya başladim vooooooo diye rahibe götü her yerden fırlıyo ebesini sikicem amk
Film fragmanda beklediğimin altında kaldı izledikten sonra çünkü kendini çok tekrar eden sahneleri mevcut çok fazla klasikleştirmişler seyirciyi gerelim diye ancak ben filmin tek sahnesi hariç gerilmedim gerildiğim sahneyse başrahibe koltuğunda oturup rahip ve rahibe ile dialog kurduğu sahne gerildiğim film örnekleri the conjuring filmin hemen hemen her sahnesinde geriliyorsun özellikle merdivendeki el alkışlama dolap üzerinden ani atlama gibi sonra insidious ondanda kadının evde gezmesi ve hemen hemen elise rainier sahnelerinin hepsi gerilim üzerine ancak the nun daha önceki korku gerilim türüne göre çok basite kaçmış özenilmemiş filmde artık hangi sahnede bişey olucağını biliyoruz rahibenin dua ettiği sahnede ben çevresindekilerin olmadığını bile tahmin edebiliyorsam artık daha ne diyim kamera açıları güzel ama her an korkuya hazırlık yapılmış ve ani çıkışlar ile seyirci korkutulmaya çalışılmış ben filmi izlerken gerçekten gerilmeden izledim hollywood bu konuda kendini tekrar ediyor ve vasat kalıyor demektir kutsal su haç basma olayları gene çıktı bırakın şunları cidden basite kaçıyor birde başrahibe rolündeki Bonnie Aarons bence conjuring'te daha ürperticiydi gibi geldi hani az ve öz gizelimli kalması gibi bakalım film devamı olarak seriyi birbiren bağyalan filmlerin üzerine koyabilicekler mi? Puan:2.0
Kronolojik olarak bakıldığında Korku Seansı Evreni'nin ilk filmi. Bu filmle beraber Yılanların Lordu olarak isimlendirilen Valak ile tanışıyoruz. Filmimiz 1952 yılında Romanya'daki St. Carta Manastırı'nda bir rahibenin kendini asarak intihar etmesiyle beraber, Vatikan tarafından bir rahip ve henüz yeminini etmemiş bir rahibenin görevlendirilmesiyle başlıyor. Bu ikilinin görevi ise: Manastır ve çevresinin hâlâ kutsal olup olmadığını araştırmak. Bu ekibe o çevreyi iyi bilen ve ihbarı yapan Fransız karakterinin de katılmasıyla olaylar gelişiyor. Bu tarzda bir korku filminde görebileceğiniz tüm ögeler mevcuttu. Ters dönen ve yanan haçlar, kapı çarpmaları, tıkırtılar, çocuk kahkahası, birden çalışan radyolar ve gelen müzik sesleri, karakterleri takip eden gölgeler, sisler ... Bunun gibi bir sürü örnek verebilirim. Jump scare sahneler de vardı ama bu türe aşinaysanız nereden ne çıkacağını tahmin edebilirsiniz. Ancak rahibin filme doğru düzgün hiçbir katkısı yoktu. Sürekli kendisinden "Rahibe Irene, yardım edin!" seslenişlerini duyduk. Zaten bir ara Rahibe ile beraber birbirlerinden iyice koptular. Sonuçta beraber bir olayı araştırmaya gelmişsiniz. İnsan birbirini merak etmez mi? Rahip Ghostbusters'ı arasaydı eminim olaya daha fazla katkısı olurdu. Rahibe karakterini canlandıran Taissa Farmiga'nın oyunculuğunu beğendim. Zaten soluk teni ile beraber ablası Vera Farmiga (Lorraine Warren) ile beraber bu evrene gayet iyi uyum sağlıyorlar. Fransız karakteri ise filme mizahi yönden katkı sağlamış. Eğlenceliydi, hoşuma gitti. Filmin karanlık atmosferini de sevdim ki bu tarz filmlerde en sevdiğim şeylerden birisi budur. Kullanılan ses efektleri oldukça başarılıydı. Gerilimi çok iyi yansıtmış. Sonunu beğendim ve bu son ile beraber Korku Seansı 1'e bağlanmış oldu. Ayrıca Korku Seansı 2 ve Annabelle Creation filmine de atıfta bulunulmuş. Sonuç olarak bol klişe içeren ortalama bir yapımdı.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.