En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
rudeonerudeone
Takipçi
1.698 değerlendirmeler
Takip Et!
3,0
3 Kasım 2018 tarihinde eklendi
Aslında kendi içinde güzel bir film ancak beklentileri biraz fazlaca yükselttiğinden ve bu beklentileri de sonrasında karşılamakta zorlandığından istenen etkiyi yapamadı sanki. Türe yeni bir şeyler kattığından değil de görsel atmosfer ve Valak karakteri sayesinde izlenebilir.
The Nun, çok iyi olmayan senaryosunu çok iyi kotardığı atmosferiyle oldukça iyi bir dengeye oturtarak başarıya ulaşıyor.
Filmin esas meselesini tipik bir iyi kötü çatışmasından daha ağır, hollywood klişelerini tamamen olmasa da büyük ölçüde es geçerek iman ve küfür noktasında yoğunlaştırması, çok iyi, çok karanlık, bir çok noktada şaşırtıcı görselliklerle kurulmuş atmosferiyle daha ilgi çekici bir hal alıyor. Daha çok dindar hristiyan bir yönetmenin, senaristin öyküsü gibi görünen senaryo ise elbette anlatmaktan çok hayal ettirmek, göstermek, ima etmek derdinde. Şeytanın, kötülüğün resmedilmesi, hissettirilmesi, gösterilmesi ve onun korkunçluğunun izleyiciye duyurulması için film çok doğru, iyi kullanılmış oyunlar kuruyor; görsel anlamda son derece karanlık, çok az ışıklı ortamlarda, bugüne dek şeytan çıkartma filmlerinde görmediğimiz türden sahne düzenlemeleri, efekt kullanımlarıyla aşina olduğumuz korkutma hilelerinin yanına taze, ilginç yeni numaralar etkiliyor, ama bunlar ilginç, karanlık bir estetik içeriyor ve bence filmin başka türlü çekilse sırıtacak ve basit bir hollywood korku filmi olmasına neden olacak handikaplarını büyük oranda atlatmasını sağlıyor.
İzlenmese elbette olur, ancak yine de görselliği ve ağırbaşlı, bizi kendisini ciddiye almaya davet eden korkutma çabalarının tamamı için izlenmeyi hak eden bir film bu.
Filmin genel olarak korku dozu biraz düşük fakat atmosferi hoş ve hafif gericiydi ama keşke biraz daha olaya tarihi açıdan bakıp filmi, tarihi korku filmi olarak çekselerdi. Nede olsa conjuring evreninin başını anlatan bir film sonuçta.
Bu arada filmi izlerken anlamadığım birkaç nokta var, mesela hiç romaya gitmemiş ve daha yeminini bile yapmamış rahibe İrene'yi neden oraya ortamı biliyor ve durum hakkında bilgisi var diye peder ile gönderdiler. Ayrıca neden valak kendi ruhlarını ele geçirmesin diye orayı koruyanlar bir bir intihar etmek zorunda. Zaten daha önce kutsal bir şekilde kapatılmıştı oraya ve bunu bilenlerde var. Yani önlemini almadan orayı sadece kadin rahibelerin koruyacağı saçma bi düzene sahip bir şekilde kurup işlemişler.
Bu sorunlar dışında pek bir kötü yanı yok ve bunlara rağmen yeni birşey sunmadan, basit bir konu ile çekmiş olsalar da fena bir yapım değil diyebilirim.
Tüm seriyi sevenler olayları anlamak için bu filmi zaten izlemek zorunda ama olay umrumda değil sadece bu tarz bir film izlemek istiyorum derseniz de hiçbir şey kaybetmiş sayılmazsınız.
Dilspoiler: Filmi izlemek isteyen arkadaşlara önerim gündüz seyretmeyin son derece karanlık her sahnesi göz yoruyor filme gelecek olursak idare eder çok fazla beklenti içinde olmayın
Kronolojik olarak bakıldığında Korku Seansı Evreni'nin ilk filmi. Bu filmle beraber Yılanların Lordu olarak isimlendirilen Valak ile tanışıyoruz. Filmimiz 1952 yılında Romanya'daki St. Carta Manastırı'nda bir rahibenin kendini asarak intihar etmesiyle beraber, Vatikan tarafından bir rahip ve henüz yeminini etmemiş bir rahibenin görevlendirilmesiyle başlıyor. Bu ikilinin görevi ise: Manastır ve çevresinin hâlâ kutsal olup olmadığını araştırmak. Bu ekibe o çevreyi iyi bilen ve ihbarı yapan Fransız karakterinin de katılmasıyla olaylar gelişiyor. Bu tarzda bir korku filminde görebileceğiniz tüm ögeler mevcuttu. Ters dönen ve yanan haçlar, kapı çarpmaları, tıkırtılar, çocuk kahkahası, birden çalışan radyolar ve gelen müzik sesleri, karakterleri takip eden gölgeler, sisler ... Bunun gibi bir sürü örnek verebilirim. Jump scare sahneler de vardı ama bu türe aşinaysanız nereden ne çıkacağını tahmin edebilirsiniz. Ancak rahibin filme doğru düzgün hiçbir katkısı yoktu. Sürekli kendisinden "Rahibe Irene, yardım edin!" seslenişlerini duyduk. Zaten bir ara Rahibe ile beraber birbirlerinden iyice koptular. Sonuçta beraber bir olayı araştırmaya gelmişsiniz. İnsan birbirini merak etmez mi? Rahip Ghostbusters'ı arasaydı eminim olaya daha fazla katkısı olurdu. Rahibe karakterini canlandıran Taissa Farmiga'nın oyunculuğunu beğendim. Zaten soluk teni ile beraber ablası Vera Farmiga (Lorraine Warren) ile beraber bu evrene gayet iyi uyum sağlıyorlar. Fransız karakteri ise filme mizahi yönden katkı sağlamış. Eğlenceliydi, hoşuma gitti. Filmin karanlık atmosferini de sevdim ki bu tarz filmlerde en sevdiğim şeylerden birisi budur. Kullanılan ses efektleri oldukça başarılıydı. Gerilimi çok iyi yansıtmış. Sonunu beğendim ve bu son ile beraber Korku Seansı 1'e bağlanmış oldu. Ayrıca Korku Seansı 2 ve Annabelle Creation filmine de atıfta bulunulmuş. Sonuç olarak bol klişe içeren ortalama bir yapımdı.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.