Gerek filmin aldığı olumlu yorumlar, kırdığı gişe rekorları ve Oscar yarışında Türkiye'yi temsil edecek oluşu olsun, Ayla'yı izlememek olmazdı. Filmi nihayet dün izleme fırsatı buldum ve kafamda net bir düşünce ile filmden ayrıldım. Ama ilk önce konuya değinelim:
"Gerçek bir hikayeden uyarlanmış olan Ayla, Kore'de savaşmak için giden birkaç askerin öyküsünü anlatıyor. Filmin ana karakteri Assubay Süleyman, savaş sırasında harabelerin içerisinde ailesi ölmüş olan Koreli bir kızı buluyor ve adını Ayla koyuyor. Ve film de bundan sonra Ayla ile Süleyman arasında büyüyen baba-kız ilişkisini ve savaşın içerisinde Ayla'yı korumanın zorluğunu anlatıyor kısaca."
Türkiye sineması, şu sıralar ağırlıklı olarak 3 tür altında film çıkarıyor: Komedi, dram ve savaş. Bunun iyi örneklerini Bana Masal Anlatma, Kış Uykusu ve Dağ 2 gibi filmlerde gördük. Ama bu tarz harika filmler sinemamızda o kadar nadir görünüyor ki, Cumali Ceber, New York'da Beş Minare ve Anadolu Kartalları gibi çoğunlukla ortalama veya ortalamanın altında olan filmlerden sonra ilaç gibi geliyor resmen. Ayla da bu filmlerden birisi. Üstelik Ayla'nın içerisinde hem komedi, hem dram ve hem de savaş türlerini içerdiğini düşünürsek, Türk seyircisinin bu filmi seveceğine dair hiçbir şüphem yok. Eğer siz de bu kişilerden birisiyseniz, bu filmi Türk sinemasının en iyi filmlerinden birisi olarak görebilirsiniz. Ve haksız da sayılmazsınız.
Her ne kadar bu filmi herkesin dediği kadar sevmiş olmasam da, gerek konusu, karakterleri, atmosferi ve mesajı olsun, Ayla gerçekten de Türk sineması için gerekli bir film. Çünkü Türkiye sinemasında daha önce hiç böyle sıra dışı bir konuyu ele alan bir film yoktu ve Ayla'yı izledikten sonra neden bu hikayeden hiç bahsedilmediğini merak ediyorum doğrusu. Bu yılki Lion filminde de aynı şey olmuştu adeta. O filmin de inanılmaz bir öyküsü vardı ve vizyona girmeden önce kimsenin filmin hikayesinden haberi yoktu bile. Ve vizyona girdikten sonra herkes hikayeye karşı büyük ilgi duydu. Aynı şey Ayla için de geçerli. Eğer Türk sineması bu film gibi sıra dışı gerçek hikayelerden uyarlanmış filmler çekmeye devam ederse, ortaya harika filmlerin çıkacağına dair hiç şüphem yok.
Fakat sıra dışı konusunun yanı sıra, bu filmin bel kemiğini oluşturan asıl şey performanslardı. Ana karakter Süleyman'ı canlandıran İsmail Hacıoğlu tek kelimeyle harikaydı, ayrıca kendisine bayıldığım Ali Atay yine kusursuzdu, hatta Ayla'yı canlandıran Kim Seol bile başarılıydı. Seol, filmde çok fazla bir şey yapmıyor ama yapmasına da gerek yoktu bence. Onun sırf bakışları bile seyirciyi etkilemeyi başarıyor. Filmdeki en iyi oyuncu ise Çetin Tekindor'du. Tekindor'un sadece filmin sonlarında gözüktüğünü biliyorum ama ekranda görünür görünmez onun karakterinin içine girdim ve performansından büyülendim adeta.
Bunun dışında setler başarılıydı, görsel efektlerin ara sıra sırıtmasına rağmen savaş sahneleri de etkileyiciydi. Bir Türk filmi olarak bakacak olursak, Ayla'nın prodüksiyonu gerçekten de ağızları açık bırakıyor. Bunun dışında filmde Süleyman ile Ayla arasındaki dinamiği çok sevdim. Aralarındaki ilişkinin inandırıcı olup olmaması bir yana, oyuncuların performansları bu ilişkisi etkileyici bir hale getirmiş.
Ama Ayla'nın kusursuz bir iş olduğunu düşünmüyorum. Filmin mesajına, konusuna ve oyunculuklarına bayıldım ama konu tona gelince, işte film burada biraz sorun yaşıyor.
Ayla'nın içerisinde komedi, dram ve savaş türlerinin olduğunu söylemiştim. Fakat bu tonların film içerisinde kullanılış tarzı bir hayli ilginçti. Eğer bir sahne sadece komedi veya dram ya da savaş türünü içeriyorsa, sonuç etkileyiciydi. Ama zaman zaman film bu tonları aynı anda kullanmayı tercih ediyor, hatta bazen aşırıya bile kaçıyor. Bazı sahneler başlı başına akılda kalıcı olabilecekken, bu tonların birlikte kullanımı filmi biraz çalkantılı bir hale sokmuş.
Ayrıca filmle ilgili bir sorunum daha var. Bunu muhtemelen çoğu kişi fark etmeyecek bile ama film boyunca biraz canımı sıkan bir sorun olduğundan bahsetmem gerekiyor; o da filmin bir araya getiriliş şekliydi (editlenme tarzı). Ayla, 6 ay gibi oldukça uzun bir sürede çekilmiş ve filmin içerisine bütün bu çekim süresi boyunca çekilen her şeyden bir tutamı bu 2 saatlik filme yerleştirmeye çalışmışlar. Bu yüzden filmin 2 saatlik süresi kısa hissettirmesinden ziyade bayağı uzun hissettiriyor, sürekli yapılan ay ve yıl geçişlerinden dolayı. Üstelik 1-2 savaş sahnesi dışında, 1 dakikadan daha uzun süren bir sahne bile yoktu filmde. Genel anlamda film yine etkileyiciydi ama geriye baktığımda bu geçişlerin daha mantıklı bir şekilde yapılmasını dilerdim.
Bu arada, genel itibariyle oyuncuları yönlendirmek bakımından Can Ulkay'ın yönetmenliği başarılıydı ama sahnelerin içeriği bakımından sırıtan bazı bölümler vardı. Film, süresi boyunca sizi şaşırtmaya çalışıyor fakat eğer dikkatli bakacak olursanız, müzik ile renk paletinin değişimi yüzünden nelerin olacağını önceden ön görebilirsiniz. Bunu oldukça gereksiz buldum, bu olmasaydı film daha etkileyici olabilirdi belki.
Bir de unutmadan, Ziraat Bankası ile Türk Hava Yolları'nın ürün yerleştirmesini biraz fazla abartılı buldum. Özellikle de THY kısmı Batman v Superman'in yaptığı reklamın aynısıydı adeta, bir anlığına kabine Ben Affleck girecek sandım (Ama şaka bir yana, gerçekten de bu kadarını beklemiyordum).
Kısacası, Ayla mükemmel değildi ama Türk sineması için büyük ve önemli bir adım olduğu için bu filmin görülmesini kesinlikle destekliyorum. Son zamanlarda sürekli aynısını gördüğümüz savaş filmleri içerisinde seyirciye farklı konusuyla nefes aldırmayı başaran, oyunculukları ve mesajı ile etkileyen bir filmdi. Ayla ile Süleyman arasında kurulan bağ şaşırtıcı derecede samimiydi ve özellikle de filmin sonlarına doğru seyirciyi duygusallaştırmayı başarıyor. Ülkemizde tıpkı Ayla'ya benzeyen, daha fazla etkileyici gerçek hikayelerden uyarlanmış filmlerin çekilmesini görmek isterim. Her ne kadar filmin tonu ve editlenme tarzı zaman zaman sıkıntı yaratsa da, genel anlamda filmden fazla kopmadım. Genel anlamda herkesin izlemesi gereken bir iş ortaya çıkmış. Filmi iyi veya kötü bulmanız fark etmez, böyle farklı işlerin desteklenmesi gerekiyor doğrusu. Kusursuz olmamasına rağmen filmi izlerken etkilendim ve hikayeye karşı gerçekten büyük ilgi duydum. Eğer sinemada eşi benzeri çekilmemiş bir Türk filmi izlemek istiyorsanız veya sonunda gerçekten duygulanacağınız bir dram filmi arıyorsanız, Ayla'yı kaçırmayın derim. Görülmeyi hak eden bir iş.
FİLMİN İYİ YANLARI:
+ Çetin Tekindor, İsmail Hacıoğlu ve Ali Atay'ın performansları.
+ Filmin içinde bulunduğu samimi ve etkileyici atmosfer.
+ Son 20 dakika.
+ Etkileyici savaş ve dram sahneleri.
FİLMİN KÖTÜ YANLARI:
- Sahne geçişlerinin aceleye getirilmesi.
- Bazı bölümlerdeki ton değişiklikleri.
- Sahnenin sonunda nelerin olacağını tahmin edebileceğiniz sahneler.
TOPLAM PUAN: 7.5/10