Nuri Bilge Ceylan’ın yaklaşık dört yıldır merakla beklenen Cannes Film Festivali'nde dakikalarca ayakta alkışlanan yeni filmi Ahlat Ağacı, iki gün önce vizyonda yerini aldı.
Senaryosu ise Akın Aksu’nun (filmde rol almasıyla) kendi ve babasının hikayesinden yola çıkılarak Nuri Bilge Ceylan, Ebru Ceylan ve Aksu eliyle kaleme alındı.
Sony marka kamera ile çalışmaktan vazgeçilmesinin ardından hemen her filmde Nuri Bilge'yle beraber çalışan görüntü yönetmeni Gökhan Tiryaki’nin Red kameraya geçişi ve Osmo ile takip etmesi birtakım riskleri ve renk kusurlarını beraberinde getiriyor; kimi sahnelerde göz yorduğu söylenebilir. Ahlat Ağacı, Sinan karakterine hayat veren Doğu Demirkol'un ilk oyunculuk deneyimi olma özelliğini taşıyor. Buna karşın Demirkol'un rolünün hakkından başarıyla geldiği su götürmez bir gerçektir.
Sinan karakterinin kahvehanede bir yandan çayını yudumlarken diğer yandan ganyan kuponu doldurma sahnesiyle bizi karşılayan Ahlat Ağacı; üniversiteyi (sınıf öğretmenliğini) bitirip Çanakkale'nin Çan ilçesindeki aile evine dönmesi ile başlıyor. Devamında Sinan'ın taşra kent karşılaşmasını odağına alıp kitap çıkarma çabalarının peşi sıra baba&oğul çatışması ve yansımasının hüküm sürdüğü hikaye, sosyo-kültürel yapının beraberinde getirtiği sorunlarla şekilleniyor. Yönetmenin son filmi olan Kış Uykusu'ndan hallice ustaca yazılmış diyalog ve monologların hakim olduğu görülür. Yanı sıra rüyaların, metaforların ve dini ögelerin yoğun olduğu filmde, rakip yönetmenlere selam göndermek de es geçilmemiş. Politik tavrını önceki filmlerinde kulağımıza fısıldarken yeni filmi ile dünyaya haykıran yönetmenin şimdiden eleştirileri oklarının hedefinde olduğu söylenebilir: NBC sinemasında görmeye alışık olmadığımız bu durum, ülke ve toplum sorunlarının çarpıcı gerçeklerini yahut gerçekliği tartışmalı olguları, seyircinin yüzüne tokat gibi çarpmasıdır. Film boyunca bu tutumunu sürdüren yönetmenin; günümüz sanatçılarının zaman zaman başvurduğu "ülkenin yaşanılmayacak bir halde olduğunu tüm obsesyonlarıyla göster ki dünyadan takdir göresin." mantalitesine tutulduğu görülüyor.
Buna karşın Nuri Bilgi Ceylan'ın filmografisinde hayli iddialı bir yerde konumlanan, her sahnenin üzerine titizlikle çalışıldığı hakikatiyle görsel anlamdaki kusurlarını görmezden gelerek hikaye anlatımı açısından gerçekle rüyavari anlatımı iç içe geçirmeyi başaran etkili bir filmdi. Ve nacizane (Nuri Bilge'nin kısa ve uzun metraj tüm yapımlarını seyretmiş biri olarak) NBC sinemasıyla ilk kez Ahlat Ağacı aracığıyla tanışacaklara bir tavsiyede bulunmam gerekirse... Gündelik hayat telaşesinden uzak kalmak isteyenlerin tercih etmemesini önererek, sizi gerçekçi sinema anlayışıyla üç buçuk saate yakın koltuğunuza kilitleyeceğini, vaktin nasıl geçirdiğinizi anlamaksızın filmin su gibi ilerleyeceğini yalnızca sabırla seyretmeniz gerektiğini söyleyebilirim.
Edebi açıdan çok çok iyiydi fakat temposu çok yavaş. Bence filmi tam anlamıyla sindirebilmek için sakin bir ruh haliyle sessiz bir ortamda izlemek gerekiyor.
N.B.C. filmlerine karşı ön yargılarım vardı. Ancak bu film hepsini yıktı diyebilirim. Aslında ne kadar da bizden hikayeler ne kadar gerçekçi, doğal, derinlikli..Muhteşemdi, tebrikler.
Yorumlara ve IMDb puanına bakıp izledim herkesin görüşüne saygılıyım,benim görüşüm sanki cep telefonuyla hiç masraf yapılmadan çekilmiş bedava bir film.Nuri Bilge Ceylan'ın kendi tarzı olabilir,film sanat için çekilmiş olabilir,filme bayılanlsr tekrar tekrar izleyenlerde olabilir ben bu 3 saatlik filmi azmettim 3 seferde anca bitirebildim zamanıma yazık oldu fazlasyla 1 saatte anlatılacak konu 3 saatte anlatılmış aynı Nuri Bilge Ceylan'ın Bir Zamanlar Anadolu'da filmi gibi bedava çekilmiş ve diyaloglar gereksiz uzatılmış ben beğenmedim izleyenlere iyi seyirler
188 dakika süren ve her Nuri Bilge Ceylan filminde olduğu gibi kasvetli bir ambiyansta geçen fakat tek kelimeyle akıp giden bir film...Ülkemiz gerçeklerine çok gerçekçi bir bakış, doğallık ve içimizden diyaloglar filme bağladı beni. Hazar ergüçlüyü eleştirenler film de sadece tek sahnede olmasına rağmen o sahneyi izlediklerinde oyunculuğunun zirvesine çıkan ergüçlünün film afişlerinden birinde afişin yarısını neden kapladığını anlayabilirler. Özellikle filmi izledikten sonra bir kaç kez tekrar izlediğim Sinanla, yazar Süleyman sahnesi muazzamdı. Özellikle Süleymanın tiradı nefes kesti, bir çok eleştirmen bu tiradı fazla ve gereksiz edebilikte bulsa da bence 10 dakika boyunca tahrik edilen, yeni yetme biri tarafından yazarlığı tartışılan Yazar Süleymanın bu edebi dersi vermesi muhakkak ki gerekiyordu. Herkesin hayatının bir döneminde de olsa tanıdığı bildiği veya arkadaşı olarak yaşamına giren 'son söylenmesi gereken şeyi ilkinde söyleyen' tabiri caizse kıl insan tipi Sinanlar hep aramızda var olacaktır. Ha unutmadan eski ve yeni nesil imam sahnesi de efsaneydi bence. kısa bir süre sonra uzunluğuna bakmadan tekrar izleyeceğim bir film.
Film malum uzun bir yapıt ancak izlemeye değer buldum. Sabırla izleyebilirseniz güzel noktalara değinildiğini doğal bir ortamdaki gerçekliğiyle görebilirsiniz. Yönetmenin doğallıktan ödün vermediği bu film de gerçekten hayat adına yeni bakış açıları kazandıracak nitelikte diyebilirim. İyi seyirler dilerim.
Herkesin sevebileceği bir film değil.Belli bir yaş grubuna ait olup yaşanmışlıkları ve kültür birikimi olanlar için ise muhteşem bir film.En düşük puanı seyirciden alması da bununla ilgili.Bana göre kusursuza yakın bir anlatıma ve oyunculuklara sahip.Nuri Bilge Ceylan bu toprakların insanı olduğunu bir kez daha göstermiş.Filmin birçok yerinde kendimi daha doğrusu Anadolu'yu buldum.Alkışlıyorum sadece hem de ayakta alkışlıyorum.
Beğenmeyenler, konuyu anlamadıkları için beğenmemişler. İşte sırf izlemiş olmak için izledikleri için anlamamışlar. Hayatın her alanında benzer bir yer var. Her konu, her yerden bir şeyler işlenmiş güzel bir film. Oyuncu kadrosuna ve yönetmenine diyecek bir şeyimiz yok. Muazzam, kusursuz. Adı yeter. Nuri Bilge Ceylan yani daha ne olsun. Neredeyse her filmin altında şu yorumları bulabilirsiniz ; "Param boşa gitti, "Saçmasapandı" , "İğrençti" fragmana bakılarak, puanlamaya bakılarak filme gidilmez. Sen beğenirsin, ben beğenmem. Ben beğenirim, sen beğenmezsin. Bunlar kişisel görüştür. Ama hiçbir film "berbat, iğrenç , çok kötü, zaman kaybı, para kaybı" denilecek kadar kötü değildir. Sonuçta emek verilmiş, o emeğe saygı göstermek gerekir. İşinize gelmemiş ondan beğenmemişsiniz. Halbuki çok güzel şeyler anlatılmış, güzel mesajlar verilmiş.
The Wild Pear Tree (Yabani Armut Ağacı) Ahlat Ağacında hayatın her noktasında ne olacağı belli olmayan bir şeylerle karşılaşırız ve o şeyleri karşılaştırırız. Genç kuşak bir önceki kuşağı eleştirmeli ama bu olumlu yönde eleştiri olmalı. Olumlu eleştirilerden bir tanesi de Nuri Bilge Ceylanın ortaya çıkardığı karakterler ve bizim o karakterlere bürünmemiz. Biz Ahlat Ağacı' ndaki Sinan, Kış Uykusu'ndaki Aydın Bey, Bir Zamanlar Anadolu' daki Doktor Cemal ile Savcı Nusret, Üç Maymun' daki İsmail ve Uzak filmindeki Yusuf' uz. Biz Nuri Bilge Ceylan ile varız.
Tam bir Nuri Bilge Ceylan filmi.diyologlar sahneler ses muhteşem. Film bir başyapıt ayarında 3 saat 15 dakika süren ve her sahnesinde yönetmen ustalığını konuşturmuş.hiç sıkışmadan izlenecek muhteşem bir yapıt
Eğer bir Nuri bilge ceylan filmine gidiyorsanız ne bir aksiyon nede bir dönüm noktası beklemeyin. Tabi kide dönüm noktaları var fakat bunu sizin gözünüze sokarak vermez. Algılarınızı komple filme vermeniz gerek. Hikayeden çok atmosfer yaratmayı seven ve bunu türkiyede en iyi yapan yönetmenlerden biri olan NBC nin kış uykusuyla birliklte en iyi iki fimi diyebilirim. Daha önceki filmlerine nazaran kamera daha hareketliydi ama bu durum yarattığı görselleri bize sunmasına engel değil. Kendi taşrasından çıkıp yükselmek isteyen ve atanamayan bir öğretmenin hikayesi. Babasıyla yaşadığı çatışmalar, bastırmaya çalıştığı kitabı filmin büyük bir bölümünü kapsıyor. Filmin diyaloglarına diyecek yok. müthişti. Diğer filmlerine nazaran daha çok güleceğiniz bir yapıt. İmamın elma ağacına çıkıp elma kopartmasıda ayrı bir detaydı.(yasak elma). Yazar ile ana karakterin diyalogları ve orada verilen mesajlarda çok iyidi. ikinci defa gitmeyi düşünüyorum. Bir puan kırma sebebimde bazı geçişlerde devamlılık sağlanamamasından 9/10
Film 3 saatten fazla sürse de yerinizden kalkmadan izlenebiliniyor. Bir şekilde içine alıyor.oyuncular ve sahneler çok gerçek.Sanki Anadolu’da oturan köylü bir akrabanızın hayatını seyrediyor gibisiniz.Sahneler birbiriyle ilintili ve akıcı.”Bu da nereden çıktı , ne alaka” demiyorsunuz.Görsel efektler harika .Filmin içine girmek istedim bazı sahnelerde.Herşey güzel de bir şey eksik ,bir heyecan...”Kış uykusunu” izlemiş biri olarak öyle sarsıcı bir sahne aradım bulamadım.Yine “Kış uykusu” biterken büyülenmiş bir şekilde kalmış kendime gelmeyi beklemiştim oturduğum yerde ;oysa bu filmden sonra “vayy beee” dedirtecek bir ruh hali içinde olamadım....Ama sakın huzurlu ,şaşıtmayan çarpmayan güzel bir film olmuş.Ceylan’ın eline koluna ,yüreğine(klişe oldu ama ) sağlık.
Ahlat Ağacı... Neden filmin ismi bu diye düşündürüyor filme gitmeden önce. Filmin içinde filmin isminden tutunda Anadolu'nun özellikle son 150 yıldır içinden çıkamadığı kimlik sorununu aslında imam ile inşaatçı ile milli piyangocu ile hatta yazar ile seyirciye aktarılmak isteniyor. Filmi izlerken Sinan karakterinin bazı sahnelerinde kendimi istemsizce kahkaha atmaktan alıkoyamadım. Aslında N. Bilge Ceylan aslında çok duyulan bir tabiri üstü kapalı olarak şunuda ekliyor. "Ağlanacak halimize gülüyoruz" Bireyin iç dünyasını sarsmaya ve kendine getirmeyi her filminde ustaca başarabilen yönetmen bu filmde de başardığını söylemek mümkün. Rejimdeki[spoiler]sıkıntıları dahi imamın aldığı maaş ile şans oyunları arasındaki bağı kurup Sinan'ın hiç geriye durmadan imamın yüzüne vurmasıda filmi daha tutulur bir hale getirmiş. Bilge Ceylan ın filmleri biraz klişe bir tabir olacak ama kartpostal karelerle doludur. Bu filmde ise asıl kartpostal olan Anadolu insanının içinde biriken sıkıntıları ve çıkmazları diyebilirim. Diyalog sahnesi olarak yazar ile Sinan'ın sahnesi diyebilirim. Çekim olarak ise Sinan ile şu an ismini hatırlayamadığım :) ormanlık yerdeki kız ile olan sahnesi aşk ve arasında kalmışlığı görüntünün sihrinden faydalanarak başarıyla verilmiş. Kurgu konusunda ise yönetmenin kurguyuda üstlenmesi taraftarı değilim. Başka bir kurgucu olsaydı film biraz daha farklı olabilirdi. Son olarak ışık kullanımını fazla başarılı bulmasamda Ahlat Ağacı Türk sinemasının mihenk taşlarından biri olarak yerini alacağa benziyor.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.