Ahlat Ağacı
Ortalama puan
4,2
348 Puanlama

69 Kullanıcı yorumları

5
23 Eleştiri
4
20 Eleştiri
3
6 Eleştiri
2
10 Eleştiri
1
7 Eleştiri
0
3 Eleştiri
Sırala
En yararlı eleştiriler En yeniler En çok eleştiri yazmış üyeler En çok takip edilen üyeler
halit a
halit a

2 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
13 Ocak 2019 tarihinde eklendi
Ahlat Ağacı

Yaklaşık 3 saat süren, bana göre 10 üzerinden 9 puanı hak eden; birbirinden sinir bozucu karakter ve diyalogların işlendiği sanat filmi (...deniyor, ben sanattan pek anlamam ama en azından bilim kurgu, tarih, savaş, romantik vb. olmayan bir film). Gerilim filmi de denebilir, illa adam öldürmek değil sinir bozucu mu değil mi? Al sana gerilim.

Evimde 4K, Ultra HD, ses sistemi vb. olmadığından, filmi 3 boyutlu sinemada izlemediğimden (ki zaten 3 boyutlu sinema izleyicilerine hitap eden bir film değil, öyle bir gösterimi olduğunu da zannetmiyorum, neyse... ) filmi görüntü kalitesi, kameranın duruşu, çekim hataları gibi detaylarla eleştirme çabasına giremeyeceğim, olsa olsa belki böyle bir savunma çabasına girebilirim.

Şöyle ki; Çan’dan Çanakkale’ye giden otobüsün bir köşesinde unutulmuş ‘Sarıyer Mecidiyeköy’ tabelası olsa faraza o tabelayı bile görmezden gelebilirdim. Zaten günümüzde İstanbul Esenyurt’ta çekilip film Bursa’da geçiyor diye gösterilen dizi var bildiğim, kimsenin gıkı çıkmıyor maşallah.

Bazı eleştirilerde karakterlerin; içinde bulunduğu şartlara göre fazla felsefik ve uzun diyaloglarlara girdiğine değinilmiş. Sonuçta bu bir film ve izleyiciye filmdeki karakterler üzerinden duygu düşüncelerin aktarılması gerekir, “İdris hoca ne örüyon? İyi be sen nörüyon?” şeklinde sürüp giden bir filmi zannediyorum anca yönetmenin, oyuncuların hatırına sonuna kadar izleyip ki ,3 saatten bahsediyoruz; sonunda da filme, oyunculara, filmim geçtiği yere sövmeyecek az kişi olacağını tahmin ediyorum. Kaldı ki insanın cümle haline getirememesi o duyguları yaşamadığı anlamına gelmez, ben az kalsın yüksek lisans bitiriyordum ve bu cümlelerin onda birini kurmam, ağzına sağlık ne güzel ifade ettin modunda sonuna kadar izledim.
spoiler:

Sinan’ın sorusu karşısında Hatice bir an duraklar cevap veremez, nerdeyse hayal ettiği şeyin böyle bir şey olduğunu izleyicinin hayal gücüne bırakacakken sorunun tekrarında “Işıklı caddeler ve kalabalık sokaklar...” diye cevabı yapıştırır; orda gelecek cevap; o sessizliğin anlamı, kırsal yerde büyümüş, bulunduğu yerden sıkılıp bir arayışa giren için “beş para etmez” şehir koşuşturmasıdır, bundan iyi özetlenemezdi.
spoiler:

“Bezelye taneleri gibi, hepsi aynı. Hoşgörüsüz!” Sen de aynı hoşgörüsüzsün be Sinan! Bu arada bezelye ile ne alıp veremediğiniz var? Halbuki Mendel ne güzel ispat etmiş, bezelye taneleri üzerinden; hepimizin benzer, aynı zamanda da ne kadar farklı olduğumuzu.
spoiler:

Oyuncular iyi, uzun diyaloglara sıradan oyuncular izletmeyebilirdi kendini, hele ana karakter tam dayaklık bir karakter olduğu halde popüler bir yüz olunca insan ondan yana oluyor haksız eleştirilerine de göz yumuyor zaman zaman.

Sahnelerden kısa kısa, spoiler içerir:
spoiler:

Yazar Süleyman kalkmak için hamle yapar sonra bu diyalogun artık uzayıp gideceğini anlamış gibi oturur, saldırgan bir eleştiri bombardımanı karşısında gardını almış vaziyette... atışmalar sürüp gider ve evet “Nobel Ödülü var gel al” deseler gidilmez, yeterdir artık. Olay artık vücuda sirayet ettiğinde kralı gelse tutamaz. Şahsen, az tanıdığım yapışkan insanların yolda alıkoyması sonucu ve böyle; bu son, gideceğim düşüncesiyle sabrın tükenmesi ve sonrasında gelen karın ağrısı, mide bulantısına, evde yatağa düşmece başıma geldiğinden yazarın ordaki tepkisini anlıyorum, anlatsan da anlamayacak bir sürü insan vardır biri de Sinan zaten. Bir yerden sonra insan görmezden gelmeyi öğreniyor, hatta bazen de görmezden gelindiğini... az tanıdığı birini görüp selam vermeden bir nevi bulaşmadan diyelim yola devam ettiği oluyor.
spoiler:

Hoca borcunu ödemiyor ve meslek karakter üzerinden bahis açılacak, resmen polemik yaparak hem meslektaşını hem başrolu bezdirdi, kimsenin dolaylı olarak konuyu “hoca olacaksın borcunu vermemeye utanmıyor musun” demeye getiremeyeceğini bir nevi ispatlamış oldu gerçi direk söylesen de ne utanır ne de borcunu öder o yol tamamen kapanmıştır, bize de o dışardan bir yerden tanıdığımız yarı peltek, ortam koşullarından olsa gerek kaşarlanmış tipin nefsini savunmasını bunu yaparken de her yol mübahtır tavırlarını izlemek kaldı. Köye 1 imam olacaktı sonuçta; sen ağa ben ağa buna kalır tabi, meslek üzerinden karakter eleştirisi de çok yapmamak lazım kanımca. “Zaten hepsi böyle falan... “ demek. Zaten çoğumuz öyleysek ve bir kısmımız da imam oluyorsa elbette şekil A’daki imam da oluyor, şekil B’deki öğretmen ve onu eleştiren diğer öğretmen de...
spoiler:

Neden hep imamlar kötü gösterilir tarzı bir yaklaşım var; imam burda biraz kaşar, borcunu vermemiş bir de yolda geçerken elma ağacına dadanmış olumsuz olarak bu iki hareketi var bir de kişilik olarak polemikçi, eşyaya düşkün vb. Borcunu sonra verip vermedi belli değil, yolda geçerken, haram bu, yabancının ağacı dese bu defa da abartılı bulunacaktı. Eşya kendine aitse kime ne, endişe etmesi doğal. Asıl bu kadar felsefe biliyorsa, arada bir ayet hadis falan da bildiğini söylüyor; bence o kadar da kötülenmiş denmez. Ayrıca kumarbaz öğretmen, telefondaki polis ne derece mesleğin yüz akı olduğu ortada...
spoiler:

Haftsonu, boş günde evde yalnız oturan arkadaş can sıkıntısıyla bir arkadaşını arar, aslında konuşacak da çok şey yoktur, boşluğu doldurmak için kendi ve mesleği hakkında ne kadar bizce önemsiz detay varsa anlatır durur, biz de her ne kadar ilgili değilsek de ilgilenmediğimizi çaktırmayız arada bir hala yaşıyor olduğumuzu gösterip verileri almaya devam ederiz, o konuşma sürer gider, iki taraf da sıkılmıştır ama telefon kapatılamaz bir türlü. Tekmenin adamın kafasına gelmesi “ihaihaniha” gelinen noktayı gösterir. Eğer konuşmacılardan diğeri dışardaysa yürüyorsa o da yürüyerek geldiği noktayı. Konuşma zorlukla sonuçlandırılır, bir daha uzun zaman aramamak üzere telefon kapatılır. Sanırım bu da arama maliyetlerinin düşmesinin kötü bir meyvesi bize, ne gerek var o kadar uzatmaya... Filmde de bir daha aramamışlar, gerçekte de öyledir.
spoiler:

Belediyede geçen diyalog; birine işin düşerse karşılaştığımız, işi yokuşa sürerken üstüne kibirlenmeli konuşmalar, konuştukça cahilliğin daha da açığa çıkması paranın veya makamın hatırına bunların görmezden gelinmesi sinir bozucuyken bir taraftan da tek kelimeyle “Hayır” cevabını hazmedemeyen insanlara karşı makam ve para sahibi insanın haklı çırpınışı olarak da görülebilir. Başkan, o kapıyı söküp atacağına kendini atsaymışsın! Memlekete o kapı kadar faydan olduğundan şüpheliyim.
spoiler:

Kum ocağı sahibi; Ana Brittanica koleksiyonu muhatabında bir hayal kırıklığı oluşturuyor ilk izlenim olarak ansiklopediyi gördükten sonra zaten ordaki başka kitapların da kıymeti kalmıyor. Yardım etmeyeceği gün gibi ortadayken üste çıkmaya saçma sapan bahaneler araması, kelime oyunları yapması ne kadar karaktersiz olduğunu gösteriyor. Yine adam gibi hayır diyemeyen bir o kadar da lüzumsuz konuşma enerjisi olan bir tip, bukalemun kılıklı! Günün siyasi durumuna göre şekilden şekile girmekten utanmayan... neyse film de çok fazla detaya girip de ifşa etmekten imtina etmiş sanırım. Çok da irdelememek lazım belki de.
spoiler:

Karakter üzerinden oyuncuya saydırmak doğru değil ama; Hazar (Hatice) iki sahnelik yerin var filmde illa suyunu çıkaracaksın, neyse ki kısa kesiyor yönetmen ve filmi kurtarıyor. Tarih kurgu kahramanlık diye Muhafız dizisi var erotik diziye dönüşmüş vaziyette, ordaki karakterin sayesinde, yani dizide sana eczacı, tarihçi, dövüşçü gibi üstün meziyetler verilmiş sen illa yataklara düşüp bel altı vuracaksın. Filmde başka kadın oyuncu da var, mesela Sinan’ın kardeşi; lisede tam en sıkıntılı dönem ön plana çıksa ordan bir sürü malzeme çıkacak. Biraz da popüler (güncel adı çıkmak, fizik görüntü vb.) olmayı kullanarak kadın oyuncuların ucuz yoldan öne çıkmaları mı diyeyim çıkarılmaları mı neyse... Sinan da saçma sapan; aşık oldum bu oyunu bozacağım triplerine girmeyip güzel giden senaryoya çomak sokmadan kendi yolunda gitmeye devam ediyor. Daha sıradan bir oyuncu pekala role uyardı, zorlama bir çaba gördüm orda. Onun dışında; etrafta gören olur endişesi, parmağındaki yüzüğü muhatabın gözüne sokması gayet doğal tepkiler. Hatta çoğu filmde bu tarz sahnelerde dünyadan soyutlanmış gibi oynarlar Adem’le Havva sanki başka kimse yok..., etrafı ara ara kollamak iyidir.
spoiler:

Safi spoiler;

İkindi ezanı için tarikat yurdunda kalmış olmaktan veryansın eden Sinan’ı davranır diye bekledim yok, ters köşe etti.
spoiler:

İranlı bir kaç popüler film var Nuri Bilge Ceylan filmleri tarzında hep gıcık olurum filmin sonu yoktur, izleyici ne uygun görürse artık, bu filmde de gidişattan mıdır 2 tane son olsa ne güzel olur diye düşünüyordum, ilk sonu görünce bu film böyle bitmemeli diğer ihtimal nerde diye bekledim. Aynen; iki farklı son var aslında, öyle de bitse olurdu.
spoiler:

Parayı kim aldı çıkmadı ya ortaya neyse...
spoiler:

Kitap masrafları için bir babalık bekliyordum yok maalesef, ama böylesi daha doğru olmuş, adamın karakteri o, kitabı okumuş olması bile önemli birşey. Sonuçta annesi ve kızkardeşi dahil kimse okumamış kitabı.
spoiler:
spoiler:
Baris Can Y
Baris Can Y

6 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
29 Aralık 2018 tarihinde eklendi
Beğenmeyenler, konuyu anlamadıkları için beğenmemişler. İşte sırf izlemiş olmak için izledikleri için anlamamışlar. Hayatın her alanında benzer bir yer var. Her konu, her yerden bir şeyler işlenmiş güzel bir film. Oyuncu kadrosuna ve yönetmenine diyecek bir şeyimiz yok. Muazzam, kusursuz. Adı yeter. Nuri Bilge Ceylan yani daha ne olsun. Neredeyse her filmin altında şu yorumları bulabilirsiniz ; "Param boşa gitti, "Saçmasapandı" , "İğrençti" fragmana bakılarak, puanlamaya bakılarak filme gidilmez. Sen beğenirsin, ben beğenmem. Ben beğenirim, sen beğenmezsin. Bunlar kişisel görüştür. Ama hiçbir film "berbat, iğrenç , çok kötü, zaman kaybı, para kaybı" denilecek kadar kötü değildir. Sonuçta emek verilmiş, o emeğe saygı göstermek gerekir. İşinize gelmemiş ondan beğenmemişsiniz. Halbuki çok güzel şeyler anlatılmış, güzel mesajlar verilmiş.
Duru M.
Duru M.

1 değerlendirme Takip Et!

5,0
28 Haziran 2018 tarihinde eklendi
Filmin neden beğenilmediğini anlayabilmiş değilim. Diyaloglar gayet doğal, adeta gerçek hayattan fırlamış gibi. Tam bir sanat filminden ve Nuri Bilge Ceylan'dan beklenecek performansı bize sunduğuna inanıyorum. 3 saat gibi uzun bir süre olmasına rağmen film, her saniyesinin hakkını verip, oyunculuklar, kamera açıları ve daha nicesi ile tam bir görsel şölen sundu. Çoğu film ana karakteri yüceltip kusursuz göstermeye çalışır. Ancak Ahlat Ağacı, ana karakterin hataları üzerine kuruluydu diyebiliriz. Aslına bakılırsa sadece ana karakteri değil, bütün karakterleri sorguluyordu. Her bölümünde, her sahnesinde başka bir insanın ahlakı sorgulanıyordu. Bu, benim için iyi bir filmden beklenecek bir şeydi. Kısacası film her yönüyle izlenmeyi ve başka bir göz tarafından gözlemlenmeyi hak ediyor.
monerap
monerap

Takipçi 5 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
3 Haziran 2018 tarihinde eklendi
Yine bir NBC klasiği. Beğenmeyenler gitsin saçma sapan komedi filmlerini izlesin. Harikaydı helal olsun Nuri Bilge Ceylan'a ve ekibine.
cemertem
cemertem

Takipçi 55 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
3 Haziran 2018 tarihinde eklendi
Büyük usta Nuri Bilge Ceylan her zamanki üslubu ve derin anlatım tarzıyla döktürmüş. Ustaya çok büyük sevgim ve saygım var yalnız bu filmde kafama oturmadı bazı şeyler... Misal oyunculuklarda Doğu Demirkol ortalamanın üstüne çıkamamış, o beylik laflar o karakterde çok eğreti durmuş. Fazlasıyla tiyatral replikler söz konusu, bir önceki filmde Kış Uykusu'nda Haluk Bilginer'in olağanüstü performansıyla yağ gibi akan o replikler bu filmde ana karakterde fazlasıyla sırıtıyor. Bolca diyalog var. Her filminde diyalogları fazlasıyla katarak ilerliyor artık Nuri Bilge Ceylan... İklimler filmindeki atmosferi yakaladı zaman zaman. Görüntü yönetimindeki bir başka usta isim Gökhan Tiryaki yeteneğini konuşturmuş her zamanki gibi. O puslu ve karanlık atmosferi, karakterlerin içine düştüğü o yalnızlığı, bencil ruh halini içselleştirebildik. Köy sahneleri son derece doğal, yapmacık kaçan hiçbir şey yok. Nuri Bilge Ceylan'ın sinematografisinde oldukça farklı bir yer edinen bir film oldu bu. Sinan karakteri son derece güncel, atanmayı bekleyen öğretmen, hayattan umudunu kesmiş, sorunlu, insanlardan nefret eden, yazar olma hayaliyle yanıp tutuşan bir karakter. Yoğunlukla Kış Uykusu'ndaki Aydın karakterine benziyor. Ha deseniz ki bir önceki Kış Uykusu ile bu filmi kıyasla, ondan daha iyi diyemem ama daha kötüsü de değil. Kış Uykusu derdini tam ve net olarak oyunculuk ve kurgu ile dört dörtlük anlatan bir filmdi. Ahlat Ağacı ise yer yer oyunculuklarda sırıtsa da, insan daha farklı beklentiler içerisinde izlese de film bitince olmuş bu film dedirtiyor. Misal filmde çok etkilendiğim çok çarpıcı 2 sahne var ki olağanüstüydü. Bir tanesi Sinan'ın liseden kız arkadaşı olan Hazar Ergüçlü'nün oyunculuğunu konuşturduğu, hayata dair çarpıcı sorgulamaların yapıldığı, sert bir sahneydi, etkisinde kalıyorsunuz. Bir diğeri de filmdeki bütün oyuncuları sollayan Serkan Keskin'in yazar karakterini oynadığı Sinan'ın çocuk küstahlığında gizlendiği bol diyalog içeren karşılıklı edebiyat eleştirilerinin yapıldığı sahneydi ki muazzamdı. Filmin müzikleri her zamanki gibi klasik, daha farklı seçimler yapılabilir, daha farklı bir hava katılabilirdi. Ceylan'ın bu filmi şiirsel manzaralara, samimi dramalara sahip... Özelinde sorunlu bir baba oğul meselesini anlatır gibi gözükse de genel olarak Çanakkale'den kabuğundan dışarı çıkamayan Sinan karakterinin üzerinden topluma yönelik, insanlararası ilişkilere yönelik vurucu eleştiriler yapılıyor. İmamlar ile Sinan’ın din, felsefe ve inanç üzerine yaptıkları konuşmalar topluma ışık tutuyor, bolca didaktik anlatım uygulanıyor. Evdeki baba anne çatışması bile son derece orijinal. Bizdeki dramatize edilmiş, ağlak, kutsanmış, duygu sömürülü aile içi şiddet sahneleri ile hiçbir alakası yok. Son derece doğal. Bir Zamanlar Anadolu'da ve Kış Uykusu'ndaki tablo gibi fotoğraf kareleri bu filmde yok ama gerçek Türkiye fotoğrafı var. Geçim derdindeki piyangocu amcadan tutun, kum taşıma şirketi olan, odasındaki ansiklopedilerden başka bir şeyi olmayan çok bilmiş İlhami karakterine, kendi taşra dünyasında kendi yağında kavrulan yazar Süleyman karakterine, iki zıt kutup imamlara kadar bizden bir film. Kurgu masasında sadece Nuri Bilge Ceylan'ın olması başlı başına bir risk bence. Farklı bir kurgucu olsaydı o imam sahnelerini bu kadar uzun tutmayabilirdi, yahut Sinan karakterini bu kadar gözümüze sokmaya da gerek kalmayabilir yan rollerden daha sık faydalanabilirdi. Sinan'ın geri dönüşü olmayan seçimi, babanın uyumsuzluğu ve bir köpeğin gidişine haykırışı.. Annelerin istemedikleri hayatları.. Hepsi bizden meseleler, günlük hayatın içine yedirilen o diyaloglardaki samimiyet tam oturmuş. Kış Uykusu'ndaki yüksek oyuncu performansını ben bu filmde ana karakterlerde göremedim. Onun dışında Bir Zamanlar Anadolu'da filminde daha sık gördüğümüz metafor kullanımı, monolog sahneleri olsaydı tadından yenmezdi. Nuri Bilge bu filmde sadece yönetmenliği senaryoyu değil bütün sorumluluğu sırtına almış. Dünyada hala konuşuluyor film ve Variety, The Guardian, CineVue, Telegraph dahil tam puan alabilmeyi başardı. Kasım ayına kadar da birçok ülkede vizyona girecek, 16 haziran da Sidney Film Festivali'nde gösterilecek. Umarım hak ettiği değeri ve ilgiyi görür. Türkiye sineması için çok büyük bir fırsat ve ilham verici güzellikte bir sanat eseri...9/10
project
project

1 değerlendirme Takip Et!

5,0
3 Haziran 2018 tarihinde eklendi
Teknik anlamda kamera nedeniyle mi nedir, film çekimi kış uykusu ve bir zamanlar anadolu'nun gerisinde kalıyor.ancak bu filmin kötü olduğunu anlamına gelmiyor sadece nuru bilge ceylan bize bunu alıştırdığını için biraz yadırgadım.
Film bir gencin kendisini bulma çabasını anlatıyor ve bunu öyle bir anlatıyor ki filmde bir yada bir kaç parçada kendinizi görürseniz koltuğu saplanıp kalıyorsunuz.Film iyi mi kötü mü o an karar veremediğim filmlerden biri oldu, filmden sonraki günlerde de beni düşüncelere bırakacağa benziyor.
Filmi bir roman edasıyla izlemek büyük keyif vericiydi.

spoiler: Sinan'ın imamla varoluş üzerine konuşması,kitaplığın da önceden okuduğu ansiklopedilerle sınırlı olan bir işveren'in diyalogları gerçekten güzeldi. Sinan yazar'a şu soruyu sormuştu "sahibi için değerli olmayan ama aslında değeri yüksek bir eşyayı satmak alçaklık mıdır" diye sormuştu ayrıca kitabı da satmıştı, ardından köpeğide kitabı için sattı ama bir şeyi unuttu, o da babası için o köpek oldukça değerliydi. hazar ergüder tek sahne'de yer alıyor ama o sahne'de yine muhteşemdi.
Serhat K.
Serhat K.

Takipçi 5 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
3 Haziran 2018 tarihinde eklendi
Film çok güzel bir hikayeyi anlatıyor. Bir yerinde kendinizi buluyorsunuz. Bu film sinema izleyicilerine hitap ediyor. Aktivite olarak sinemaya gidenlere değil. yavaş işlenen konusu ve diyaloglar muazzam.
Mine S.
Mine S.

1 değerlendirme Takip Et!

5,0
3 Haziran 2018 tarihinde eklendi
İnanılmaz görüntüler ve yönetmenin önceki filmlerinden beklenmeyecek kadar yoğun diyalogları olan, uzunluğuna rağmen akıcılığını kaybetmeyen bir filmdi. Sen bize fazlasın Sn. NBC diyeceğim diyemiyorum, ayakta alkışlıyorum.
Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri
  • En İyi Filmler
  • Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler