En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
bunyamin29
Takipçi
100 değerlendirmeler
Takip Et!
4,0
4 Eylül 2017 tarihinde eklendi
Bu zamana kadar ne evde ne sinemada korku filmi izlemeyi sevmiyordum belkide korktuğumdan olabilirdi.Bunu ilk kez adını vermeyeceğim bir yerli korku ama o daha çok gerilim filmi idi onda yendim ve şimdide bu filmi izleyerek korku filmi izlememe hobimi yendim.Ben daha önceki 3 filmide izlemedim ve bu filme gittim gerçekten harika bir korku filmiydi tabiki etkileyici idi eğer böyle fobileri olanlar varsa yenebilirler..Korku filmi ve özelliklede alper mestçiyi seven varsa kesinlikle bu filme gitmelidir...
“Siccin 4”, senaryosunu da yazan Alper Mestçi’nin yönetmen koltuğunda oturduğu aynı isimli korku serisinin dördüncü filmi…
Bu kez karşımızda, Mestçi’nin favori oyuncularından Merve Ateş’in canlandırdığı Hilal’in anlatıcı olduğu, Yılmaz ailesinin üzerine “karabasan” gibi çöken tipik bir “haunted house / perili – hayaletli – cinli ev” hikâyesi var…
Hele birde olayların merkezindeki karakterin, evin küçük oğlu Ömer (Muhammed Salih Gönültaş) olduğunu görünce, film için bir ara:
Tamamen haklı olarak, “İşte başlıyor Mestçi’nin yerli ve milli ‘Poltergeist’ i (1982)” demekten de alamadık kendimizi…
Ki bu ufaklık, babaannesi Saadet’in (Yasemin Büyükağaoğlu) bakıcısı Rahime’ye (Sebahat Adalar) ciddi anlamda “takık” vaziyettedir…
“Kıl” olduğu bu kadına dik dik de bakan Ömer, onun pişirdiği yemeklere elini dahi sürmezken sofrada ortalığı resmen ayağa kaldırmaktadır…
Aslında, Hilal’in durumu da çok farklı değil…
Yani her iki kardeş de tedirgin oldukları o evde kalmak istememektedirler…
Ancak ne yazık ki, ciddi bir ekonomik kriz sarmalının içine düşmüş olan Halil (Mirza Metin), karısı Feyza (Yasemin Kurttekin) ile çocukları Hilal ve Ömer’le birlikte yatalak annesinin yanına sığındıkları bu baba (Muhsin / Kıvılcım Kaya) evinde yaşamak zorundadırlar…
Çok da tekin bir ortamın bulunmadığının açıkça görüldüğü evde, artık hemen herkes sabah akşam ayrımı olmaksızın sürekli kâbus görmeye başlar…
Zira bu ev bünyesinde, tamamına ancak filmin finalinde vakıf olabileceğimiz önemli bir “sır” barındırmaktadır…
Bir şeyler onları sıkıştırmakta ama ne yazık ki, işin içine maddi sıkıntılar girince çıkar bir yol da bulunamamaktadır…
Yalnız yaşanan ilginç bir olay sonrasında, Halil bütün gerçekleri öğrenecek fakat o zamanda, “iş işten geçmiş” olacaktır…
İşte tam da her şey bitti denilen o anda, telepati yoluyla Ömer ile iletişim kurabilen, serinin üçüncü filminin “kafayı sıyırarak” ortalıktan kaybolan kahramanlarından Orhan (Adnan Koç) aniden devreye girerek Yılmaz ailesinin imdadına koşacaktır…
Ve tabii bizde, hikâyenin anlatımını burada kesecek ve asıl can alıcı olan gerisini bizzat sizlere bırakacağız…
Yalnız açıkça belirtmeliyiz ki, serinin bu dördüncü filminde, özellikle de Orhan karakteri üzerinden, abartılı bir biçimde “din istismarının” dibine vurulmuş…
Hem de muska vs. gibi “pagan” figürler de kullanılmak suretiyle…
Aynen Hristiyanlık temelli batı kaynaklı “The Exorcist” (1973) türü filmlerde de sıklıkla başvurulan bir yöntemle, nasılsa herkes bu tür teolojik konulardan pek anlamaz düşüncesiyle, “sap” ile “saman” yine birbirine karıştırılarak servis edilmiş sinemaseverlere…
Neyse ki, şu ana kadar izlediğimiz dört film arasında “serinin en zayıf halkası” olduğunu gördüğümüz bu filmde de başta çocuk oyuncular Merve Ateş ile Muhammed Salih Gönültaş olmak üzere oyuncu kadrosu bir kez daha Mestçi’nin yüzünü güldürmüş…
Bu Muhteşem Tözüm prodüksiyonlarında casting ayarlamalarını kim yapıyorsa, onu gerçekten de kutlamak lazım…
Aynı olumlu sözleri, görsel efekt ve plastik makyajlar için de sarf edebiliriz…
Dün akşam filmi izledik film berbat ötesi.. Film'de oynayan oyuncular korkmuyordu ve çok soğukanlıydılar. Biz nasıl korkalım? 10 yaşında çocuğa 1 dakika elektrik çarpıyor çocuğa bişey olmuyor, babası gelip "önemli bişey yok sadece elektrik çarpmış" diyor ve çok soğukanlı :D Film kopuk, korkutucu değil, berbat ve sadece gürültüyle rahatsız ediyorlar. LÜTFEN İZLEYİP BUNLARA PRİM VERMEYİN.. KİMSE BİZİ SALAK YERİNE KOYMASIN!
Muhteşem ötesi bir film olmuş yine tabi Adnan Koçun oyunculuğu ayrı muhteşem bayıldım korku filmlerini sevmeyen ben sayenizde sevdim.. başarılarınızın devamını dilerim
Cin filmlerini seviyorsanız bu konudaki en iyi seri Dabbe değil Siccin'dir. Filmin konusu yalnızca büyü üzerine değil ayrı bir konusu da var. Sinematografi olarak da serinin en iyi filmi diyebilirim. Ancak bilgisayar başında değil sinema salonunda izlenilmelidir.
Çok iyiydi çok. Hatta bugüne kadar izlediğim en iyi korku filmiydi. Tempo sürekli yüksek gidiyor. 3. filmi de sinemada izleyip beğenmiştim ama bu kadar etkilenmemiştim. Bu hakikaten serinin en korkunç filmi
Siccin fanaticleri filmi çok gömmüş çok kötü filan demiş diğer filmleri daha güzeldi demiş biraz mantıklı düşünsek aslında serinin hem hikaye hem teknik anlamda en iyisi olduğunu anlarız bazıları karekterler çok kötü olaylar yaşıyor ama çok soğuk kanlılar diye gömmüş o durumda biraz hak verdim ama film mükemmeldi bence korku severseniz mutlaka izleyin
Ortalama bir film.cok karanlik sahne ve iğrenç kusma sahneleri midemi kaldirdi.gercekten siccin 1 ve 2 gibi degil.yonetmen yinede emek vermis birseyler yapmaya ugrasmis.izlenebilir.puan 5.5
çok kötüydü.çocuga niye musallat olmuslar o bile belli degil anlamsız.filmin sonunda nasil kurtuldular o da belli değil.bi adam hissedip geliyor 5 dk bile sürmeden evi cinden kurtariyor.bu kadar kolay olması ilginç.cine cocuktan ne istiyorsun diye defalarca soruyor cin bunun cevabini vermiyor cin bile bilmiyor niyesini.izledigim en kötü filmlerdendi.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.