Alıntıdır.
film eleştirmeni havalarında satırlarca entry döşenen ebleh yazarlarımız yüzünden beğenen insanların "ben filmleri teknik yönden eleştirmeyi bilmem ama bence çok güzeldi" gibi naif beğenme cümlelerini sarfettiren film.
kardeşlerim, dostlar, filme benim gibi karın kası yaparcasına gülen değerli insanlar, bu ebleh kardeşlerimiz bir şey bildiğinden yazmıyor. sadece bir şey bilseler yazmazlar zaten.
neymiş film senaryo anlamında vasatmış. filmin sonu tam olarak bağlanamamış. film eli ayağı düzgün meramını anlatamıyormuş.
film bir sonuca bağlanmak zorunda değildir. film herhangi bir mesaj vermek, körün gözüne parmak sokmak zorunda değildir. film bir ana fikir etrafında toplanıp giriş, gelişme ve sonuç bölümleriyle aktarılmak zorunda değildir. film her ayrıntıyı açıklamak zorunda değildir. iyi filmin genel geçer bir kuralı yoktur. aynı şeyleri yapan 10 filmden yalnızca biri güzel olabilir.
kimsenin ağzı torba değil ki büzesin. uzun uzun yazınca siz de bunları bir şey biliyor sanıyorsunuz. ben de uzun uzun yazdım ki "sizin kriteriniz bu madem" bunların bi boktan anlamadığını öğrenin.
lafım film komikti ama film değildi, şöyle teknik hatalıydı, böyle yavandı, senaryo şöyle dandikti, çekim böyle berbattı diyene. yoksa film komik değildi diyen adamla benim konuşacak bir şeyim yok.
yani şimdi kafka'nın dönüşüm'ünü okumuş ve "bu ne lan adam uyanmış da bacakları böcek bacağıymış, kabuğunun üstünde tepetaklak kalmış. yok amk. ossur ossur ipe diz. ser güneşe kurusun" diyen bir adamla nasıl konuşulamazsa bu film komik değildi diyen adamla da o derece konuşulmaz.
bu arkadaşların senaryo kriterlerine göre (ölümlü dünya ile karşılaştırmak için söylemiyorum) kış uykusu da film olmaz, bir zamanlar anadolu'da da film olmaz, gişe memuru da film olmaz, yeraltı da olmaz, bir ayrılık da olmaz, rezervuar köpekleri de olmaz.
film olması için hint filmleri gibi büyük prodüksiyonlu ortaokul kompozisyonu, müzikli kamu spotları olması lazım. film öğüt alıcı sinelere bir ok gibi saplanmalı, her şeyi göstere göstere anlatmalı en ufak bir açık kapı bırakmamalı, kesinlikle havada bir şey kalmamalıdır. serim düğüm ve çözüm bölümleri, evvel zaman içinde kalbur saman içinde deyip her şeyi en baştan eksiksiz anlatan resimli ilkokul masalları gibi olmalıdır.
bir kez daha aşkla, şevkle ve daha yüksek sesle yazıyorum. film, algoritmalarla, kesin doğrularla, yapılmış doğru şeyler tekrar edilerek iyi hâle gelmez. film yapıldıktan sonra kendisini oluşturan tüm parçalardan bağımsız olarak bir hâl alır ve o hâl yanıcı ve yakıcı iki gazın "su"yu oluşturması kadar benzersizdir, öngörülemezdir. tüm sanat eserlerinde olduğu gibi.
siz siz olun "içine birkaç sinema terimi serpiştirilmiş uzun uzun yazılan ben bir şey biliyorum bakın bu da benim fularım ve pipom" yazılarına kanıp da sevdiğiniz filme "yani bence güzel teknik analiz, çekim tekniği falan bir şey bilemem" gibi çekincelere, utangaçlıklara girmeyin. yüksek sesle bağırın.
"ben bu filmi çok sevdim. izlediğim en iyi türk komedi filmlerinden biriydi ve yarıldık gülmekten."
not: işlispor.