En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
tosun_pasa
41 değerlendirmeler
Takip Et!
3,5
11 Ocak 2019 tarihinde eklendi
Film de ırkçılık sorununa farklı bir bakış açısı var. Ben en çok oyunculukları beğendim. Oscar şansları çok yüksek. Akademi üyeleri böyle sosyal sorunları sever.
Film Amerikan içi yapısında yıllarca devam eden ayrımcılık, alt-üst durumlarını o dönemlerde sıkça kullanılan çeşitli sembolik nesne ve ifadelerle seyirciye gösteriyor. Ayrıca malum önemli bir yol metaforumuz var. O yol işte tam da bu yüzyıllarca devam eden süreci bizlere aktarıyor. Tabii çoğu amerikan filminde olduğu gibi ''Amerikan Rüyası'' durumu da yemek, kıyafet, araç vb. unsurlarla izleyicinin dikkati cezb edilmek isteniyor. Filmin ilk bir saati en iyi film bu mudur diye düşündürüyor. Fakat iç yapısı ve verdiği mesajlar noktasında film ödülü hak ediyor. Film seyrederken renklere ve sembollere özellikle dikkat etmenizi tavsiye ediyorum. İyi seyirler.
Tam bir "film'' başlıyor gelişiyor hikayesiyle sizi içine çekiyor baştan sona ve bittiginde ki genelde son isimdir izlemek sonra uyku evresine geçerim ve evet güzel bir uyku çektiren bir film, bu tarz filmlere kendi bulduğum kategorizem var ismi de "film" tırnak içinde.. bu bir "film" :)
Çok şey katabilecek film olmuş kaliteli dk lar geçirdim. Tek kızdığım hatta 1 puan eksik vermeme sebep olan fil dişi gösterilmesi sergilenmesi tamamen yanlıştı !
Tek kelimeyle muhtesem bir yol hikâyesi. En sevdiğim 5 film listesine anında girdi. Ara ara açılıp tekrar seyredilebilecek bir film. Viggo Mortensen döktürmüs.
Her ne kadar Amerika'da ırkçılığa bakış açısını işleyen, artık sıradanlaşmış bir senaryo üzerinden gitse de son zamanlarda en çok etkilenerek izlediğim filmlerden birisiydi. Herşeyden önce muhteşem bir oyunculuk performansına şahit oluyorsunuz. Karakterler çok iyi ve etkileyicii derecede gerçek. Filmden bana kalan ise , kendi başına ne kadar yetenekli ve başarılı olsan da , zengin de olsan mutluluğun; ait olduğun toplumun seni ne kadar kabul edebileceğine bağlı. Toplumun sorunlu ve mutsuzken , kendine odaklanarak rahatı bulamazsın. Bunu filmde en iyi ,piyanist ve şoförünün tek eğlendiği zenci barı sahnesinde hissediyoruz. Kişisel değil toplumsal düşündüğümüz sürece varız. Bunu gerçekleştirmek içinse mücadele ve cesaret gerekiyor. Ne diyor İtalyan Şoförümüz: "Dünya ilk adımı atmaktan korkan yalnız insanlarla dolu" Yalnız ve mutsuz olmak istemiyorsak biraz gayret gerek.
Film akıcı ve zevkle izleniyor. İnsanların nasıl iki yüzlü davrandığını, ırkçılığın o dönemlerde ne büyük boyutta olduğunu anlıyorsunuz. İzlemenizi tavsiye ederim.
Eger ki Robert Deniro nun oynadigi 1990 yapimi " good fellas" izlerseniz ve 32 ci dakikalarda film copacabana diye bir jaz barinda geciyor o saynede gene bu Tony isimli garsonu gorebilirsiniz. Yesil Rehberde oynayan Tony karakterinin kisa bir ozeti o filmde de var. Ne tesaduf ki good fellas 1990 yapimi. İzlemenizi siddetle tavsiye ederim.
Oscar kazanan bu filmi görenler olmuştur mutlaka,gerçi popüler salonlarda yer bulamadı ama Karaca’da oynuyor hala.Filmi bugün izledim ve çok beğendim. Bence en iyi erkek oyuncu ödülünü şöför rolünü mükemmel oynayan Viggo Mortessen almalıydı ama piyanist rolünde Mahereshala Ali yardımcı erkek oyuncu ödülünü hakederek almış.Yönetmen Peter Farrely’ninde hakkını yemeyelim.1994 te Jim Carrey’in başrolünü oynadığı Salak ile Avanak ( Dumb And Dumber) adlı popcorn komedi tarzından sonra,dram komedi türünde Green Book adlı filmiyle ödülü fazlasıyla hak ediyor. Holywood sinemasının ırkçılığı Sevgili Öğretmenim ( To Sir With Love) ile devam eden seri filmlerinde Sydney Poiter’ı sinemaseverlere kazandırmıştı. Viggo Mortessen 2005 de Şiddetin Tarihçesi ( History of Violence) ile bize mükemmel oyunculuğunun ip uçlarını vermişti. Filmin konusuna kısaca değinirsek 60 larda Amerika da Siyahların ikinci sınıf vatandaş olma durumu ve ötekileştirme varken,başarılı bir piyanist olan Dr Don Shırley in gerçek hayat hikayesini anlatıyor.Filmin değindiği en önemli konusu “Colered “ denilen siyahilerin başına bir iş gelmeden kalabileceği otel ve gidebileceği barların adlarının adreslerinin yazıldığı Yeşil Rehber (Green Book) üzerinden entellektüel ve başarılı bir piyanist olan Don’un turneye çıktığında yanına kaba saba küfürbaz laf ebesi İtalyan kökenli Tony’i koruma ve şöför olarak almasını anlatıyor.Bir yol hikayesi yanında bir dostluk hikayesi de var.Önceleri siyahilere kötü gözle bakan Tony,patronuyla yolda kurduğu dostluk neticesinde,eşine romantik mektuplar yazmaya başlar,onu başına rengi nedeniyle gelen olaylardan kurtarır.Devamlı sigara içen,pisboğaz ,kumarbaz,küfürbaz,kaba Tony patronunu kaba kuvvetle korur ve onu anlamaya başlar. Burda farklı karakter ve eğitimde ki kişilerinde dost olabileceği gerçeğini gösterir.Film ajitasyona kaçmadan,filmin ismine gönderme olan yeşil renkli Amerikan arabası,yeşil Uğur taşıyla,dialogları ve gerçekliğiyle belleklerde iz bırakır.Belki Holywood’un günah çıkarma tarzı filmlerine alışkınız ama bu seyircinin kör gözüne parmağını batırmadan,Ali’nin minimal oyunculuğu,Viggo’nun başyapıt performansı ile son senelerde seyrettiğim en iyi film diyebilirim. Bilmem filmi izlerken babamın metalik yeşil Rambler arabası mı aklıma geldi,yoksa Viggo’nun Türkiye de film çekerken Kartal pençesi yaptığı fotoğrafımı beni etkiledi,yoksa 70 lerde ki kahramanım Sydney Poiter’imi anımsadım. Gerçek dostluğun pek kalmadığı dünyada böyle değerleri hatırlatması mı bilmem ama ben on numara beş yıldız verdim filme. Film sever arkadaşlara özellikle tavsiye ederim. spoiler:
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.