Arkadaşlar eğer ki 1960lardan beri Hollywood filmlerini takip etmiyorsanız gitmeyin. Ediyorsanız da gitmeyin. Çünkü hem olaylar çok yavaş ilerliyor ve gerçekten gereksiz bir zaman harcanıyor.
Normalde bu tarz mecralarda yorum vs yapmam. Ancak burada filmi beğenmeyen 1 yıldız veren hepi topu 30 kişinin, sinemayı marvel, green box ve cgi'dan, oyunculuğuda tayt ve maskeli görünmez halatlar ile uçan şaklabanlardan ibaret sanan ergenler olduğunu hatırlatmak istedim.
Bu filme gitmeden önce keşke biri bana gitme deseydi. Onun yerine boş bir duvara baksam daha eğlenceli olurdu herhalde. Hayatımda izlediğim en kötü 10 film arasına adını paslı metal harflerle yazdırdı. Bu filme bilet alacağıma parayı yere atsaydım daha heyecanlı olurdu. Puanım 0.5 berbat bir film.
Uyudum. Resmen ve ciddi ciddi uyudum. Bi ara gözümü açmışım. Sağıma doğru bir baktım eşimde uyuyor. Oda gitmiş...Film arası oluncada arkamıza bakmadan kaçtık sinemadan.
Her filmini izlediğimde aynı soruyu soruyorum. Bu adam nasıl bu kadar ünlü olmuş !!!
Her çektiği filmden sonra söylenen ve artık kulak tırmalayan, klişe bir kalıp vardır "tam bir Tarantino filmi" diye. Sinema tarihinde aslında çok az yönetmen için söylenebilir bu cümle. Hala hayatta olanlardan Woody Allen mesela, veya sadece filmlerine eşlik eden müziklerden bile kendisini tanıyabileceğimiz Christopher Nolan sayılabilir. Son filmi için de aynı kalıbı kullanmamak elde değil. Neredeyse tüm filmlerinde Hollywood ile, B filmleri ile, Western ile, sinema veya genel olarak popüler kültür ile uğraşan, filmleri sayısız göndermeler ve saygı duruşları içeren Tarantino, bu defa bunu çok daha ileri taşımış. Seyircinin her şeyden önce 1969 Los Angeles'ına bir nebze de olsa hakim olması gerekiyor. Mesela detaylı sanat tasarımına hakkını teslim edebilmek için bu son derece önemli bir ön koşul. Bir arkadaşım Rick Dalton'ın evinde yalnızca bir saniyeliğine ve uzaktan görünen ses sistemini özel ilgisi de olduğu için hemen tanıdı ve bunların 1968'de piyasaya sürüldüğünü söyledi mesela. Bu gibi detayları yakalamak kuşkusuz filmden alınan keyfi arttıracaktır. Ve tabii gerçekten yaşanan bazı olaylar da filmin merkezinde yer alıyor ve onlar ile ilgili de geçmişten gelen bir bilgi birikimi şart. Aslında şart demeyeyim, sonuçta herkes istediği filmi izleme özgürlüğüne sahip, ama en azından filmdeki olayları, karakterleri veya göndermeleri hiç bilmeyip, anlamayıp da filmden çıktıktan sonra '2.5 saatlik bir vakit kaybı' yorumları yapmamak gerekir. Senenin görülmeyi hak eden birkaç filminden biri. Bir daha Leo ve Brad'i yan yana görememe ihtimali bile tek başına filmi izlenmeye değer kılıyor.
Sizlere bugün ‘once upon a time in hollywood’ filmini biraz eleştirel biraz bilgi verici birazda hayranlıkla yorumlamak istiyoruz.
Öncelikle, sizlerle Quentin Tarantino’nun film evrenine küçük bir seyahat yapmak istiyorum. 1992 Rezervuar Köpekleri, 1994 Ucuz Roman, 1997 Jackie Brown ile başlayan, sonrasında Kill Bill ile hızını iyiden iyiye artıran Sin City, The Hateful Eight ile hız limitlerimizi zorlayan bir evren. Tabi bu arada Katil Doğanlar filmini, Dehşet Gezegenini, Gün Batımından Şafağa filmlerini de bu yolculukta anmamak olmazdı. Tüm bu evladiyelik filmlere bir de Bir Zamanlar Hollywood’da filmi eklendi. Peki, izleyici olarak bizler yani yıllardır Quantin Tarantino filmi bekleyenler tatmin olacak mı? Hadi olduk ‘’Offf yine ne film yapmış bu adam!’’ dedirtecek mi? Gelin soruların cevabını ufak ufak cevaplamaya başlayalım. Öncelikle iki efsane aynı filmde. Brad Pitt ve Leonardo Dicaprio. Yönetmen, Quantin Tarantino. Konu Charles Manson. (Dünya üzerinde en çok tanınan ve sempati duyulan seri katildir kendileri.) Bir dizi oyuncusunun film sektörüne geçiş için verdiği mücadele vs… Film tamı tamına 161 dakika ve pek fazla aksiyonluk sahnesi yok. Geriye kalan süre oyuncu-yönetmen-yapımcı ve çok iyi sinema kritiği yapabilen, setlerde vakit geçirmiş, gecenin bilmem kaçında sete gidenlerin anlamlandırabileceği bir yapıt. Yani, işin mutfağına daha çok hitap edilmek istendiğini ve mutfaktakilere ‘off bu nasıl bir film olmuş. Keşke benim olsa.’’ Dedirtebilmek istendiğini hissettim. Ve Bir kere daha yani ‘bakkal Mehmet abiyle gideyim izleyeyim çıkıştada iki çay içip filmden bahsedelim.’ diyebileceğiniz bir film değil. Filmin ana sekanslarından birini ise batı ile uzak doğunun amansız dövüşünün galibinin değişmesi üzerine kurgulandığını belirtmek gerek. Özellikle 70’s-80’s kuşağının kahvelerde video kasetten izlediği yüzlerce filmin ana argümanı olan (Bruce Lee ile büyüyen nesil) batılının alaycılığı ile başlayıp, zamanla şaşkınlığa dönüşen dövüşmenin az zaman sonra (sinema izleyicisinin nabzına göre şerbetin ayarlandığı bir süre dâhilinde, sıkmadan ve de incitmeden) çaresizliğe bırakan ve batılının kaybetmesi ile sonuçlanması olayının bu film ile aksi bir sonla bitmesidir. Aslında bu sömürülen insanlardan küçük bir özür ile başının okşanması olayıdır. Fakat Quantin Tarantinonun Bruce Lee’ye aptal Hollywood setinde dayak yedirtmesinin ardında yatan gerçek işte budur. Amerika’nın 70’s-80’s kuşağı bu sürekli dayak yeme olayını çok içerlemiş anlaşılan. Film her şeye rağmen (şey her zaman önündeki kelimeden ayrı yazılır. ‘ayrı yazılan ‘de ‘ye selam olsun) olağan üstü bir sanatsal yönetimle izleyicilere sunuluyor ve ‘alın işte sizler film yıldızlarını göklere çıkarsanız da (ayrı yazılan ‘de ‘nin kardeşi) dublörlerin evreni olmasaydı hollywood’un başka bir yere varacağını gösteriyor. Not: filme gidecekler için bir adet yastık tavsiyemdir. Özellikle son yarım saat iyi bir uyku çekebilirsiniz, eğer dandik dizilerle mayhoş bir kafa ile gidiyorsanız. Timur KOHEN
Tarantino havale geçirmiş herhalde. Kesinlikle seyrettiğim en kötü filmi bu. Hikaye kopuk. Manson olayını bilmeyenler için zaten hiç anlaşılmayan ironiler var.. O Bruce Lee sahnesi neydi öyle?? Yorumlardan beklentimi düşük tutmuştum ama bu kadar da değil!!
uzun bir film. sıkıla sıkıla izledim ama sonunda o kadar etkilendim ki bir o kadar daha olsa izleyecektim. Hollywoodun 60ların sonundaki durumu, partiler, arkadaşlık, oyunculuk hepsi harikaydı. [/spoiler]gitmeden sharon tate in başına gelenleri de okuyabilirsiniz belki.[spoiler]
Harika bir filmdi tam bir Quentin Tarantino filmi kan şiddet Rasyonel Çok Salt, ilik gibi işlenmiş. Filmi izlerken ben her sahnesinden keyif aldım Sanat bu dedirtiyor, ayrıca Robert Richardson En iyi Görüntü Yönetmenliği Oscar ödülünü alacak. Seneye dönüp bakarım :) spoiler: Film neredeyse son 10 dakika için işleniyor hazırlanıyor, anladığımız şu ki Polanskinin evine yapılan saldırı gerekçesiyle öldürülen Sharon yerine bütünüyle Quentin kendisini koymuş üzerine alınmış, başarısını elştiren çok fazla şiddet kan var izlenme içinvs gibi yorumlar yapanları köpeklere yedirtmiş lav silahıyla yakmış. İlave olarak bir Drama çerçevesinde Aksiyonla bir hikaye ilerleyişi şeklinde sıradan bir film bekliyorsanız net bir şekilde bu size hitap etmiyor.
Beyazperde üyeleri o kadar komik o kadar kültürsüz ki resmen eleştirileri okurken gözlerim kanıyor.Evrenseı olan filmlere bile, internetten filmi izleyip eleştiren insanlarla dolu. Bu film 9.uzun metraj olarak kalmamış, bütün birikmin patlaması olmuş bir film. Kadrosu, çekimler, art direktörün emeği ve müziği geçin senaryoda çok iyi ! Ancak buradaki insanlar "Hateful Eight" içinde aynı yorumları yapmıştı.Film zevki ve kültürü olmayan insanlara daha fazla yorum yapmak istemiyorum, film zaten eleştirmenler tarafından güzelce açıklanmış.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.