Senaryosunu da kaleme almasının yanı sıra...
İlk uzun metrajlı (debut) sinema filmini de çeken Michael Pearce'ın yönetmen koltuğunda oturmakta olduğu "Beast"; histerik bir romantizm ile psikolojik bir gerilimin birbirlerine koşut olarak ilerlediği, gizemini de sonuna kadar sürdüren...
Her yönüyle çarpıcı ve bir o kadar da şaşırtıcı bir drama olarak geliyor karşımıza...
***
Gelin isterseniz...
Oldukça mütevazı bir bütçeyle çekilmiş olduğunun hemen her halinden belli olmasına karşın...
Projenin başındaki Michael Pearce ile yapımcısı durumundaki Lauren Dark'a birer BAFTA ödülünü kazandırma başarısını da gösteren, sıra dışı bu filme biraz daha yakından bakalım...
***
Britanya'da bulunan Jersey Adası'ndaki Tantivy Blue Coach Turları'nda turizm rehberi olarak, tur otobüslerinde görev alan 27 yaşındaki Moll Huntford'un (Jessie Buckley) doğum günü partisinde...
Hazır bulduğu kalabalık karşısında...
Uluslararası uzun yol uçak pilotu Spencer (Morgan Best) ile evli olan kız kardeşi Polly (Shannon Tarbet)...
İkiz bebek beklediklerini söyleyip, kardeşi Moll'un önüne geçerek gündeme damgasını vurur...
***
Böylelikle de...
Başta kendisine, koyduğu tüm kurallara uymakla mükellef...
Evdeki bir köle muamelesi uygulayan annesi Hilary (Geraldine James) olmak üzere tüm konuklar...
Moll'ü bir köşede öylesine, bir başına bırakıp...
Öpücüğe boğacakları Polly'i kutlama yarışına girerler...
***
Bunun üzerine...
Çantasını kapıp, koştururcasına kendi doğum günü partisinden ayrılarak sahile inen Moll'de orada kendini...
Leigh Dutot (Charley Palmer Rothwell) adındaki bir gençle tanışıp...
Onunla beraber sabaha kadar içki de içeceği Wipeout isimli, yerel bir bara atar...
***
Gün ağarıp da Moll...
Demans hastası babası Fletcher (Tim Woodward) ile ilgilenmek amacıyla eve dönmek istediğinde de...
Kendisinden, cinsel olarak faydalanmaya kalkışan Leigh...
Bölgede silahla, yasa dışı avlanmaktayken birden ortaya çıkan Pascal Renouf (Johnny Flynn) tarafından durdurulur...
***
Ardından da...
Pascal'ın aracıyla evine kadar götürülüp bırakılır...
***
Ve...
Her ne kadar Moll'ün annesi Hilary...
Pascal'dan pek hoşlanmadığını...
İtiraf edip, vücut diliyle de açıkça belli etse de...
Artık bu...
Yeni bir aşkın başlangıcı gibi de durmaktadır...
***
Ki...
Annesi ile Pascal arasındaki bu küçük pürüzü de Moll...
Hafta sonu Pascal'ı, evlerinin tadilat işlerinde çalıştırarak çözmeyi planlamak da...
***
Fakat bunun büsbütün tersine...
TV haberlerinde de duyurulduğu şekilde...
Yaşamakta oldukları ada da...
Moll'un doğum gününün kutlandığı gece...
Öncesinde vuku bulmuş öteki vakalara ek olarak...
Sophie Healey'in (Joanna Croll) kızı Melissa'da kayıplara karışmış...
Ve polis dahil herkes de onun, bir cinayete kurban gittiğini düşünürken...
***
Ağabeyi Harrison'ın (Oliver Maltman) kızı Jade'e (Hattie Gotobed) bakıcılık yaparak, ona göz kulak olmak yerine...
Tanımadıkları bir yabancı olan Pascal ile, gizlice takılmayı tercih eden Moll'ü annesi...
Sorumsuz, bencil ve yalancı olmakla suçlamak da...
***
Ama bu itham dahi...
Pascal ile birlik de olmayı, ziyadesiyle arzulayan Moll'ü durdurmaya yetmemek de...
Ve derken çok da geçmeden...
Öldürüldüğü netleşen Melissa'nın, tarlaya atılmış vaziyetteki cesedi de bulunurken...
***
Polisçe baş şüpheli olarak da, geçmişinde fazlasıyla kabarık bir suç dosyası bulunan...
Ve o nedenle de, "canavar" olarak nitelendirilen Pascal görülmek de...
***
Fakat...
Bulunduğu her ortamda Moll...
Bütün bir geceyi bar da Leigh ile değil de...
Sanki Pascal ile birlikte geçirmişçesine davranıp...
***
Hatta bununla da yetinmeyip...
Bizzat bu yönde, Dedektif Clifford'a (Trystan Gravelle) yalan ifade de verip...
Aşık olduğu bu adamı kurtarmaya uğraşmak da...
***
Ancak...
Geleneksel üslubumuz gereği...
"Spoiler" vermek suretiyle, henüz seyretmemiş olanların ağızlarının tadını kaçırmak istemediğimiz için biz de kendi anlatımımızı...
Filmdeki tüm heyecanın start alacağı...
Burada noktalamaktayız...
Dakika 37...
***
Jessie Buckley'in performansının nefes kesmeye devam ettiği filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı; gerçek "canavarın" kim olduğunun anlaşılacağı, ters köşe sürpriz bir finali de bünyesinde barındıran...
70 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...
***
Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...
"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...
Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...
25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...
Keyifli seyirler,