Hesabım
    Pavarotti
    Ortalama puan
    3,0
    6 Puanlama
    Pavarotti hakkında görüşlerin ?

    2 Kullanıcı yorumları

    5
    0 Eleştiri
    4
    0 Eleştiri
    3
    2 Eleştiri
    2
    0 Eleştiri
    1
    0 Eleştiri
    0
    0 Eleştiri
    rudeonerudeone
    rudeonerudeone

    Takip Et! Takipçi 1.698 Eleştirisini Oku

    3,5
    14 Kasım 2019 tarihinde eklendi
    Ron Howard imzası kendini belli ediyor. Efsane bir ismin sürükleyici yaşamı, kariyeri, ilişkileri. Çok rahat izleniyor. Hele opera ve Pavarotti'ye biraz ilginiz varsa daha da keyifli oluyor tabii. Zaman zaman eğlenceli, zaman zaman duygusal. Başarılı bir yapım.
    Turgay Buğdacigil
    Turgay Buğdacigil

    Takip Et! Takipçi 1.478 Eleştirisini Oku

    3,5
    22 Şubat 2021 tarihinde eklendi
    Senaryosu Mark Monroe tarafından yazılan “Pavarotti”, yönetmen koltuğunda usta sinemacı Ron Howard’ın oturduğu bir belgesel…

    Prömiyeri, “Fathom Etkinleri” çerçevesinde 4 Haziran 2019’da Amerika’da yapılan ve 7 Haziran 2019 tarihinde Amerika’da, 15 Temmuz 2019 tarihinde de İngiltere’de vizyona giren Amerikan – İngiliz ortak yapımı olan bu filmin, hâlihazırda IMDB, Rotten Tomatoes ve Metacritic gibi mecralarda ciddiye alınacak miktarda oydan oluşan bir izleyici ve yorumcu puanı ortalaması mevcut değil…

    O nedenle bizde, Ron Howard’ın “Made in America” (2013) ve “The Beatles: Eight Days a Week - The Touring Years” (2016) sonrasındaki üçüncü (müzik) belgeseli olan bu filmi, herkes kendini oynadığı için, bu kez önceliği oyunculara değil de kurguya vermek suretiyle bizzat kendimiz mercek altına alarak incelemeye ardından da puanlamaya çalışacağız…

    Bunun içinde, ne yaptığını çok iyi bilen bir sinemacı olarak Ron Howard’ın, editör masasına tek işi belgeseller olan Paul Crowder’u oturttuğu filme ilişkin ilk tespitimizi, bir sonraki aşamada da naçizane ilk önerimizi paylaşalım istiyoruz…

    Bu bağlamda da işe; karşımızdakinin, bu işten anlayanlarca, "King of the High C's / Yüksek Oktavdaki Do Notasının Kralı" olarak da kabul edilen Luciano Pavarotti’yi sadece dünyaca meşhur bir tenor olarak değil aynı zamanda, eş, sevgili, baba, arkadaş, dost ve yardım sever yönleriyle de anlatan bir film olduğunu söyleyerek başlayabiliriz…

    Yani son yüzyılın önemli figürlerinden birinin yaşamından kesitler sunulan bu film, “Klasik müzik bizi bozar abi” diyenlerin de rahatlıkla izleyebilecekleri bir yapıya sahip…

    Zira ayrıntılarına aşağıda değineceğimiz gibi, yer yer farklı müzisyenlerin de sahne alarak pek çok ölümsüz eseri Pavarotti ile birlikte canlı olarak icra ettikleri filmin müzikleri ile Ron Howard’ın akan zamana ve kim olursan ol nihayetinde bitecek olan ömre dair kurgusu, tek kelime ile “muhteşem” olmuş…

    İlk başlardaki Amazon nehrindeki tur görüntüleri nedeniyle, “Eyvah, galiba video klip tarzında çok basmakalıp (cliché) bir belgesel olmuş bu!” diyerek filmi izlemekten vazgeçebilirsiniz…

    Ancak bizce bunu yapmayın…

    Biraz sabredin ve izlemeye devam edin…

    Çünkü sırada, Pavarotti’nin dünyasını daha yakından tanımanıza yardımcı olacak olan eşi, sevgilisi, çocukları, asistanı, menajerleri ve arkadaşları ile yapılan ve duyduğunuzda kulaklarınıza inanamayacağınız şeyler de içeren söyleşiler var…

    Fakat filmin ilk bir saatlik süresi tamamlandıktan sonra başlayan bir müzik ziyafeti var ki, kesinlikle kelimelerle ifade edilemez…

    Daha önce bu görüntüler eşliğinde, José Carreras, Plácido Domingo ve Luciano Pavarotti’yi, yani Zubin Mehta yönetimindeki bir “The Three Tenors / Üç Tenor” konserini kaç kere izlediniz bilmiyoruz…

    Ama inanın bu üçlünün birlikte seslendirdikleri, "’O sole mio" isimli Napolitan ile “Nessun dorma” isimli Puccini aryasına yürek dayanmıyor…

    Elbette iş bununla da bitmiyor…

    Sırada Luciano Pavarotti'nin, 250.000 kişinin bardaktan boşanırcasına yağan sağanak bir yağmur altında şemsiyesiz olararak izlemek zorunda kaldığı Londra konserinde, Manon Lescout’un “Donna non vidi mai / I have never seen a woman like this / Böyle bir kadına asla rastlamadım” isimli aryasını eşi Galler Prensi Charles ile birlikte izleyen Lady Diana’ya ithaf ettiği, kesinlikle kaçırılmaması gereken unutulmaz sahneler var…

    Tabii Ron Howard, rock müzikten hoşlananları da düşünerek filminde, “Pavarotti & Friends” projesine de yer vermiş…

    “Nedir bu Pavarotti & Friends?” diye soracak olursanız...

    1992 yılındaki ilki, Pavarotti ile Sting, Bob Geldof, Brian May ve Mike Oldfield’dan, “Bosnalı Çocuklar” için 1995 yılında düzenlenen üçüncüsü ise, Pavarotti ile Bono, Meat Loaf, Simon Le Bon, Michael Bolton, The Edge, Brian Eno ve Dolores O'Riordan gibi isimlerden oluşan yardım amaçlı uluslararası bir proje…

    Ki, bu yardım konserleri serisi daha sonra Elton John, Stevie Wonder, Celine Dion, Jon Bon Jovi, Spice Girls, Mariah Carey, Ricky Martin, B.B. King, Joe Cocker, Lionel Richie, Gloria Estefan, George Michael, Eurythmics, James Brown, Lou Reed, Queen, Eric Clapton ve Deep Purple’ın da katılımları ile 2003 yılına kadar, Liberya, Guatemala, Kosova, Kamboçya, Tibet, Afganistan, Angola ve Irak için düzenlenenlerle de devam ediyor…

    Hal böyle olunca da müziklerine ihanet etmemek adına özel kablosuz kulaklığımızla izlediğimiz bu film, bizi bazen güldürüp eğlendirirken bazen de ciddi biçimde hüzünlendirdi…

    Neyse ki, mendilimiz hep yanımızda olduğu için herhangi bir sorun da yaşamadık...

    Belki, yine klasik bir laf olacak ama diğer yorumlarımızda olduğu gibi “spoiler vermeden” yazılmayanları yazmaya, anlatılmayanları anlatmaya, söylenilmeyenleri söylemeye çalıştığımız bu satırlar filme ilişkin ilk tespitimiz olsun…

    İlk önerimize gelince:

    O hakkımızı da bu kez; izlemeyenlere inat yeni bir belgesel hazırlığında daha olan 2 Academy ödüllü Ron Howard’ı sadece, “Apollo 13” (1995) ve “A Beautiful Mind” (2001) filmlerini çeken yönetmen olarak tanımak ve tanıtmanın, ona yapılacak en büyük haksızlıklardan biri olacaktır diye seslenerek kullanmak istiyoruz…

    Sonuç olarak, kendi değerlendirme sistemimiz içinde puan olarak 3,5 verdiğimiz bu film için önerimiz de, sağda solda okuyacağınız olumsuz yorum ve puanlara aldırmadan, güçlü bir Pavarotti portresi çizilen bu filme “bir şans da siz verin” şeklinde olacak…

    Keyifli seyirler…
    Daha Fazlasını Göster
    • En son Beyazperde eleştirileri
    • En İyi Filmler
    • Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler
    Back to Top