En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
Ayşe Gökgöz
1 değerlendirme
Takip Et!
0,5
6 Kasım 2019 tarihinde eklendi
Film şiddet içerikli!! İnsanların bilinç altına sadece Şiddet ve korku unusurlarını işliyo Hiç bir Mesaj içeriği yok Anlamsız Zararlı bir film Kesinlikle Önermiyorum Paranıza, en önemlisi Zamanınıza Yazık etmeyin...
insanlar buraya yazdıkları yorumlarla gerçekten kendi kalitelerini ve hayal güçlerinin sınırlarını gösteriyorlar. filmi şiddete yöneltici bulanından, gerçekçi bulmayanına kadar değişik olumsuz yorumlar gördüm. filmi kurtlar vadisiyle kıyaslayan bile var. akıl yürütmeye mecali olmayan tembel zihinlerin her geçen gün daha da afyonlandırıldığı aksiyon filmlerindeki heyecanı bulamayanlara zaten diyecek bir şey olamaz.
bu filmden sosyalizm argümanları ya da anarşi teorileri çıkarmak için uğraşmak ve toplumsal düzeni çözdüğünü beklemek de benzer ölçüde yersiz olur. dolayısıyla ağız suyu akıtarak alkışlamanın da, bilmiş bilmiş kötülemenin de nesnesi değil bu film.
bu filmi kıymetli yapan şey amerikan kültürünün çizgi romanlarda keşfettiği önemli bir nüansın altının çizilmesi olmuş. medeniyeti baştan kurduğunun hayalinde yaşayan bir toplumun nasıl toplumsal uçurumlar yarattığının ve bunun bireysel düzeyde ne gibi sonuçları olabildiğinin tespitidir bu nüans. onun ilacı ya da çözümü değil.
kısacası; bu filmde empati kurmak zorunda olduğumuzu fark ettiğimiz patolojik vakaların aslında hepimizin hayatına sirayet eden kapitalist yapıdan kaynaklandığını görüyoruz. izlerken canımızı acıtacak denli insanlık dışına çıkan jokerin bir kahraman olmadığını fark etmememiz mümkün değil. pamuk ipliğine dönmüş tüm bağlarıyla, düzen tarafından köşeye sıkıştırılmış bir insan; ve kendi değerini ancak yanılsamalı ve bilinçdışı bir şekilde hayallerinde yaşatabiliyor. ve hayatın onu böyle bir tesadüfe/kadere sürüklemesiyle kolay olan gerçekleşiyor: var etmektense yok etmek - çünkü hayat onun elinden var etme araçlarını alacak bir tiyatroya dönüşmüş durumda.
film bir erdemsizlik güzellemesi değil. film insanları erdemsizliğe iten bir kayıtsızlığın (düzen; sistem; yapı; kapitalizm...) her gün erdem üzerine boş keseden söylem ve yasa üretmesinin eleştirisi.
Bugün sizlere ‘Ölmeden Önce İzlenmesi Gereken Filmler’ klişesi hakkında bilgi vermeyeceğim. Çünkü, bu klişe ile ilgili bir milyar tane (Mübalağa ettim.) haber vardır. İnsanın hayattan keyif alma durumu elbette kişiden kişiye, ülkeden ülkeye vs… (sosyolojik tespit yapmak için başlamadığımı belirteyim.) değişiyor. Mesela ben, kar yağışını (lapa lapa olmalı ve ertesi gün okul kesin ve kesin valilik kararıyla tatil edilmeli.) karanlık bir odada boynu bükülmüş sokak lambalarının ışığında izlemeye bayılırdım. Şimdi de bayılıyorum ama okullar tatil edilmiyor. Cumartesileri erken kalkıp çizgi film falan izlemeyi seviyorum. Kısaca demek istediğim; keyif almak ne kadar öznel ise ‘Ölmeden Önce İzlenmesi Gereken Filmler’ klişesi de öznel bir alan. Bu nedenle sizlere tavsiye vermekten ziyade kendi öznel ‘Ölmeden Önce İzlenmesi Gereken Filmler’ klişemi paylaşmak istiyorum. Şunu da belirtmek istiyorum, sizlere otuz kırk film adı vermek gibi bir niyetim yok. Sadece benim öz benliğimde yer etmiş konusu, türü hiç fark etmeksizin ve sıralama yapmaksızın bir liste yazmak istiyorum. Tabi bu sıralamada Joker'in ayrı bir yeri var.
Esaretin Bedeli 1994 (The Shawshank Redemption)
Filmle ilgili tek söyleyebileceğim şey insanın mücadele etmekten asla ve asla pes etmemesi gerektiğini, özgürlüğün hayattaki birçok şeyden üstün olduğunu çarpıcı bir şekilde ve en az 20 orta kalite film değerinde anlatıyor. Ve bana göre bizleri Joker'e götüren filmlerin başında geliyor.
(The Green Mile) 1999 Yeşil Yol
Dış görünüşün insanları aldatabileceğini gözler önüne seren film, adalet sistemine ve idam cezasına bakışımızı daha duygusal bir perdeden izlememize vesile oluyor. Ayrıca, film Stephen King romanıdır ve tıpkı Esaretin Bedeli gibi (Ki onu da yazan Stephen Kingdir.) yanlış anlaşılmayla hapse düşen iki farklı karakteri iki farklı yolla anlatmaktadır. Hemen belirtmeliyim ki, itilmiş, incitilmiş ve dinlenen ama duyulmayan insanları bu filmde de sevmiştik.
Pardon 2004
Biraz hapishaneler filmi gibi olmuş olabilir ama Ferhan Şensoy’un bu filmini listeye almasam olmazdı. Uzun süre hangi filmleri ne şekilde yazayım ve nasıl açıklamalar ekleyeyim diye düşündüm. Sonuç olarak böyle bir sıralamanın çıkması tamamen tesadüf eseri oldu. Pardon filmi de hapse düşen üç talihsiz arkadaşın kendilerini ifade edecek bir zaman dahi bulamadan önce ‘Demek örgüt üyesisin.’ İle başlayıp ‘Yaz kızım.’ İle devam suçsuzluğunu kanıtlamaya ve bürokratik engelleri aşmaya çalışma olaylarının ‘Türk İşi’ anlatılmış halidir.
(The Green Book) 2018 (Yeşil Rehber)
Son yıllarda izlediğim en güzel filmlerden birisidir kendileri. Her bireyin eşit derecede ait olma hakkı vardır. Ait olmak hayatta kalmak ile, özgürlük ile, eşit ve adil bir yaşam ile eş değerdir. Bizler ailemizle, yetiştiğimiz toplumla etnik kimliğimizle ve inanışlarımızla her şeyden önce ve üstte insan olmak zorundayız. Bu film bizlere ait olmayı Amerikan Irkçılığının zirve yaptığı yıllarda anlatmaya çalışıyor. Aslında hayatın gerçek Jokerleri bizleriz.
(One Flew Over The Cuckoo’s Nest) 1975 Guguk Kuşu
Hapisahne filmleriyle başladık bari akıl hastanesi filmiyle bitirelim. Özgürlük illa hapisteyken insanın elinden alınan bir olgu değil. Film bize bir akıl hastanesinin insanları nasıl yalnızlaştırdığını, çaresizleştirdiğini anlatıyor. Yani kısaca özetlersem yukarıda bahsetmeye çalıştığım filmler birer kaçış filmidir. Özgürlüğe kaçar insan, toplumdan kaçar, yalnızlığından kaçar, ırkçılıktan kaçar, zulümden ve adaletsizlikten kaçar insan ve eğer gerçekten çaresizse ne hapisanelerin soğuk duvarları tutabilir insanı, ne de deliler hastanesinin demir parmaklıkları. Bu filmleri benim için özel yapan şey ise her bir filmde kendini ifade edemeyen insanlar var, her bir filmde bizler varız; hepimiz bir kaçışın içerisindeyiz.
Joker 2019
Joker filmini bu kategoriye sokmasaydım olmazdı. Kategorik bir alaka olmasa da toplumsal ve sosyolojik birçok ortak nokta var. Joker, yukarıda bahsettiğim filmlerin belki de sinema tarihindeki patlaması olabilir. İnsani değerlerin eriyip yok olmasını, toplumsal yozlaşmayı (Dünyanın her yerinde var maalesef ve insanlar iyiye gitmiyor.), her geçen gün çürümeye ve daha da beter kokmaya devam eden sistemi, ezilenleri ve yaşanan toplumsal travmaları çarpıcı bir şekilde anlatmış. Joker’in alt metinlerinde bence yukarı da bahsettiğim tüm filmlerin kurgusu var. Bu elbette Joker filminin başka filmleri anlattığı manasına gelmiyor ama süreç içerisinde hapishanede sabredip cezasını çeken insan tipinin, artık sabretmediğini görüyoruz. İnsanların artık sisteme ‘Fck The System’ diye çıkıştığını ve artık ‘Yeter!’ Dediğinin en güzel ve tarihsel anlatımıdır.
Joker filmi ;Joker karakterinin kötülügünü oraya cikardigi icin ilginc ve etkileyici bir Film degil,insanlarin kötülüklerini ortaya cikardigi icin ilginc bir Film... Ne yazik ki öyle
Filmin ilk yarısında neden +18 diye düşünmüştüm. Ama çıkarken neden olduğunu anladım. Psikolojik olarak insanı geren, melenkonik yapan sahneleri var, joker in oyunculuğu müthiş.Filmin finali müthiş, devam serisi gelecek gibi ve gelmedide.
Daha önceki joker ya da batman filmlerini izlemediğim için beklentisiz bir şekilde gitmiştim. Düşük puan verenler bence vurdu kırdı bekleyenler. Film psikoloji, dram türünde oldukça başarılı bir yapıttı. Beni DC alemine çekmeyi başardı.
Verdiğim yıldızların anlamı gibi ye-ter-siz.Bu filmi Türkler yapmış olsa elestire eleştire bitiremezdik eminim.Belki beklentiyi yüksek tuttum bilmiyorum ancak filmde başrolün oyunculuğu dışında ne akılda kalıcı bir sahne,ne tekrar tekrar izletecek bir hikâye,ne de filmi başkalarına tavsiye edecek olaylar var.Klasik olarak fakir bir adam zorluklarla dolu hayat mücadelesi ve sonunda delirip üç beş kişi öldüren bir psikopat...başka da hiçbir şey göremedim ben
Normal şartlarda bir filme yapılan farklı yorumlara saygı duyarım ama bu filme iyi diyen hiç kimseye saygı duymuyorum çünkü film baştan aşağı tutarsız, sinir bozucu ve sadece psikolojisi bozuk, ezik ve özentili insanların sevebileceği bir film. Filmde adamın hangi psikolojik hastalığı var o bile belli değil. Manik bozukluk, psikoz, şizofreni vb. Herşeyden biraz koymuşlar cahilce...Hayatımda izlediğim en sıkıcı filmdi. Bitsin artık dediğim bir filmdi. Bu filmi yazan da yöneten de beş para etmez. Daha önce ne başarıları varsa bunlarla beraber bitmiştir. Adamlar bu filmi bile bir algı yaratıp herkese izlettiler, bizim maymunlar da özentili yorumlarla bunu sebebini bilmeden ve açıklayamadan övdüler. Amaç kesinlikle şiddet aşılamak, toplumun psikolojisiyle oynamak başka bişey değil. İki Tokat yiyen herkesin adam öldürmesi meşruysa toplum bitmiştir zaten.
Berbat falan yazacam hafif kalacak yine de bi izleyeyim diyip bakacaksınız ömrünüzden çaldırcaksınız diye çok korkuyorum hatta bu yorumum bile israftır sakın ha sakın uzak durun film tarihinin en berbat filmi tek kelimeyle
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.