En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
arardurur
Takipçi
18 değerlendirmeler
Takip Et!
3,5
5 Ağustos 2006 tarihinde eklendi
tamam kısa filmlerimiz birleştirilmiş ancak. bu kadar sık tekrar edildiki bu. artık filmin sonunda n'olacağı gün gibi meydanda.genede ilk kısa film oldukça etkileyiciydi. yazık başyapıt olabilirdi. 10/7
Pejmurde adam filmin toparlayan karakteridir. Kesik kesik, farklı bir teknikle bağlanmıştır hikayeler. Aslında bağımsız / ilişkisiz hikayeler gibi durur ancak bu adamın gözlerine baktığımızda tüm hikayeyi bir bütün arz eder halde okuyabiliriz. Mexico City’i izlemektedir O. Kiralık katildir ancak, kimin öldürülmesi gerektiği, kimi öldürmenin kendi işi olmadığı konusunda muazzam teknikler, deneyimler kullanır. Onu bir öldürme işi için tutan adamı uzaktan izlerken, göz göze geldikleri sahne tam anlamıyla kopmuş bir sahnedir. Kaybedecek bir şeyi olmayan adamın kaybetmekten korkan bir zengine gönderdiği, dehşet verici sakin bakış ve hafif bir gülümseme.. Bize bir hayat dersi verir. Kaza anında arabaya sokulduğunda Octavio ve arkadaşının, diğer kadının hikayelerini kentle özdeşleştirip ezberden okuyabilecek bir kıvamdadır. Bir takım karakteristik kabulleri aşmıştır (Mexico City’de etik, insani, örfi kabulleri örselemeyen tek varlık köpek Cofidir sanki...). Tam bir kokuşmuşluk hali. Kızının evine maymuncukla girer… Para çalar… pisikopatlık yaparken onu hayretle izlersiniz…Cep telefonunu çıkarıp, kızının ev numarasını çevirerek telesekretere yaptığı konuşma içler acısıdır. O da Octavio gibi, hayatta umduğu noktada değildir. Geride kırık bir hayat ve devamı uğruna ufka doğru, sırtında çanta yanında yeni ismiyle Zenci (Cofi) yürümeye başlar..
Sinemada seyretmek mümkün olmamıştı ama seyretmemek daha kötü olurdu diye düşünüyorum şimdi... Yönetmenin üç hikayeyi harmanlaması, müthiş derecede profesyonelce yapılmış film, yazılmış senaryo, oynamış oyuncular... kesinlikle izlenilmesi ve arşivde bulunması gereken bir film. Bir başka kişiye izletmekten gurur duyacağınız derecede arşive layık....
(tamamen spoiler içerir) Inarritu... Daha önce Revenant ve Birdman'ını izlediğim fakat bende asıl hayranlığı Amores Perros ile yaratan yönetmen...diyerek söze başlamak istedim. Peki neden Paramparça Aşklar ve Köpekler ? Filmin olay örgüsüne kısaca değinecek olursak ; ilk dakikalarda gösterilen kaza aslında filmin kilit noktası. Bu kazayla kesişen üç hayat var burada. Bu hayatlar ileri-geri dönüşler yapılarak anlatılıyor sonrasında. Burada hayatı kesişen üç karakter filmin afişinde de görüldüğü üzere ; Octavio(Gael García Bernal) , Valeria(Goya Toledo) , El Chivo (Emilio Echevarría)... Octavio abisiyle kötü bir evililiği olan yengesi Susanna'ya aşıktır ve paramparça bir aşk üçgeni oluşur.Susanna ile kaçmak için köpeği Cofi'yi dövüştürerek para kazanmaya başlar. Bir dövüşte ortalık karışır , birini bıçaklar, oradan kaçarken de Valeria'nın arabasına çarpar. Valeria manken ve televizyon yıldızıdır. Kazadan sonra bir bacağını kaybeder. O sırada birini öldürmek için orada bulunan yeni seri katil , eski komünist gerilla olan El Chivo Octavio'nun arabasındaki yaralı Cofi'yi alır ve iyileştirir. Inarruti'nin kesişen hayatları ustalıkla yansıtabildiğini belirterek karakterlerin ayrı ayrı durumları, psikolojileri ve onların bu psikolojilerinin bir yansıması niteliğindeki köpekleri Inarruti'nin bu yeteneğini arka plana atacak güçte. Octavio'nun Susanna'ya olan aşkı ve merhameti karşısında abisine olan öfkesi ve köpeğini hiç acımadan dövüştürmesi gibi çelişkileri izleyicinin karakter hakkında hüküm vermesini güçleştiriyor.Fakat Octavio'nun gösterildiği son sahnede yüzündeki ifadeyle çaresizliğini iliklerimize kadar hissediyoruz.Ve karakterin musamiyetinde karar kılıyoruz.Tabi bunda filmin kısa ve etkili müziklerinin payı inkar edilemez. Valeria... Evli biri olan Daniel ile birbirlerine aşıktırlar. Daniel eşini terk eder ve Valeri'yla birlikte yaşamaya başlamışlardır ki mutlulukları o malum kaza ile gölgelenir.Valeria artık sakattır. Valeria'nın psikolojisine köpeği adeta tercüman olmuştur bu bölümde. Köpeği salondaki çukura düşer ve farelerle dolu karanlık çukurda korkuyla sıkışıp kalır.Valeria ise çukurun dışında çaresiz, köşeye sıkışmış ve korku doludur. Bu durum elbette Daniel ile olan ilişkilerine yansır ve bir aşk daha paramparça olmaya başlar. Gelelim El Chivo'ya ; cinayetlerinde dahi belirli değerleri gözönünde bulunduran "erdemli bir seri katil", eski bir gerilla ve acılı bir baba. Elbette gene kafamızı karıştıran bir karakter. Ve burada da imdadımıza köpekler koşuyor. Cofi iyileşince evdeki diğer köpeklerin tamamını öldürür. Bunun karşısında kahrolan El Chivo ,Cofi'yi öldürmek ister fakat köpekle olan benzerliklerinin , ikisinin de bu hayata itilişinin farkına varır ve Cofi'yi öldüremez. ("Her köpek sahibine benzer"-El Chivo) Karakter tahlilleri bu şekilde. Karakterlerin masumiyetleri, çaresizlikleri, paramparça aşkları ve köpekleri bir kazada birleşiyor. Bambaşka hayatların kesiştiği küçük anlar ve tahmin bile edemeyeceğimiz benzerlikler... Film; hayatın bu gerçekliğiyle bizi baş başa bırakıyor. Karakterler sırasıyla genç, orta yaşlı ve ihtiyar. Yani sırasıyla aşk, hayat ve pişmanlıklar ... Filmin tekniğine bakacak olursak ; oyunculuklar mükemmel , sahneler fazlasıyla gerçekçi, müzikler tam olması gerektiği yerde olması gerektiği kıvamda verilmiş, gayet etkili. Hep yakın ve omuzüstü çekim yapılmış. Bu da izleyicinin kendisini orada hissetmesini sağlıyor. Filmden bir karakter oluyorsunuz. Geçmişe gidip gelen sahnelerde dağılan dikkatiniz bu şekilde dengeleniyor. Filmin tek sıkıntısı ise çok uzun olması.Fakat burada da üç karakterin psikolojilerinin derinlemesine anlatıldığını gözönünde bulundurursak filmin uzun olmasının kaçınılmazlığını kabul ediyoruz. Bütün bu değerlendirmelerim ışığında söyleyebilirim ki bittiğinde "vay be" dedirtmeyen fakat karakterlerin psikolojik tahlillerini derin derin düşününce "VAY BE !" dedirten bir filim. Son olarak beğendiğim replikleri sevgili sinemaseverlerle paylaşarak yazımı noktalıyorum: "Octavio: Planlarımız ne olacak? Susana: Sen ve senin planların. Babaannem ne derdi biliyor musun? Tanrıyı güldürmek istiyorsan ona planlarından söz et."
"Güçlü olmak akıllı olmak demek değildir."
"Tanrı bulanık görmemi istiyorsa ben de bulanık görürüm."
"Çünkü biz biraz da kaybettiklerimiziz."
"Demek ki; telafisi olmayan zaman aileden çalınan zamanmış."
Hayatın herhangi bir anında karşımıza ne çıkacağı belli mi? Bugün için kurulu bir düzenimiz,iyi bir ailemiz,yüz güzelliğimiz,başarılı bir mesleğimiz,çok paramız olabilir.Peki ya yarın.Kuralına göre yaşarken,sırf tesadüf eseri bulunduğumuz hatalı bir yer,kaderimize farklı bir yön verebiliyor.Bunun sonucunda birçok hayat değişebiliyor."Amores Perros" 3 farklı hayatı,bu hayatların tek ortak yönleri olan paramparça aşklardan,ve köpeklerden tutup mükemmel bir kurguyla bir araya getiriyor.
filme bir verdim çünkü hakettiği yerin üstünde bir yerlere gelmiş. bence filmin hakettiği en yüksek değer 7.5 olur ancak. Ama tabi filmin kendine has bir tarzı olduğunuda kabulleniyorum , bu film her hangi bir katogoriye sokulacak gibi değil , çünkü kendi kategorisini yaratmış. bu açıdan devrim niteliğinde bir film. ama yinede ben 7.5 tan fazla değeri olduğunu sanmıyorum .
İlk önce şunu söylemeliyim ki 10 numara bi film. Filmin adı ilk başta karmaşık gelsede (izlemeyenler için) ama izledikten sonra bu filme başka bir ismin bu denli yakışacağını düşünemiyorum. Filmin uzun olması filmden kopmanıza sebep olmuyor. Filmin kurgusu,oyunculuklar, müzikler hepsi muhteşem. Bu film bir çok hollywood filmine taş çıkartacak düzeyde. Herkesin mutlaka izlemesi geren bir yapıt. ii seyirler....
farklı hikayelerin, farklı yazgıların birarada verildiği filmler acaip hoşuma gider ki, bu film de çok iyi kotarılmış bana göre, izlediğim en iyi filmlerden biriydi..
birbirinden ayrı 3 etkileyici öyküyü müthiş bir noktada ve anda kesiştiren sıradaşı senaryosuyla tüm zamanların olmasa bile 2000lerin ilk yıllarını hatırladığımızda bahsi geçmesi gereken filmler arasındadır. (9/10)
selam. Bu filmin En etkileyici ve vurgu yapılan kısmı bence filmin sonlarına doğru olan el çapitonun esrarengiz hayatı. Filmin başından ve bitişine kadar hep o krili sakallı bir sokak adamını gördük. Filmde bir kaç insanınn hayatını anlatırken bile o sakallı sokak adamının hayatını hep merak etmemizi sağladı, bu da olayların birbirine sırıtmadan çook ince bir şekilde bağlanması filmin ne kadar çoook başarılı olduğunu gösterir. 10 puanlık bir film bence. afilmin soundtrack’ i filme de ayrı bir tat vermiş.
Film biraz fazla uzun sanki 4-5 saate yakın film izledim gibi geldi ama 2 buçuk saat falan sürüyor.Bu filmin en büyük özelliği parçaları birleştir tarzının ilk örneklerinden olmasıdır...
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.