’’Biz Aslında Kaybettiklerimiziz’’Bu sözlerle çıkmıştım sinemadan ve adeta beynimden vurulmuşa dönmüştüm.Bir trafik kazasında hayatları kesişen üç farklı karakter.zerre kadar ışık yok,ümit yok, hiçbirşey yok!Mükemmel bir kurgu,özgün bir anlatım.Dört dörtlük bir yapım.10/10!...
aynı yönetmenin bir dier filmi olan 21 gram gibi çok iyi bir film bikere tür çok iyi zaten ama bu yönetmenin hikayelerinde öyle bişey varki sanki onlar bildiğimiz klasik dramalardan farklı gibiler gerçeklik olgusu bana biraz fazla güçlü gibi geliyo galiba gerçek olamayacak hiçbişey yok gibi yani gerçekten çok iyi ama 21 gram daha iyi izlemeyenlere öneririm
Aşklar köpekler muhteşem bir film. en son mesajı yazan arkadaşla bir konuyu tartışmam gerekiyor. belki aşklar köpekler karizmasını büyük ölçüde gael garcia bernal'e borçlu olabilir. ve gael garcia bernal'de bu film dolayısıyla yaptığı karizma için filme çok şey borçlu olabilir. ama burada izleyici olarak bu film için girdiğimiz onca rağmen gael garcia bernal'i söz konusu ederek bir borçtan söz edemeyiz. çünkü gael garcia bernal bu filmden sonra yedek kulübesinde oturmuştur. ne "günah" ne motosiklet günlüğü bize onu bir armağan olarak sunmaktadır.
Sinemada seyretmek mümkün olmamıştı ama seyretmemek daha kötü olurdu diye düşünüyorum şimdi... Yönetmenin üç hikayeyi harmanlaması, müthiş derecede profesyonelce yapılmış film, yazılmış senaryo, oynamış oyuncular... kesinlikle izlenilmesi ve arşivde bulunması gereken bir film. Bir başka kişiye izletmekten gurur duyacağınız derecede arşive layık....
farklı hikayelerle insanların yolunu kesiştirerek çıkartılan öykülerden film yapmak isteyen sevgili yönetmenlerimizin defalarca izlemesi gereken bir film hiç bir hikayeyi cozutmadan anlatmış bu yeni usta yönetmen zaten rüştünü 21 gram filmiyle de kanıtladıayrıca filmin şarkısı da muhteşem tavsiye ederim fragmanını izlerseniz eğer işitirsiniz amores perros
bence muthis bir film.izledigim en iyi on filmden biri.uc ayri konu muthis birsekilde birlestirilmis.tek kelimeyle mukemmel..arkadaslar benim size bir tavsiyem olsun bu filmi KESİN İZLEYİN...PİSMAN OLMAYACAKSINIZ.
AMORES PERROS meksikalı yönetmen ALEJANDRO GONZALEZ INARRITU ya dünya çapında bir başarı sağladı dersek yeridir sanırım..dünyada 30'un üstünde ödül alan film bu yılki İSTANBUL FİLM FESTİVALİ'ndede Dünya Festivallerinden bölümünde gösterildi...filmin en büyük adaylığı tabiki oscar olsa gerek..ama karşısında öyle bir rakip vardı ki? iki daldan birinde kesin oscarı alacak gözüyle bakılan (en iyi film-en iyi yabancı film) Kaplan Ve Ejderha 'nın olmasıydı..işte bu durum AMORES PERROS un alabileceği en büyük ödüle ulaşmasını engelliyordu..(şayet ben amores perros'u seyrettikten sonra en iyi yabancı film oscarını kesin bu filme verirdim diye düşünmüştüm) ..film aslında türüne yeni birşeyler katmıyor..(bu tarz çoklu hikayelerden oluşan filmlere)..ama şurası kesin türününün en iyi örneklerinden biri...bu tarz filmler ORSEN WELLES'ın CITIZEN KANE'i ile başladı dersek yanılmayız..CITIZEN KANE'de ortada dönen bir kaç hikaye yoktu ama aynı karekterin üstünde anlatılanlarla ortaya çıkan olaylar vardı..örneğin bir sahneyi birkaç kişinin anlattıklarıyla ayrı ayrı açılardan seyretmemiz bu türün doğuşunun ilk örneğidir..daha sonraki yıllarda birçok film bu yolu denedi..ama hiçbiri başarılı olamadı..çünkü mutlaka biryerlerde bir eksiklik oluyordu..ya oyuncular,ya senaryo,ya yönetmen yani mutlaka birşeyler yetersiz kalıyordu..daha sonra bütün dünyada fırtınalar kopartan RESERVOIR DOGS geldi...filmde zaman kavramının olmaması olayların bir oraya bir buraya gidip gelmesi ve herkezin üzerinde tartıştığı kanlı sahneleri bambaşka bir tarzı müjdeliyordu bize...bu CITIZEN KANE'nin mayasından yoğrulmuş ama daha çok ''bende sizi şaşırtıcam ama benim olayım farklı'' der gibiydi..böylece artık kara film diye adlandırdığımız yeni bir tarzlada tanışmış oluyorduk..kara filmler daha çok kaybedenlerin hikayesidir..paramparça hayatların bu düzen içinde nasıl oluyorda ayakta durduklarını ve beklenen sonun nasıl geldiğini gösteriyordu..konu neredeyse hep kaybeden insanlar üzerine kurulu olan bu tarz filmler birden öyle bir patlama yaptıki artık dünyanın heryerinden herçeşit kara film örnekleri sinemalarda yada festıvallerde gösteriliyordu..sadece kara film diye adlandırmak aslında belirli bir seyirci potansiyelini film gösterilmeden önce garantiliyor gibiydi..(ama bu türün ilk çıkış zamanları) daha sonralar okadar kötü örneklerini seyrettiki bu tarzın garanti seyircileri bile artık bu tür filmlere ilgi göstermez oldu..veee TARANTINO'nun bütün dünyada en çok ilgi gören filmi PULP FICTION çıktığı zaman artık kara film diye anlattığımız filmler bambaşka bir başyapıtla karşılaşıyordu..aslında PULP FICTION bayağı geniş bir yelpazeye sahipti...zaman kavramı yine yoktu..yine ordan oraya atlıyorduk..filmin içnde ayrı ayrı çekilse üç değişik film ortaya çıkacak kadar geniş bir senaryo vardı..üç ayrı öykü..ama oyuncular kahramanlar hep aynı..hepsi bir yerlerde kesişiyor...bir oyuncu bir öyküde başrol oynuyorken sonraki öyküde konuk oyuncu rolüne dönüşüyor..ve perdede seyredilenler karmaşık gibi görünsede olaylar toplandıkca bambaşak boyutlara gidiyor..her sözün her hareketin ilerleyen dakikalarda değeri daha bir artıyor...PULP FICTION CITIZEN KANE'nin başlattığı türün artık zirvesinde olan bir film diye biliriz..daha sonraları bu tarzlarda yine güzel filmler çevrildi..özellikle bunlardan biri Danıel Alfredson'nun TIC-TAC 'ı ...tıc-tac da festivallerden ödüllerle dönen başka bir kaybedenler öyküsüydü..yine içinde birkaç öyküyü barındıran ve olayların kesiştiği sahnelerle filmi bambaşka boyutlara taşıyan bu film müzikleriylede oyunculuklarıylada öne çıkıyordu..önceki yıllarda İSTANBUL FİLM FESTİVALİ'ndede gösterilmiş olan film ne yazıkki bahsettiğimiz bu tanıtım olayları yüzünden çok kişi tarafından bilinmektedir..ama türünün en iyi örneklerinden biridir diye bilirim..günümüze yaklaştıkcada bu tarz ama yeni olaylarıda içine alarak gelişen bir kara film bolluğu yine eskisi gibi çok ilgi görmeye başladı..özellikle JACKIE BROWN,SNATCH,BİLİNMEYEN KOD gibi aynı tarzın değişik versiyonlarını seyrettik...ama artık bu tarz filmlerin seyircileri etkilediği kadar sinema eleştirmenlerinide etkilediği apaçık ortada...gün geçmesinki bu tür filmler festivallerden ödüllerle dönmesin...işte AMORES PERROS bu türün en önemli filmlerinden biri..nitekim aldığı ödüllerde ortada..ama benim aklım hala bu filmin oscara bukadar yaklaşmışken eli boş dönmesinde kaldı...umarım bu tarz filmler hiç ilgilerini kaybetmeden dahada yeni şeyler katarak sürer gider...
muhteşem kurgu, muhteşem senaryo, muhteşem oyunculuk... izlediğim tüm filmler arasında 1 numara!! izlemeyenler çok şey kaçırıyor, hemen bulun biyerlerden ve filmin keyfini çıkarın....
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.