En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
Mert H
Takipçi
1.606 değerlendirmeler
Takip Et!
3,5
16 Şubat 2022 tarihinde eklendi
Serinin ikinci filminde yaşanan kalite düşüklüğünün giderildiği ve serinin daha güzel bir hale geldiği bir film olmuş. Fragmanının yayınlandığı günden beri izlemeyi bekliyordum. Film konu aldığı tarihsel ağırlık sebebiyle yavaş işlense de 2 saat 10 dakikalık süre bile bu filme az kalmış. Serinin ilk iki filmini izledikten sonra izlenip keyifli vakit geçirilecek bir yapıt.
Bir seri başlangıcı olabilir mi? Ben, açıkçası diğer iki filmi düşündüğümde başına koyabilirim. Geçmişi kurcalarsak, ilk filmi beğenmiştim. Aksiyonu, komedisi, konu derinliği ve kaliteli oyuncuları ile gayet iyiydi. Sonu biraz uçsa da beni Boutella ile tanıştırması hatırına kabul seviyesi görmüştü bende. İkinci film de ünlüler geçidi idi. İlk filmin ekmeğini yemek gibi bir tarafı da olduğunu düşünmüyorum ancak aksiyon dozu fazla kaçıp konu derinliği ile uyuşmayınca ilk film kadar bir rağbet görmedi. Ancak her iki film de uçlarda gezdi.
Bu filme gelirsek yönetmen aynı, senaristler benzer, kafa aynı, film uçlarda geziyor... Yani başlangıç olmaması için sırıtan bir tarafı yok bence. Evet Birinci Dünya Savaşı'nın salt gerçek olaylarını kendince evrimleyerek (buna Ti'ye alma, absürde kaçma, dalga geçme diyebilirsiniz) bir başlangıca imza atıyor, ancak konunun ince çalışmışlığı da var yani. Sırası gelmişken fazla bilmişlik yapmadan, filme yansıyan bazı gerçekleri de aktarayım. Mesela filmde geçen bu üç devletin, İngiltere tahtındaki Kral V. George, Almanya’da Kayser Wilhem II, Rusya’da da Çar İkinci Nicholas gerçekten de kuzendirler. İkinci Nicholas ve Loyd George filmdeki gibi (Ki üçünü de aynı karakter oynuyor) ikizi kadar birbirlerine benzerler. Bir diğer kişilik Rasputin: Filmdeki karakter ile gerçek karakter son derece benzer olmuş. Kendisi harbiden büyücülük, cinsel sapıklık, şifacı ve yönetimi etkisi altına alma konularında filmdeki tiplemesi ile gerçek yaşamı benzerlik gösterir. Mata Hari Wilson'a kadar uzanmasa da bildiğiniz gibi Alman casusudur.
Neyse bu kadar ukalalık yeter. Filme gelirsek, tarihi gerçeklere farklı bir bakış açısı yaparak bence iyi bağlantı kurmuşlar. Aksiyon sahnelerini, silahlı sahneleri, dövüş sahnelerini (özellikle Rasputin'li sahne) beğendiğimi söyleyebilirim. Bazı sırıtan sahneler (özellikle hava sahnesi) de yok değildi. Ancak bana göre filmin esas sürprizi veya ters köşesi, gizemli düşmandan ziyade (Ki karakteri canlandıran ünlü aktörü görünce olayı çakıyorsunuz) başlardan itibaren filmin esas kahramanı olarak gösterdiği Harris Dickinson'ı hazin bir sonla bırakıp tekrar Ralph Fiennes'e dönmesiydi. Belki de filmin handikaplarından biriydi bence. Çünkü oyunculuğuna laf söylemesem de, acaba ''M'' rolüne benzer bir tarafı ile alışılmış bir rol olması veya yaşından dolayı daha başka biri mi olmalıydı, pek bilemedim. Sonrasında bir İkinci Dünya Savaşı güzellemesi olacak mı bekleyip göreceğiz. Sonuç olarak ben beğendim, ancak yorumum geneli bağlamaz, filmi beğenen ve beğenmeyenlere saygı ile iyi seyirler dilerim...
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.