En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
Engin Yüksel
Takipçi
1.470 değerlendirmeler
Takip Et!
3,0
21 Nisan 2020 tarihinde eklendi
Karakomik İki Arada adlı filmde Şeytanın Avukatı adlı filmden, Kaçamak adlı diğer filmde de Arrival isimli filmden esinlenilmiş olduğunu görmek mümkün. Adı üzerinden kara komedi yapmış.Yüksek beklentiler içine girmeden izlenmesi gereken bir yapım. 6/10
Senaryosunu da yazan Cem Yılmaz’ın yönettiği “Karakomik Filmler: 2 Arada ve Kaçamak”, aynı zaman aralığında gerçekleşerek kesişen iki farklı hikâyeyi anlatıyor…
“Neo – noir” tarzda kurgulanan ilk bölümde, öncelikle arabalı vapurun çay ocağı çalışanı olan ön üst üç dişi eksik Metin “Ayzek” Arıcı (Cem Yılmaz) ile tanışıyoruz…
Kendisine bu “Ayzek” lakabının, odasının duvarlarındaki posterler nedeniyle yıllar önce TRT’de de yayınlanan ve ilgiyle izlenilen “The Love Boat / Aşk Gemisi” (1977 – 1987) isimli TV dizisindeki Barmen Isaac Washington (Ted Lange) karakterinden alıntılanarak verildiğini anlıyoruz…
Tabii Kaptan (Cem Davran) ile çay ocağının diğer çalışanları Önder (Umut Kurt), Ercan (Gürkan Deniz Akhanlı) ve Dayı’yı da (Mehmet Küçükdurmaz) atlamamak lazım…
Bu arada ikinci bölümde Alpay’ın (Cem Yılmaz) Spa’sındaki küçük bir kaçamağa doğru yol almakta olan İbrahim (Özkan Uğur), Nevzat (Zafer Algöz), Neco (Necip Memili) ve Aytaç (Can Yılmaz) ile Nevzat’ın köpeği Lucky’nin güvertedeki halleri de gözlerden kaçmaz…
Ancak bu bölümün en önemli simaları, içten içe “yanık” olduğu için bol kaşarlı tost ve ayranla beslediği Songül (Cemre Ebuzziya) ile vapurun satıldığı yeni şirketin Mülakatçısıdır (Ozan Güven) …
Ki bu Mülakatçı, bundan sonraki yıllarda vapurda kimin çalışıp, kimin çalışmayacağına karar verecek olan kişidir…
Kendisi ile yapılan görüşmede Ayzek’in, her kadar “geçici” bir durum olduğunu iddia etse de altı yıldır vapurda yatıp kalkmasının yanı sıra dişlerini yaptırmak üzere biriktirdiği parasını da can yeleklerinin arasında sakladığını öğreniyoruz…
Derken bir gün, Kıvanç Hocaoğlu’nun (Cem Yılmaz’ın ağabeyi Can Yılmaz) yönetmenliğini üstlendiği bir ekip vapurda film çekmeye başlar ve cast da yaşanan bir terslik sonrasında Ayzek’e de küçük bir rol verilir o filmde…
Fakat Kıvanç’ın çektiği bu filmde, can yeleklerinin kullanıldığı ve Ayzek’in parasını bulamayarak çılgına döndüğü Marmara’da beklenen depremin “öncüsü” gibi öylesine “çılgın” bir sahne vardır ki…
Bir diğer öncü olan Mülakatçının kendisinden “ispiyonculuk” yapmasını istediği ve böylelikle fay hattının bir kez daha tetiklendiği kısmın ardından gelen 7.8 büyüklüğündeki yıkıcı depremin bizzat kendisi gözler önüne serilir…
Nedir mi bu?
Elbette ki, Ayzek’in platonik bir aşk ile gönlünü kaptırdığı Songül’ün, Ethem (Uraz Kaygılaroğlu) ile evleneceği haberini duyması ve bu bilgiyi Songül’ün dibinden hiç ayrılmayan Didem’in (Bala Atabek) de teyit etmesidir…
O ana kadar komedi tadında devam etmekte olan filmin ilk bölümü birdenbire etkileyici bir “neo – noir”a dönüşerek, filmin adının başındaki “Kara” nın da Cem Yılmaz tarafından tesadüfen seçilmediğini de gösterir bize…
Gelelim ikinci bölüme…
Yani özellikle de başta Ethem (Ozan Güven) karakteri ve porsiyonu kırk liraya satılan “organik köy yumurtası” üzerinden “detoks turu” diye aslında kazıklanmaya giden sonradan görme lümpenlerle "kara mizah" yolu ile fena dalga geçilen “Kaçamak” a…
Gerçi kafasına saç ektiren ve o yüzden de zorunlu bir “seks” ile “alkol” perhizinde olan İbrahim’in dışında ne Nevzat’ın ne Neco’nun ve ne de Aytaç’ın, hayali “Kömlük” beldesine giderek detoks yapmak gibi bir dertleri de bulunmamaktadır…
Ki, zaten kafalarındaki kaçamak da bambaşka bir şeydir…
Yalnız bu kaçamağın sabahı biraz kötü biter…
Çünkü Nevzat ortalıkta yoktur ve bir türlü bulunamamaktadır da…
Önde koşturan Lucky ve “Şunu haftaya yapamadınız” sözcüğünü diline pelesenk eden İbrahim ile Neco, Aytaç ve Alpay onu aramaya çıkarlar…
Artık sırada bu kez komedi ile harmanlanmış, kesinlikle “G.O.R.A.” (2004) veya “A.R.O.G” (2008) değil ama “Close Encounters of the Third Kind” (1977) ve “Arrival” (2016) benzeri mizansenler içeren sahneler sizleri beklemektedir…
İlk filmde duygusal bir çalışma denenmiş olsa da çekim açıları, teknikler ve sahnelerin geçişi gerçekten çok güzeldi. Yer yer kaliteli espriler ve göndermelerle birlikte filmin kalitesini zaten anlıyorsunuz. İkinci film ise tam bir Cem Yılmaz filmiydi. Minik bir Gora izledik gibi. Güzel güldürdü ve yerinde esprileri, küfürleri vardı. Görsel efektler Türk sinemasının kesinlikle üstündeydi. Olağanüstü bir, pardon iki film olmasa da kesinlikle seviyeyi yukarılara taşıyan bir yapım olduğu oldukça açık.
O kadar da kötü film değil. Kamera açıları,kurgusu, komedisi, dramı bildiğimiz Türk filmlerinden çok daha iyiydi. Özellikle kamera hareketleri, sahne geçişleri Türk Sinemasına göre muazzam güzellikteydi. Bu sefer Türk Sineması daha iyi iş başarmış. İzlemekten bir zarar gelmez.
Sanırım Cem yılmaz sinemasını ciddileştirmeye çalışıyor. Derdi olan mesaj veren filmler çekmiş. Çok iyi filmler mi ? Mallesef değil. Ama çoğu Cem Yılmaz filminden, daha iyi filmler.
Cem Yılmaz'ın düşüşü devam ediyor iki tane sıradan film yani Cem Yılmaz olmasa yüzüne bakılmaz bu filmin. Beklentiyi çok yüksek tutmamak ile izlenebilir. Onun dışında beklenti yüksek ise hayal kırıklığı olur. Beklentisi yüksek olanlara beklentilerini düşük tutmasını veya başka filmlere gitmesini öneririm. Hokkabaz ve Karakomik filmler bence Cem Yılmaz'ın en kötü iki filmidir.
Cem Yılmaz filmlerine düşünmeden bilet alıyorum. Mizahını seviyorum. 1. Film de, insanın içsel dönüşümleri çok iyi işlenmişti. 2. Film, bazı yerler güldürse, uzay aracı filan iyi olsa da tam bekleneni karşılamadı. Sürenin az olması 1. Filmi bence çok etkilemedi ama 2. Filmde hissedildi diye düşünüyorum. Yine de tavsiye ediyorum. Güzel bir tecrübe idi..
Bu filmlere çok kötü diyenler halt etmiş. Özellikle gemide geçen birinci film tam bir sinema şöleni. Başta cem yılmaz olmak üzere oyunculuklar olağanüstü. Puanım 9/10. Keşke bunu biraz daha uzatıp tek film halinde vizyona soksaydı.İkinci bölümde yayınlanan diğer film ise Cem Yılmaz filmlerine göre ortalamanın altında olmakla birlikte kötü diye nitelendirilemez. Ayrı bir film olsa 10 üzerinde 6 veririm. Sadece ilk bölüm için gitmeye değer. Kesinlikle gidin sinemada izleyin.
Maalesef Cem Yılmaz'ın en kötü filmini izledik. İlk film: 5 üzerinde 2,5 alabilirken, ikinci film 1 alsa yeridir. İlk filmdeki karakterleri izliyorsun, olaylar iyi ama 2. film tam bir fiyasko, zamparalığa giden saçma tipler. Uzaydan gelen taşlar, amaçsız uzaylılar valla noluyor ya diyosun. Derdim her Cem yılmaz filmi güldürsün değil. Kaçamak ta Cem Yilmaz izleyenlerle "testis" geçmiş. Film kötünün ötesinde izleyiciyi ahmak yerine koyuyor. Bu beni üzdü. Serinin 2.filmi varmış kara komik filmler 2. Kim gidecek çok merak ediyorum...
Cem Yılmaz'ın gora arog ve yahşi batı filmlerinden başka bir filmini beğenmiyorum şahsen. Diğerleri hadi neyse ancak bu son filmi tamamen fiyasko olmuş. Ülkemizde yapılan her farklı filme sanat diyorlar anlam vermiş değilim. Sanat olması için bize bir şey anlatmalı diye düşünüyorum. Karakomik filminin 1. bölümünde verilmek istenen bir mesaj var ama bunu iyi yansıtamamış ve konu bütünlüğü oturtulamamış. 2. filmde ise gereksiz küfür ve komik olmayan klişe espirilerden salonu terk edesim geldi. Kısacası izlemenizi önermiyorum
Dünya da bizim milletimiz kadar film kültürü yoksun bir toplum yok. Cem Yılmaz yine (Türkiye içerisinde) bir ilki gerçekleştirmiş. Yeniliklere açık olmayan Recep İvedik, Babam ve Oğlum ve Av Mevsimi gibi hep aynı senaryolardan ilerleyen filmleri seviyorsunuz. İki film, karakterler, kurgu ve süreçler hepsi düşünülerek yapılmış bir film. Isaac karakterini sanki bir komedyen değil, tiyatro eğitimi almış bir oyuncu gibi oynamış. Egosuna yenik düşmesi, cehalet ve insanın kin yüzünden düşüşe geçmesi. Sizler film falan izlemeyin..
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.