Run Sweetheart Run
Ortalama puan
3,0
2 Puanlama

2 Kullanıcı yorumları

5
0 Eleştiri
4
0 Eleştiri
3
1 Eleştiri
2
0 Eleştiri
1
0 Eleştiri
0
1 Eleştiri
Sırala
En yararlı eleştiriler En yeniler En çok eleştiri yazmış üyeler En çok takip edilen üyeler
Okan yılmaz
Okan yılmaz

1 değerlendirme Takip Et!

0,5
25 Kasım 2022 tarihinde eklendi
Filmin adı saçmalık olsa bu kadar otururdu bir film daha bu kadar saçmalığa gidebilir mi diyorsunuz ve bambaşka saçmalık çıkıyor güzel zamanınızdan çalmayın lütfe)))
Turgay Buğdacıgil
Turgay Buğdacıgil

Takipçi 2.374 değerlendirmeler Takip Et!

3,0
21 Aralık 2025 tarihinde eklendi
Senaryosunu da...

Keith Josef Adkins ve Kellee Terrell ile beraber kaleme alan Shana Feste'nin yönetmen koltuğunda oturmak da olduğu "Run Sweetheart Run"; Los Angeles Sinema Okulu standartları çerçevesinde değerlendirdiğimizde...

Korkunun, "Vampir (Vampire)" ve "Slasher" alt kategorilerinde, başarıyla kurgulanılmış olmasının yanı sıra...

Gizemini de sonuna kadar koruyan, bir korku gerilim olarak geliyor karşımıza...

***

Gelin isterseniz...

Yapımcılığını da, ziyadesiyle düşük bir bütçeyle dahi olsa...

Sıra dışı işler çıkarmak da mahir olduğunu bildiğimiz, Blumhouse Production'ın patronu Jason Blum'ın üstlendiği...

Amazon Studios platformu bu filme biraz daha yakından bakalım...

***

Fuller, Lower ve Silver Hukuk Bürosu'nda...

UCLA'da hukuk hazırlık öğrencisi olmasına karşın Cherie (Ella Balinska)...

Bekar bir anne olması sebebiyle, sekreter olarak çalışmayı...

Kabul etmek mecburiyetindedir...

***

İşte...

Yine o sıradan çalışma günlerinden birinin sonunda...

Mesaisini tamamlayan Cherie, binadan çıkmış...

Ve bindiği, tıklım tıklım dolu vaziyetteki bir otobüs ile de, evine doğru gitmekteyken...

Aniden telefonu çalar...

***

Arayan, patronu James R. Fuller'dir (Clark Gregg)...

Ve...

Gerekli titizliği göstermemesi yüzünden, yıl dönümü yemeği ile önemli müşterilerinden birinin yemeğinin çakışıyor olması nedeniyle...

Ciddi anlamda sitem edip...

Bu hatasını düzeltmek adına da, müşteriyle bizzat kendisinin, söz konusu yemeğe gitmesini istemektedir...

***

Patronunun bu talebini geri çeviremeyen Cherie...

Eve varıp da duşunu alırken...

Adet kanamasının başlamış olduğunu fark eder...

***

Ardından da...

Bir taksiye atladığı gibi soluğu...

Aynen James'in tarif ettiği biçimde...

Los Angeles gecelerinin, renkli ve tanınmış siması Ethan'ın (Pilou Asbæk) malikanesinde alır...

***

Derken...

Ayak üstü, cin toniklerini yudumlar yudumlamaz...

Birlik de, Ethan'ın kullandığı otomobille...

Yemeğin yenileceği restorana geçilir...

***

Ve...

Kadınlara iltifat yağdırmada usta olduğu anlaşılan, dil cambazı Ethan sayesinde...

O kadar iyi eğlenilir ki...

Cherie geceyi, sabah 5:25'te uyanıp evine dönmek koşuluyla...

Onunla geçirmeyi, kabullenmek zorunda kalır...

***

Ama...

Eve girmesiyle...

İmdat çığlıklarıyla bağırarak kaçması da bir olur...

***

Zira...

Ethan'ın saldırısına uğramış...

Ve buna, polisi de inandıramamışken...

Kamusal alanda sarhoş dolanmak suçlamasıyla kendini...

Karakoldaki bir hücrede, bir hayat kadınının yanında bulmuş...

***

Ve başından geçenleri de anlattığında, o kadın kendisine...

Ölümden kurtuluşunun tek yolunun, First Lady'i (Shohreh Aghdashloo) bulması olduğunu söylemiş...

***

Ancak...

Geleneksel üslubumuz gereği...

"Spoiler" vermek suretiyle, henüz seyretmemiş olanların ağızlarının tadını kaçırmak istemediğimiz için biz de kendi anlatımımızı...

Filmdeki tüm heyecanın start alacağı...

Burada noktalamışızdır...

Dakika 30...

***

Polis ile patronu James dahil...

Etrafındaki hemen herkesi bağlamasına ilaveten...

Kurbanına ait kan kokusunu alıp, o şekilde iz sürme becerisine de sahip durumdaki seri katil Ethan'dan kaçan Cherie'nin, onun elinden kurtulma çabasının damgasını vuracağı filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı; ters köşe sürpriz bir finali de bünyesinde barındıran, 74 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...

***

Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...

"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...

Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...

25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...

Keyifli seyirler,
Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri
  • En İyi Filmler
  • Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler