izlediğiniz en iyi film olmayacak.film sadece ilginç.konu hep bir doğrultuda ilerlemiyor.film kategori ve konu olarak fight club gibi değil fakat kurgu olarak ona benzetebiliriz çok uğraşmanız gerekiyor ama:)perde perde film seyrettiği için güzelmiş karmaşıkmış yada nakadar ilginç yaa gibi söylemlerden sonra çok iyi bir filmmiş gibi düşünülüyor.aslında basit bir senaryo ya sahip.izleyin farklı bir yapım.
Hayatımda izlediğim en hoş film. İzlerken çok keyif veren herkesin izlemesi gereken yapıtlardan. Audrey Tautou harika bir oyunculuk göstermiş. Fazla uzatmadan; sadece moralinizin bozuk olduğu bir günde neşelenmek için izlenilcek bir film değil 'Amelie'. Fransız sinemasının kuşkusuz son yıllarda verdiği en iyi 10 film arasına girer. Jean-Pierre Jeunet filmini harika bir sonla bitirir ve izleyicinin yüzüne ufak bir tebessümü de eklemeyi ihmal etmez.
bazı filimler wardır kaptırınca gidio bu da o tarz... kaptırıca gido:) en çok güldüren sahne manaw çırağının kristal ressamın yanına gelip tekerleme türü bişeyler sölediği sahne beni koparttı :) hoştu... amelie zaten kayıp nişanlıda da iyiydi.
Amelie tipik bir fransız filmiydi... hatta daha önce seyrettiğim fransız filmleri ile de bazı benzerlikle gördüğümü itiraf etmeliyim. gerçi fransızları tebrik etmek lazım sanki filmlerinin bir markası var her şartta filmin fransız filmi olduğunu anlıyorsunuz... (bu bir başarı mı o da tartışılır elbette). filme dönersek seyirlik eğlenceli br filmdi diyebilirim sıkılmadan izlenebilecek hatta sırf audrey tautou’nun güzel mimiklerini seyretmek için bile bir kaç kez seyredilebilecek bir film... benden 10/7.
şimdi bu filmceğiz elini mercimek çuvalına sokmaktan zevk alan badak bir kızın ordan buraya koşuşturmasını konu alıyor gibi.. orası tamam. ufak detaylar sunarak izleyiciyi hassas yerlerinden vurmaya da çalışıyor bol bol, oh ne güzel.. ama bunu yaparken gerçeklikten uzaklaşması filmin artısından çok eksisi gibi geliyor bana. keşke bizim apartmanlarımızda da isteyen istediği eve girse, komşularına türlü şakalar, oyunlar etse.. bir kızcağız tek başına o daireden bu daireye savrulsa, ama biz bunu izlerken "ahheh sen yok musun sen?" tebessümüyle karşılasak.. amélie, hayallerle süsleniyor bol bol, güzel hoş ama ama kendisi de hayalden öteye gidemiyor. hatta öyle ki filmin başlarında "aa aynı ben de öyle hayal dünyası geniş bir şirinlik muskasıyım" diyen izleyici sonlara doğru karakterden yabancılaşmaya başlıyor. amélie, izleyicisiyle özdeşlik kuramayacak kadar örtüşmeyen bir gerçeksizlik abidesine dönüşüyor. böyle olunca çizgi roman protagonistinden de bir farkı kalmıyor pek tabi.. o halde na'pmalıyız? "aslında hepimiz birer amélie değil miyiz?" diyenin gözünün yaşına bakmamalıyız.. bu cümleyi kurmanın "aslında hepimiz birer bruce wayne değil miyiz?"demekten pek bir farkı da olmasa gerek. yok öyle bir şey yani, yavaş olalım. gaza gelmeyelim. hezeyandır, gelir geçer.
Sonuçta ortaya çıkan gerçek şu: Kişilerin zevkleri değişebiliyor. :) Ama bazı insanlar vardır ki inanılmaz filmlerle, inanılmaz zevklerle insanların karşısına çıkarlar. Bu insanlarla hiçbir şey tartışmanın mantığı yoktur. En azından sen onlardan değilsin. Birisi gelsin bana Amelie başyapıt desin tartışırım ama Blade gibi filmlerle karşıma çıkanlara çenemi yorma gereği duymam. Sen beğenmişsin beni çok sarmamıştır, aynen benim FC ve Requiem’i çok beğenip başyapıt yapmamla senin o şekilde görmemene benzer bir yaklaşım. Amelie’nin sanatsallığı ve farklı yaklaşımı tartışılmaz, ama beni çok fazla eğlendirmedi. Yine de senin gibilerle bunları tartışmak güzel :) Bu yazdıklarımızdan anlaşılacağı gibi filmi izleyin, pişman olmazsınız...(Evil bu arada Dancer in the Dark benim de müzikallere bakış açımı değiştiren bir film oldu, onu da izleyin :)Sevgilerle..
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.