Vay arkadaş! Sen filmin başına maymundan hallice insanları koy, sonunda da adamın birini Jupiter'e yolla, odanın ortasına kocamam uzay mekiğini koy :), sonra yaşlansın yemek yesin, bardak yere düşsün de içinde ki içki dökülmesin (milletin hasta olduğu sahne) :), sonra yatağa girsin ve ölümle penceleşsin, sonra o düzgün kesimli devasa plakayı odanın ortasına koy ve yatakta da biraz önce ölmek üzere olan adamı anne rahminde bir bebek olarak sahnele, en sonunda da dünyaydı sanırım, dünyaya bakan yine anne rahminde bir bebek koy. Sonuç? "Banane canım düşünsün dursun pez..." (Cem Yılmaz). Burda da millet "vaaayyy. Adam düşünmemiz için bize imkan verdi. Vay bee! Ne zeki adam. Zaten zekiler sonuç çıkarsın diye yapmış bu filmi" gibi saçma sapan yorumlar yapsın :) Yahu birbirinden bağımsız sahneler koyunca ardarda düşündürmüş mü oldu şimdi bu adam bizi? Sonsuz yaşamı anlatmak için "genç adamı (uzay gemisi ile birlikte) :) odanın ortasına koy, sonra yaşlandır, sonra öldür, sonra doğurt. Tamam ne güzel anladım bak işte sonsuz yaşam. Yav tamam da Jupiter'e niye gidiyoruz arkadaş? Birisi yazmış "Yok Jupiter'e de gitsen sonunda ölürsün" falan. Hadi yav :) Ben Jupiter'e gittiğimde ölmem sanıyordum :) Bunu bana öğrettiği için yönetmene çok teşekkür ederim :) Peki harbiden ana rahminde doğar mıyım Jupiter'e gitsem :) Bak işte bunun üstüne düşünülür :) Şimdi hemen sizin için ayaküstü bir film yapacağım. Okuyun ve gözünüzün önünde canlandırın sanat eserimi:) Filmimizin başında bir sürü inek. Sağda solda otlanıyorlar. Aman Allah'ım sahne bir anda günümüze geliyor ve bir berberdeyiz. "Ne alaka" dediğinizi duyar gibiyim :) Eğer filmin başında maymun gibi insanları gösterip, sonra da bir adamı Jupiter'e götürüp öldürüp doğurtuyorsan, bu da böyle bi alaka işte :) Ha işin bir de söylemem kısmı vardı demi. O zaman bende söylemiyorum. Düşünün biraz. Ne felsefik yaklaşımlar var inekten berbere :) Yine ben insaflıyım. Alıp başka bir galaksiye götürmedim o çok zeki beyinlerinizi fazla yormamak için :) Neymiş efendim! maymun adamlar kemiğin ucundan tutup sağa sola vurduğunda kemiğin hasar verdiğini keşfetmiş ve buradan da bölge sahiplenme kavgasına artık kesici, delici, hasar verici aletlerin giriş yaptığını vurgulamış yönetmen. Uff. Ben şok. Bende hep merak etmiştim acaba ilk silah nasıl bulundu diye. Ama adam ne düşünmüş, ne sahnelemiş vay be :) Kim başarabilirdi böyle kimsenin aklına gelmeyecek bir soruyu böyle sahneleyip tasvir etmeyi. Işin tabi hırs, benlik, bencillik, savaşların nasıl geliştiği gibi felsefik yaklaşımları da görmek lazım :) Neyse arkadaş. Ben de bari filmde beğendiğim konuları belirteyim de tam olsun. Öncelikle zamanına göre muhteşem görsellere sahip. Birileri uzay araçlarını eleştirmiş ama adam daha önce keşfedilmemiş birseyi daha ne kadar çizebilirdi ki? Hadi bana esfbxksydv'yu sen çiz de görelim. esfbxksydv ne? Yok tabiki öyle birşey :) Olmayan birseyi çizmiş bir adam nasıl eleştirildi onu da anlamış değilim :) ki filmden sonra ilk uzay aracı yapılıyor ve aya adım atılıyor. Neyse. 2. olarak gerçekten diğer arkadaşların belirttiği gibi kızın telefon isteme olayı, görüntülü görüşme, tablet vs. oluşu çok ilginç. 3. Ve en önemlilerinden biri yapay zeka. Daha millet bilgisayar ne bile tam olarak algılayamazken sen şu an bile hala olur mu acaba dediğimiz yapay zekaya sahip bilgisayarların varlığını düşün. Gerçekten çok iyiydi. Ve filmde ki en sevdiğim şey :) Yer çekimi sağlamak için merkez kaç kuvvetinden faydalanıp uzay gemilerinin döndürülmesi. Bence müthiş. Bu arada hala filmin sonuna gülüyorum :) Kemiği havaya fırlat, uzaya çık, Jupiter'e git, yaşlan, öl ve yeniden doğ :) Güldür güldür ya da çok güzel hareketler izler gibi sandım kendimi. Farklı farklı skeçleri tek bir bölümde izlemek ve bunların tamamını birleştirmeyi amaçlamak ve bundan felsefik bir sonuç doğurmak gibi birşey bu :) Neyse herkese iyi seyirler. Ama zeki arkadaşlar lütfen biz aptalları fazla örselemeyin :)