2001: Uzay Macerası
Ortalama puan
4,1
469 Puanlama

93 Kullanıcı yorumları

5
28 Eleştiri
4
31 Eleştiri
3
3 Eleştiri
2
12 Eleştiri
1
7 Eleştiri
0
12 Eleştiri
Sırala
En yararlı eleştiriler En yeniler En çok eleştiri yazmış üyeler En çok takip edilen üyeler
Yasin Ş.
Yasin Ş.

Takipçi 17 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
11 Kasım 2017 tarihinde eklendi
Filmin ne ilk 25 dakikasında diyalog var -hostes konuşuncaya kadar- ne de son 23 dakikasında. -credits'ler dışında- Bu uzun bölümlerin dışında, kısa bölümlerle birlikte, filmde toplam 88 dakika diyalog yok. Neyin içine girdiğinizi bilin, sonra saçma sapan yorumlar yazmayın.

İlk olarak, bu filme değer vermeniz için, filmi 2000'li yıllarda izliyormuş gibi değil, sanki 1968'de izliyormuş gibi izlemelisiniz.

İkinci olarak, filmin bölümleri hakkında yorum yazmak istiyorum. -benimle aynı düşüncede olmayabilirsiniz- 3 dakika boyunca zifiri karanlıktan sonra 20 dakika süren ilk bölüm için şunu söylemek istiyorum: Eğer evrim diye bir şeye inanmıyorsanız ''Böyle saçma şey mi olur.'' gibi bir şey düşünmekte sonuna kadar haklısınızdır, size başka bir şey diyemem ve kafanıza başka bir fikir sokamam ama, yine de bir şeyler söylemek istiyorum. Monolith(taş) bizim dünyamıza 4 milyon yıl önce Jupiter'in yörüngesinden bizim dünyamıza dünya dışı varlıklar tarafından yerleştirilmiş. -kimin yerleştirdiği söylenmiyor- Bu taş, Australopitekus türü tarafından bulunur ve bu türün meraklılığı, cesareti -Monolith'in tamamen kendisi sayesinde değil- maymunlara devrimci bir buluş sağlar ve kullanırlar, yani aleti(kemik) -bu aletin kullanılması, evrimin bir adımı olarak vurgulanmaya çalışıyor- Bu 20 dakikalık bölüm sadece evrim ile ilgili ve evrim öne çıkarılmaya çalışılmış. Bu bölümden sonra sonra uzaya çıkıyoruz -uzun ve sessiz- uçağın mekiğe giderken 5 dakikalık bir görüntüsü var, aşağıdaki paragrafta da belirttiğim gibi burada da aynı şeyi belirteceğim; evet, sahne boş görünebilir ama kendinizi 1968 tarihine koyun, birde öyle bakın; sadece salt bir güzellik. Bu sahneden sonra mekiğin içine giriyoruz, aklınızdaki bir çok soruyu giderebilmek için diyaloglar özenle seçilmiş ve -aynı şekilde- burada geçen sahnelerin hepsi, merak ettiğiniz soruları yanıtlamak için özenle gösterilmiş. Mesela, Dr. Floyd kızıyla görüşüyor -haberleşme nasıl-, dil seçenekleri filan var -gerçeçilik önde- ve yemekler nasıl olduğu gösteriliyor, tıpkı filmin çoğu sahnesinde önde olduğu gibi. Daha sonra ayı yakından inceliyoruz; yine uzun, sessiz ve göz alıcı sahneler. Burada fanatic_anchovy'un özetinde de bahsettiği gibi ''Neil Amstrong’un seyahati sonrası Kubrick’in en ince detaya kadar -henüz açıklanmamış- gerçeklere bağlı kaldığı şaşırtıcı bir biçimde göze çarpar.'' bende bunu yazmak istiyorum çünkü bu yazı her şeyi açıklıyor. spoiler: Ayrıca Aydaki Monolith, insanların nereye kadar gidebildiklerini görmek için yine dış varlıklar tarafından bırakılmıştı. -kim bıraktı yine bilinmiyor- Üstelik bu Monolith insanları bir sonraki yolcuğuna götürüyor, yani Jupiter'e, ki buda insanın bir sonraki evrimine sebep olacak.
Ay işi bittikten sonra 18 ay sonraki ''Jupiter Mission'' var. Burada duyulan ilk konuşmaları hiç kaçırmayın çünkü çok lazım olacak ve merak edeceğiniz bilgilerin çoğu burada verilecek. Yemek yine araya sıkıştırılmış, HAL-9000(bilgisayar) Satrançta bir insanı yeniyor. -Her ne kadar klişe görünse de, klişe ile alakası yok. Filmin yapım yılı 1968 ve fikir de ''yapay zekanın bir insanı yenmesi'' o zamanlara göre pek yaygın bir fikir değildir galiba. Siz karar verin artık- HAL-9000'in Dr. Bowman'dan çizdiği resmi görmek istemesi ve yorumlaması, burada vurgulanmak istenen şey duyguydu... spoiler: Tıpkı HAL'in Dr. Frank Poole'un doğum gününü kutlaması ve son anlarında korktuğunun dile getirmesi gibi. Bu duyguları yalandan da yapıyor olabilir, bilmiyorum.
...ama amaçlanan şey, seyircilere gözleri ile görebildiğini göstermek. spoiler: Bu bölümün ilerleyen dakikalarında bilgisayar HATA yapıyor -yani, fanatic_anchovy'un özetinde olduğu gibi kendi kurgusuyla hareket etmiyor veya kendisine ait planları yok- ve Dr. Bowman ile Dr. Frank Poole bilgisayarı sorguladıklarında, bilgisayar hata yaptığını kabul etmiyor -yalan söylemeye başlıyor- daha sonra ağız okuyarak, astronatların kendisini yok edeceklerini öğreniyor ve film araya giriyor.
Ara bittikten sonra yine 3 dakikalık siyah, boş bir ekran var ve bu bölümde de bir önceki bölüme ait önemli bir nokta görüyoruz. spoiler: ''Bir yapay zeka, hayatta kalma içgüdüsü ile hareket ediyor.'' Bu bölümde göreceklerinizin hepsi bir yapay zekanın hayatta kalma içgüdüsü ile ilgili. Bilgisayarın önce Dr. Frank Poole'u öldürmesi, sonra Dr. Bowman'ı Poole'un peşine yollayıp 3 kişiyi uykusunda öldürmesi, yalan söylemesi, itaatsizlik etmesi, hatta ''korkuyorum'' diyerek duygu sömürüsü yapması. Hepsi hayatta kalma içgüdüsü ile ilgili.
En son bölüm olarak ''Jupiter Beyond the Infinitive'' spoiler: İnsan, makine ile yaptığı savaşı kazandı, şimdi de uzayda yalnız ve nereye gitti belli değil. Yıldız geçidine giriyor ve 4 dakikalık yolculuktan sonra başka bir odada. -odayı, normal odaymış gibi düşünmeyin. Farklı boyuttanmış gibi düşünün. Bakın, adamcağız son yemeğini yerken içkisini düşürüyor, içki yere düşüyor ama içindeki içki yere düşmüyor.- Adam bu odada son bir görevle yüzleşmeli: Kendi ölümüyle. Adam öldü. Artık insan bir sonraki evrim için hazır duruma geldi. Adamın vücudu uzayın boşluklarına atıldı, daha sonra yeni bir tür doğdu.
Gördüğünüz gibi filmde insanoğlunun evrimi daha da çok önde duruyor. Filmin ilk sahnesi, insanlığın evrime ilk adımı olarak referans alınıyor; filmin son sahnesi de, insanlığın evrime son adımı olarak.

Bu film, birinin ''Git, izle.'' demesiyle geçiştirilebilecek bir film değil. Filme birinin hazırlıklı olması lazım yoksa anlaşılamaz, hatta hiç anlaşılacağını bile sanmıyorum, en azından tek bir oturuşla. Zaten bu filmin bu kadar çok yoruma açık olmasının nedeni de çok derin ve anlaşılmaz olması. İşte bu özelliği de filmi mükemmellik seviyesine çıkarıyor. Ben elimden geldiğince filmi yorumlamaya çalıştım, şimdi siz bu filmi izledikten sonra filmin devamı -devamı demem bile bu filme hakaret gibi bir şey olur- olan ''2010''(1984) filmini izleyin ve sadece bir tanecik, küçük ve değersiz bir devam filminin saçma cevapları böyle mükemmel bir filmi ne kadar düşürdüğünü kendi gözlerinizle görün.

Bu film, bilimi ''bilim-kurgu''ya asıl koyan bir film. Üstelik filmde zaman yolcuğunun gösterilmesi bambaşka bir şeydi ve 2014 yılana kadar insanlığın geleceği üzerine yapılan en iyi filmdi.

Bu film, teknik bir film. Yavaş ve küçük şeylerle doldurulmasının nedeni geleceğin teknolojisini gözler önüne olabildiğince gerçek bir şekilde getirebilmek içindi -filmin gücü zaten böyle olmasından geliyor- Bir insan niye uzay gemisini 10 dakika boyunca ekrana koyar ki? Aklınıza gelebilecek tek bir kelime: GÜZELLİK -tabi bu kelime yeterince karşılayamaz ama bununla yetinmek lazım- Düşünsenize 1968'desiniz; daha insanoğlu Aya ayak bile basmamış ama siz sinemadasınız ve büyük ekranda uzayı, ayı olabildiğince yakından görüyorsunuz, film için ''sıkıcı'' diye bir terim kullanabilir miydiniz? Üstelik, Bowman yıldız geçidinin(stargate) içine girerkenki sahneyi uyuşturucunun etkisinde olan insanlar sadece büyük ekranda görebilmek için sinemaya gidiyormuş, artık gerisini siz düşünün.

Bu film, kendisini sizden normal bir filmmiş gibi izlemenizi istemiyor. Sizden rahat bir şekilde izlemenizi istiyor. Garip ve güzel resimleri kendinizi hiç suçlu hissetmeden, karmakarışık senaryodan uzak durarak ve karakter detaylarına inmeye gerek duymadan size betimlemeye çalışıyor. Piyasada değişik birçok film var, bu filmde o filmlerden biri o yüzden filmdeki salt güzelliği kavrayabilmeniz için beyin dalgalarınızı farklı bir frekansa değiştirmeniz lazım. Şimdiki filmlerin basmakalıp özelliğinden ayrılmış, dizginsiz ve mükemmel bir film.

Bu film, şimdiki filmlerin basmakalıp özelliğinden ayrılmış, dizginsiz ve mükemmel bir film. Sonsuzluğa giden bir felsefi yolculuk, kendi türünün şaheseri ve aradan 50 yıl geçmiş olmasına rağmen hala teknik bakımından tut müziğine kadar mükemmel.
greendestiny
greendestiny

Takipçi 192 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
17 Ocak 2005 tarihinde eklendi
dvd sini yazın almıştım ama kısmet bugüneymiş...gerçekten enfes bir film..zaten bir başyapıt...bilim-kurgu nasıl olurmuş gösteriyor..68 yılından günümüze kadar halen tazeliğini koruyan olağanüstü bir film
baranonline
baranonline

Takipçi 41 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
25 Kasım 2006 tarihinde eklendi
filmi beğenmemiş olabilirsiniz ama eleştirirken biraz daha gerçekçi olabilirsiniz ayrıca yapıldığı yıla görede değerlendirirsek bir başyapıt olduğuna inanıyorum
deckard76
deckard76

Takipçi 317 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
27 Aralık 2009 tarihinde eklendi
Bilim kurgu yazarı Arthur C.Clarke ve yönetmen Stanley Kubrickın işbirliği sonucunda ortaya çıkan sinema tarihinin en önemli ve en tartışmalı bilim kurgu klasiği.Sadece bilim kurgu değil sinema tarihinin en iyilerinden bir şaheser doruk noktası.Bilim kurgu 2001 sayesinde saygınlığını kazanırken hem teknolojik hem de felsefi açıdan bu yapıma geçen bir ürünü ortaya çıkaramadı.Daha önce iki defa izlediğim bu filmi bu akşam bir kez daha izleyince 60ların imkanlarıyla bu filmin yapılmasını hayretler içerinde izledim.Uzay boşluğunda süzülen uzay istasyonu,istasyonun içinin tasarımı,dekorlar,uzay gemilerinin kabininde monitörler,ışıklandırma ,müthiş gerçekçi Ay manzaraları,iniş platformu,kullanılan çok başarılı özel efektler,benzersiz etkiliyici müzikler;Jüpitere doğru yol alan görkemli uzay gemisi ve geminin içinin mükemmel tasarımı,hazneler ve astronot kıyafetleri hepsi sanki 21.yy. da yapılmış gibi.Gerçekten inanılmaz.İnsanlığın şafağında yabancı canlıların yerleştirdiği monolit sayesinde alet yapmayı dolayısıyla teknolojiyi öğrenen primatlar.4 milyon yıl sonra uzay çağında önce Ay da sonra Jüpiterde ortaya çıkan monolit ve sinyali.Sanki insanoğlunun gelişimini izleyen çok gelişmiş bir uygarlığın gölgesi.Ve tabii unutulmaz HAL 9000.İnsan-makine ilişkisinin yani yapay zekanın tehlikesinin uyarısı.Sonlarında müthiş çarpıcı ve etkileyici Jüpiter ve Sonsuzluğun Ötesi bölümünde tüyler ürpertici müzikle başlayıp metafizik ve mistik çarpıcı bir yolculuğa çıkıyoruz.Son olarak dahi Kubrick usta.Bu başyapıtı tasarlayıp mükemmel bir şekilde çekip insanlığa sunduğun için olağanüstü varlıksın.10/10
tarhansimsek
tarhansimsek

Takipçi 592 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
2 Eylül 2007 tarihinde eklendi
Bazı arkadaşlar birtakım filmler için kült film deyip duruyor. O arkadaşlara mümkünse bu film tavsiye ediyorum. Ha sakın filmin ilk 20-25 dk bakıp bu nedir demeyin. Sonuna kadar gidin keşfetmeyi öğreneceksiniz.
hookers
hookers

Takipçi 274 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
29 Şubat 2004 tarihinde eklendi
www.kubrick2001.com/2001 GİRİN FLASH`LERİ İZLEYİN VE SUSUN...
oscar1895
oscar1895

Takipçi 133 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
25 Şubat 2006 tarihinde eklendi
İnsanlığın Doğuşu...Şiddet her zaman vardı ve varolmaya devam edecek.İster Darwin Teorisine inanın ister inanmayın.Zaten konu o değil.Konu şiddetin doğum evresinden başlıyor.-aslında başlamıyor.O zaten hep varolan bişey-İnsanoğlu kemiği ilkel birer silah olarak kullanmaya başlıyor ve olanlar oluyor.Kemiği havaya fırlattıktan sonra- belki de sinema tarihinin en klasik sahnesi- başlıyoruz uzaydaki yolculuğumuza klasik müzik eşliğinde.Sadece seyrediyoruz bu görselliği.Makineyi yaratan insanoğlu sonra makinenin kölesi haline geliyor.H.A.L infazını gerçekleştirmek üzere olan Dave’e yalvarmasını soluğumuzu tutarak izliyoruz.Sonra yine filmin ilk bölümünde ne olduğunu anlayamadığımız monolit burda da çıkıyor karşımıza.Belki son bölümde anlayabiliriz monolitin ne anlama geldiğini diye düşünüyoruz ancak bu yine mümkün olmuyor.Sahi, o monolitin anlamı ne ola ki?Bir kere herşeyden önce film mükemmel ötesi görselliğe sahip.Bugünün teknolojisiyle bile, böylesine bir görsellik yaratmak oldukça güç bir durum.-Barry Norman bu filmi küçük ekranda izlemeyin, diyor.Küçük ekran bu filmin destansı boyutunu azaltıyormuş-Bununla beraber filmde çoğu korku filmine taş çıkaran sahneler de mevcut.-şahsen gördüğüm birçok korku filminden çok daha fazla korktuğumu belirtmek isterim-Sanırım bunda konunun insanoğlunda bıraktığı izlenimin de payı oldukça büyük.Ayrıca müziklerin de gerilimin dozajını en üst seviyeye çıkardığını bazen de rahatlattığını-gerçi rahatlama aşamasında bile tüylerimiz diken diken oluyor-da söyleyebiliriz.10/10
bruceconrad
bruceconrad

Takipçi 349 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
27 Haziran 2003 tarihinde eklendi
Film bilim kurgu alt metinlerinin yada varyasyonlarının baş ucu kitabı gibi bir baş yapıt....
Anlamasanız bile ki ikinci seyredişinden sonra kendi adıma bi kaç şeyi anladığıma inanıyorum o muhteşem setler,,, mavi tuna ve diğer müzikler,,, her türlü futuristik konu hiçte ütopik olmadan anlatılmış falan filan....
LarsVonTrier-2
LarsVonTrier-2

Takipçi 19 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
20 Mayıs 2006 tarihinde eklendi
?2001'in felsefi ve alogorik anlamını konusunda spekulasyon yapmakta serbestsiniz.? S.Kubrick..Film uzun bir karanlık görüntüyle başlıyor.Kubrick adeta ?hazır olun,şok olacaksınız.? demek ister gibi birde mistik müzik koyuyor bu görüntüye. Akabinde bizi hayal etmeye davet ediyor.. ve bundan yaklaşık olarak 4 milyon yıl önceye yolculuga cıkarıyor sanki dünmüş gibi..gidiyoruz maymun-insanların(!) yanına kubrickle beraber..ve insan aklının her yöne çekebileceği bir şey yaşanıyor. Bir obje beliriyor..?taş blok? ..bu taş blok adeta insanlığın geleceğini belirliyor yönetmenin gözünde.. korkak oldugu kadar cesurda olan maymun-insanlar bu taşbloktan korkarak onlara saldırma içgüdüsüyle yaklaşıyor.. ve beklenen bir sonuç : İlk silah keşfediliyor,bloğa vurmak için !Zaman ilerliyor insanoğlu değişiyor,dönüşüyor ve gelişiyor.. ancak obje hala duruyor.sanki insanoğlunun ne kadar ilerlediğini gösterebilmek için..Sonra karşımıza HAL çıkıyor. Hal, insanoğlu ne işe yarar ki? sorusunu yönetmenin gözünde sorgulayan bir bilgisayar..herşeye verecek bir cevabı vardır HAL'ın..son derece teknolojiktir..Ve bilgisayarların insanoğluna hükmü başlamıştır..insanlarla aletler arasındaki hiç bitmeyecek savaşı başlatmıştır kubrick..Hal anlamıştır hata yapmanın nelere mal olacagını.. ve artık olaylara farklı yaklaşır.. sevmez insanoğlunu..gereksizdir onlar..Sonsuzluk ! insan uzayda kendi dramasını başlatır. Aletlerle olan savaşını yine bir aletle kazanmıştır insan ancak uzayda yalnız kalmamış mıdır?..Daha sonrasında aklın sınırlarının zorlandığı sonsuzlugun ötesine gidiş başlar..insan doğumuna mı yoksa sonsuzluğuna mı gitmektedir ? ?ruh,vücut,zihin,doğum.ölüm kavramları sorgulanır..Notlar..*Filmdeki bilgisayarın ismi HAL. Hal kelimesindeki harflerin her birini alfabede bir sonraki harfe getirdiğimiz vakit ?İBM? kelimesine ulaşıyoruz?!**Ay'a giden ilk insanlardan N.armstrong filmin uyarlandığı kitaptan etkilendiğini ve uzaya giderken aklında olduğunu söylemiş..***yorumumda kubrick2001.com'un etkisi olmuştur mutlaka bilemiyorum..****Mutlaka iki defa izleyin !
beck31
beck31

Takipçi 1.383 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
7 Mayıs 2007 tarihinde eklendi
tam anlamiyla bir kubrick dehasi olan film. nitekim kubrickten baska hic kimse en fazla 45-50 dakika olmasi gereken bir konuyu 2.5 saatte filme dokup bu kadar olumlu elestiri almayi basaramazdi. tamam filmin felsefesine ileri goruslulugune vs. diyecek hicbir sey yok ancak tam 5 dakika boyunca hafif muzik esliginde siyah ekran izlemenin cogu insan icin kriz gecirme sebebi olabilecegini de goz onunde bulundurmak lazim
bluevelve
bluevelve

Takipçi 115 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
12 Aralık 2005 tarihinde eklendi
Film eşsiz bir müzik eşliğinde ve yine aynı eşsizlikteki natural karelerle başlıyor.önce neyle karşılaşacağının farkında olmuyor seyirci . kubrick rahatlatan gün doğumu ve uçsuz bucaksız dağ ve ova kompozisyonuyla bireyi koltuğunda sakinleştiriyor. Bu aslında ilerleyen safhalarda beyne yüklenecek şoka hazırlamak için yapılıyor, görüntüler karşısında kendinden geçmiş seyirciyi. Derken ? insanlığın ? doğuşu sunumu yapılıyor. Evrimden önceye doğru, ilkelliğe yolculuk için kemerler takılıyor yavaştan. Ve atalarımızla karşılaşıyoruz birazdan. Kollektif bir yaşam çıkıyor karşımıza. Bir topluluk olarak yaşama duygusu hakim kılınmış ve aradaki bağ, birlikteliği şart koşmuş bir zorunlulukta. Çünkü henüz dışsal etkenlere karşı kendini koruma yetisine haiz olmamış olan atalarımız , gerek hayvansal gerekse de türdeş tehditlere karşı, iç içe kaynaşık bir duruşa yönelmişler. Hakimiyet yine vazgeçilmez bir zaruriyet olarak çıkıyor karşımıza. Bir su birikintisi için verilen mücadele , daha evrimden önce bile yaşamsal kaynaklar için sahip olma ve egemenlik kurma güdüsünün varolan bir gerçeklik olduğunu gösteriyor. Paylaşılmanın düşünülemediği bir noktada devreye çatışma ve üstünlüğü ortaya koymak için verilen göz dağı giriyor.doğan günle birlikte, toprağa dikine saplanmış bir kütle farkediliyor. Önce huzursuz bağırışlar sonra meraklı yaklaşım ve dokunuşlar birbirini takipediyor. Ve parmağı değiyor cisme , işte bu ilk keşif oluyor şiddete giden yönde. Atlarımızdan biri kemiği fark ediyor, o da sert, tıpkı biraz önce dokunduğu cisim gibi. Eline alıyor kemiği, kavrıyor geniş pençelerinde, sınarcasına vuruyor yere. İşte şimdi doğumu için insanın geriye tek bir şey kalıyor. Oda ikinci kez su başında karşılaşılmasıyla ortaya çıkıyor. Ve ikinci şiddet gösterisi, ilk ölümü getiriyor. İnsanlığın doğuşu , ölümün sunuluşuyla başlıyor. Kubrickin bu benzersiz anlatımı ve yaklaşımı bizleri, kökenlerimize işleyen katıksız şiddet ve yaradılışsal saldırganlık gerçeğiyle baş başa bırakıyor. Yönetmen, insanlığın doğuşuyla şiddetin aletsel keşfedilişini paralel bir düzleme oturtarak, evrimsel sürecim çıkış noktasının, insanın benliğinde yüzeye çıkan egemen olma ve bu egemenliği, ölümcül bir olgu çerçevesinde hakimiyet alanına yayma ve bu yayımında, doğal olarak şiddeti kullanma noktasında tek bir araç olarak karşımıza çıkardığını, dışavurumsal bir dille sunmaktadır. Sinema tarihinde eşi görülmemiş bu anlatım dili, kubrick sinemasının derinliğinin ve sorgulayış tarzındaki acımasızlığının yüze çarpan tokadı olarak görülebilir.İnsanoğlu artık dünyaya hükmedebilmekten başka uzayın derinliklerine de yol alarak, sınırsız bir bilinmezliğin gizlerini sonuna kadar açma gayesindedir. Bu, insan tarafından yaratılan yapay zekanın eşliğinde gerçekleşecek bir süreç olarak önümüzde şekillenmektedir. Kubrickkin gelecek dizaynı ve bu öngörüsündeki tutarlılık, filmin ikinci yarısında şekillenip bizleri karşı konulmaz bir hayranlığa sevk ederek, o zamanın şartlarında böyle bir dünya yaratan bu yönetmene, bir kez daha saygılarımızı sunmamızı zorunlu kılıyor.Jüpitere doğru yol alıyor iki kahramanımız. Birde, insanın yarattığı ve belki de kendi sonunu hazırladığı bir yapay zeka eşlik ediyor bu yolculukta onlara. Kısa bir süre sonra hiçbir şeyin yolunda olmadığı anlaşılıyor. Yaratılan bu zekanın insana özgü duygularla donatılması , insana has zayıflıkları su yüzüne çıkartıyor. Ve insan kendi yaratımının tehdidiyle yüz yüze kalıyor. Yapay zekaya, insanı anlaması için yüklenen duygular kısa bir süre sonra onu, insan doğasına hükmeden öldürme güdüsüyle tanıştırıyor. Kubrick yaratım dizaynının ,gerek insanın yaratılışında gerekse de insan tarafından bu yapaylığın yaratılışında kusurları ve hataları olduğunu sembolik bir anlatım yoluyla şekillendiriyor.tanrısal figürün yerine maddesel somutluktaki bir cismi yerleştirerek bu kusuru, gözle görülür bir sorgulamanın öznesi haline dönüştürüyor.çünkü, cismin görülür yapısındaki kusursuzluk , tanrı kavramındaki muhlak yapının belirsizliğinden, belirgin bir biçimselliğe sahip. Böylece katı ve herhangi bir ruhaniyet içermeyen bu cisim, yaratıcının kalıpsal bir karşıtlığı niteliğinde karşımıza çıkarak, evrimdeki kusurun, gensiz ve atomları olmayan bir kavram inancından kanaklandığını ve bunun da , dinsel bir kökenin olma öngörüsünün sonucunda olduğu, vurgulanmaya çalışılıyor. Tabi bu vurgu benzersiz bir anlatımla yüzeye çıkarılmadan ve de hissettirilmeden kotarılıyor.Ve dave insan yaratımı hal? le girdiği mücadele soncu kendini uzayın derinliklerinde, renkli bir görselliğin içinde kaybediyor. Zamanda ilerleyerek evrenin sınırlarını aşıyor ve sonsuzluğun mutlaklığında evrimsel bir döngünün merkezinde buluyor kendini. Önce yaşlılığına tanıklık ediyor ve sonra o, tanrısal cismin eşliğinde tekrardan hayat bularak, uzayın derinliklerinde sonsuz yaşama başlıyor.Kubrickin gerek kurguyu , gerekse de görselliği kullanmadaki başarısı, onu ve bu filmi unutulmazlar arasında sağlam bir yere oturtuyor. Filmin derinlik arz eden yapısı ve içinde barındırdığı simgesel sorgulamalar , gerek döneminin gerekse de bu günün çözülmesi ve cevap bulunması bir hayli zor; yaratımsallık, evren, sonsuzluk gibi kavramları, yine anlaşılması zor sembollerle betimleyerek , perdeye yansıtıyor.Bu film kesinlikle her sinefilin görmesi ve baş köşesinde olması gereken bir yapıt oluyor.
kruvasan
kruvasan

Takipçi 134 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
11 Haziran 2002 tarihinde eklendi
Edenknight olay örgüsünü çok güzel bir biçimde anlatıp çok güzel özgün yorumlarla süslemiş yazısı için teşekkür ediyorum.O yazıdan sonra yazacağım çoğu şeyi yazmayacağımKubrick ardından kitaplarca yorum yazılabileceği gelmiş geçmiş en iyi ve en dolu filmlerden birine imza atıyor 2001 uzay macerası ile...Ortaçağ felsefesinin aydınlanma kıssalarından esinlenen kubrick dıştan bakıldığında çok az şey içeren filminin irdelendiğinde insanın dili tutulacak derecede dolu bir başyapıt olduğu görülüyor.Aynı filmdeki siyah cisim gibi :))Bu filmi mutlaka izlemenizi tavsiye ederim SaygılarBol sinemalı günler
banadolu
banadolu

Takipçi 445 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
6 Şubat 2003 tarihinde eklendi
kitabı okumama rağmen film beni daha çok etkiledi.kubrick görüntü konusunda çok uzman bir yönetmen.uzay görüntüleri o kadar etkileyici ki konuşmanın az olması sizi rahatsız etmiyor.bi de uzayda sesin olmaması,filmi izlerken gerilmenize,birşeyler olacakmış hissine kapılmanızı sağlıyor.bunu filmde görünce dehşete düşeceksiniz.muhteşem müziği,unutulmaz görüntüleri ile bir klasik!
Esteban-2
Esteban-2

Takipçi 214 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
18 Mart 2007 tarihinde eklendi
kubrick’in kendisi cevap vermemiş filmin sonunda gerçekleşen olaylara.hayret ederek izledim.diyeceğim şu ki:evrime teorisine inanmıyorum.eğer inansaydım daha çok sözüm olurdu bu filmi anlatmak için.izlediğim en iyi bilim-kurgu filmi.
emre-psycho
emre-psycho

Takipçi 72 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
16 Aralık 2007 tarihinde eklendi
kubrick sinemasının en iyi örneklerinden biri.. bilimkurgu sinemasında da bir dönüm noktası.. her ne kadar diyalogların azlığı nedeniyle senaryo biraz yavaş ilerlese de, filmin zekice kurgusu, güzel uzay sahneleri, hele de o filmin son sahnesi için izlenir yani.. evrim teorisine inanmam ama filmde gerçekten iyi bir kurgu var ve güzel işlenmiş.. kesinlikle izlenmeli, bir klasik..
Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri
  • En İyi Filmler
  • Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler