Ortalama puan
3,5
20 Puanlama
5
0 Eleştiri
4
0 Eleştiri
3
1 Eleştiri
2
0 Eleştiri
1
0 Eleştiri
0
0 Eleştiri
Sırala
Filtrele:
Hepsi
Senaryosunu...
Erdoğan Tünaş'ın kaleme aldığı ve yönetmen koltuğunda da Kartal Tibet'in oturmak da olduğu "Koltuk Belası"; "kara mizah (dark comedy)" tarzda kurgulanılmış, ziyadesiyle renkli bir siyasi taşlama olarak geliyor karşımıza...
***
Gelin isterseniz...
Günümüz Türkiye'sinde, hiçbir sinemacının...
Bir benzerinin altına imza atmaya, kesinlikle cesaret edemeyeceği bu filme, biraz daha yakından bakalım...
***
Kasabanın, delirmesi...
Yahut da, öyle olduğunun iddia edilmesi...
Ve aslında...
Bunun gerçek sebebinin de, ancak filmin sonuna doğru anlaşılabileceği bir şekilde, güvenlik ve sağlık görevlilerinin müdahalesiyle, apar topar bir biçimde görevinden alınan yedinci belediye başkanının ardından...
Yapılacak bir ara seçimle...
Yeni bir belediye başkanı seçilecektir...
***
Hal böyle olunca da...
Belediyedeki, mevcut imar iskan müdür muavini konumundaki Zühtü Kaya (Kemal Sunal)...
Dürüst olmasının yanı sıra akıl almaz ölçüde saf ve temiz olması gerekçesiyle...
Devlet Millet Dirlik Yüksek Partisi tarafından, bu göreve aday gösterilmek istenir...
***
Zira onu...
Hayalini kurdukları, çıkar ilişkileri bağlamı çerçevesinde yönlendirerek...
Parmaklarında oynatabileceklerini düşünmektedirler...
***
Ama...
Mal bulmuş Mağribi misali Zühtü...
Öyle hemencecik, kendisine yapılan bu adaylık teklifinin üstüne atlamaz...
***
Çünkü...
Zühtü konuyu bir de...
Karısı (Sema Çeyrekbaşı), kızı Hülya (Berna Laçin) ve oğlu Hakan'dan (Cem Meto) oluşan aile meclisinde gündeme getirerek...
Onlara da danışır...
***
Ki...
Bu haberi duyan üçü de, mutluluktan neredeyse havaya uçmak üzeredirler...
Derken...
Partinin bölge milletvekilinden (Gökhan Mete)...
Kendisinden, yasa dışı işler de ricacı olunmayacağı ve gereksiz yere yağcılık da yapılmayacağı hususlarındaki sözleri de alınca...
Adaylığı kabul etmekten, başka da bir şansı kalmaz Zühtü'nün...
***
Ve...
Zaten böylelikle de...
Çok geçmez ve artık...
Kasabanın yeni belediye başkanı olarak seçimleri kazanır da...
***
Fakat...
Geleneksel üslubumuz gereği...
"Spoiler" vermek suretiyle, henüz seyretmemiş olanların ağızlarının tadını kaçırmak istemediğimiz için biz de kendi anlatımımızı...
Filmdeki tüm heyecanın start alacağı...
Burada noktalarız...
Dakika 25...
***
Önceleri...
Doğruluk ve kanunlara harfiyen uymak adına, burnunun dikine giden Zühtü'yü...
Gel zaman, git zaman içinde...
Özellikle de, partili yerel eşrafça yapılan uyarılar neticesinde...
***
Sıklıkla Ankara'dan çıkıp gelerek, adeta amiri gibi davranan bölge milletvekilinin, kendisine vereceği altın öğütler aracılığıyla hizaya sokmaya çalışacağı filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı; beklenilmedik nitelikteki, sürpriz bir finali de bünyesinde barındıran...
60 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...
***
Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...
"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...
Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...
25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...
Keyifli seyirler,
Erdoğan Tünaş'ın kaleme aldığı ve yönetmen koltuğunda da Kartal Tibet'in oturmak da olduğu "Koltuk Belası"; "kara mizah (dark comedy)" tarzda kurgulanılmış, ziyadesiyle renkli bir siyasi taşlama olarak geliyor karşımıza...
***
Gelin isterseniz...
Günümüz Türkiye'sinde, hiçbir sinemacının...
Bir benzerinin altına imza atmaya, kesinlikle cesaret edemeyeceği bu filme, biraz daha yakından bakalım...
***
Kasabanın, delirmesi...
Yahut da, öyle olduğunun iddia edilmesi...
Ve aslında...
Bunun gerçek sebebinin de, ancak filmin sonuna doğru anlaşılabileceği bir şekilde, güvenlik ve sağlık görevlilerinin müdahalesiyle, apar topar bir biçimde görevinden alınan yedinci belediye başkanının ardından...
Yapılacak bir ara seçimle...
Yeni bir belediye başkanı seçilecektir...
***
Hal böyle olunca da...
Belediyedeki, mevcut imar iskan müdür muavini konumundaki Zühtü Kaya (Kemal Sunal)...
Dürüst olmasının yanı sıra akıl almaz ölçüde saf ve temiz olması gerekçesiyle...
Devlet Millet Dirlik Yüksek Partisi tarafından, bu göreve aday gösterilmek istenir...
***
Zira onu...
Hayalini kurdukları, çıkar ilişkileri bağlamı çerçevesinde yönlendirerek...
Parmaklarında oynatabileceklerini düşünmektedirler...
***
Ama...
Mal bulmuş Mağribi misali Zühtü...
Öyle hemencecik, kendisine yapılan bu adaylık teklifinin üstüne atlamaz...
***
Çünkü...
Zühtü konuyu bir de...
Karısı (Sema Çeyrekbaşı), kızı Hülya (Berna Laçin) ve oğlu Hakan'dan (Cem Meto) oluşan aile meclisinde gündeme getirerek...
Onlara da danışır...
***
Ki...
Bu haberi duyan üçü de, mutluluktan neredeyse havaya uçmak üzeredirler...
Derken...
Partinin bölge milletvekilinden (Gökhan Mete)...
Kendisinden, yasa dışı işler de ricacı olunmayacağı ve gereksiz yere yağcılık da yapılmayacağı hususlarındaki sözleri de alınca...
Adaylığı kabul etmekten, başka da bir şansı kalmaz Zühtü'nün...
***
Ve...
Zaten böylelikle de...
Çok geçmez ve artık...
Kasabanın yeni belediye başkanı olarak seçimleri kazanır da...
***
Fakat...
Geleneksel üslubumuz gereği...
"Spoiler" vermek suretiyle, henüz seyretmemiş olanların ağızlarının tadını kaçırmak istemediğimiz için biz de kendi anlatımımızı...
Filmdeki tüm heyecanın start alacağı...
Burada noktalarız...
Dakika 25...
***
Önceleri...
Doğruluk ve kanunlara harfiyen uymak adına, burnunun dikine giden Zühtü'yü...
Gel zaman, git zaman içinde...
Özellikle de, partili yerel eşrafça yapılan uyarılar neticesinde...
***
Sıklıkla Ankara'dan çıkıp gelerek, adeta amiri gibi davranan bölge milletvekilinin, kendisine vereceği altın öğütler aracılığıyla hizaya sokmaya çalışacağı filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı; beklenilmedik nitelikteki, sürpriz bir finali de bünyesinde barındıran...
60 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...
***
Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...
"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...
Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...
25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...
Keyifli seyirler,
- En son Beyazperde eleştirileri
- En İyi Filmler
- Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler