Rüzgar Gibi Geçti
Ortalama puan
4,4
322 Puanlama

52 Kullanıcı yorumları

5
20 Eleştiri
4
22 Eleştiri
3
3 Eleştiri
2
7 Eleştiri
1
0 Eleştiri
0
0 Eleştiri
Sırala
En yararlı eleştiriler En yeniler En çok eleştiri yazmış üyeler En çok takip edilen üyeler
rudeonerudeone
rudeonerudeone

Takipçi 1.698 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
3 Nisan 2010 tarihinde eklendi
bir destan.sinema tarihinin en iyi filmlerinden biri.bunu söylerken boş boş filmleri,son teknolojilerle çekilmiş görsel şaheserleri de bir kenara bırakıyorum bu arada,işte sinema budur!tablo gibi çekimler,şu yılda hangi teknoloji olursa olsun yapılamayacak ve bana aynı hisleri hissettiremeyecektir.o destansı müzikler,filme çok şey katan,duygu patlaması yaşatan müzikler.gerçekten epik bir şaheser.oyuncularıyla,karakterleriyle,tarihi dönemiyle...dört saat değil kaç saat olursa olsun izlenecek,izlenmesi gereken bir film.tekrar söylüyorum,işte sinema budur,işte sinema citizen kanedir,benim görüşlerim böyle.tüm sinemaseverlerin mutlaka izlemesi gereken bir efsane.o kadar konuşulacak şey var ki filmle ilgili.o yılda nasıl böyle filmler çekilmiş,nasıl bu kadar mükemmel olunmuş,gerçekten inanılmaz.bu ölümsüz sinema şaheserini izleyin.
kuzularynsessizli-i
kuzularynsessizli-i

Takipçi 804 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
7 Şubat 2009 tarihinde eklendi
3.5 saat boyunca hiç sıkılmadım aynen bir dizi tadındaydı görkemli ve bir o kadar da ihtişamlıydı...
yuzbasiyulaf
yuzbasiyulaf

Takipçi 428 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
12 Ağustos 2007 tarihinde eklendi
Filmi 2 kere izledim,neredeyse her karesini ezbere biliyorum. Yapıldığı döneme göre çok çok kaliteli ve başarılı bir yapım. Herşeyiyle mükemmel..
l-i-l-a-H
l-i-l-a-H

Takipçi 2.129 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
25 Ocak 2007 tarihinde eklendi
3 saati aşkın süresi ile seyirciyi sıkmayan nadir melodramlardan biri...Herkes görmeli.
Josephy
Josephy

Takipçi 71 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
13 Kasım 2009 tarihinde eklendi
Kitabı mükemmeldi, okurken bu kadar zevk aldığım bir kitap okumadım. Ancak ben klasik(eski,siyah-beyaz) filmlerden pek zevk almadığım için filmin sonuna ulaşamadım, yarıda bırakmak zorunda kaldım ama 70-80 yıl geçti aradan, bu romanın yeni bir filmini görmek isteriz
Ugur Tazegül
Ugur Tazegül

Takipçi 672 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
1 Kasım 2011 tarihinde eklendi
Rüzgâr Gibi Geçti, orijinal adiyla Gone with the Wind, Margaret Mitchellin Pulitzer Ödüllü ayni adli romanindan sinemaya uyarlanmis 1939 ABD yapimi bir filmdir.

Film 14 dalda Oscara aday olmus ve 10 dalda bu ödülü kazanmistir. Zamaninda Türkiye sinemalarinda da gösterime girmis, defalarca televizyonlarda oynamistir.

Amerikan Film Enstitüsünün hazirlaridgi tüm zamanlarin En Iyi Filmleri listesinde (AFIs 100 Years... 100 Movies) dördüncü siradadir. Zamaninda tüm dünyada toplam 400,176,459 $ hasilat yapmis olup enflasyona göre düzenlenen tabloya göre film tüm zamanlarin en çok gise hasilati yapan filmidir

1993 yilinda Amerika Birlesik Devletleri Kongre Kütüphanesi tarafindan "kültürel, tarihi ve estetik olarak önemli" filmler arasina seçilerek ABD Ulusal Film Arsivinde muhafaza edilmesine karar verilmistir
Film bazi elestirmenlerce Güneyin degerlerini övmesi ve kölelik düzenini romantik dille anlatmasi gerekçeleriyle elestiriye ugramistir. Ancak, gerek filmin çekildigi yil gerekse daha sonra filmi izleyenlerin çogu bu elestiriyi paylasmamistir.

Hattie McDaniel tarafindan canlandirilan Mammy karakteri köleligin en güzel örnegi elestirisine ugrasa da Mammynin Scarlettin yetismesinde oynadigi rol ve kati tavirlari bu elestirilerin sönük kalmasina yol açmistir.

Hattie McDaniel, 1930 ve 1940li yillardaki zencilere yönelik tavir nedeniyle filmin Atlanta, Georgiadaki ilk gösterimine katilamamistir. Buna karsin, aldigi En Iyi Yardimci Kadin Oyuncu ödülüyle zenci Amerikalilar için bir gurur kaynagi olmustur
Rüzgâr Gibi Geçti 14 dalda (En Iyi Yardimci Kadin Oyuncu dalinda iki oyuncuyla) Oscara aday olmus ve 9 dalda ödül kazanmistir. Film ayrica Oscar Onur Ödülünü de almis.

En Iyi Kadin Oyuncu Ödülü: Vivien Leigh
En Iyi Yardimci Kadin Oyuncu Ödülü: Hattie McDaniel
En Iyi Sanat Yönetmeni Ödülü: Lyle R. Wheeler
En Iyi Renkli Sinematografi Ödülü: Ernest Haller, Ray Rennahan
En Iyi Yönetmen Ödülü: Victor Fleming
En Iyi Kurgu Ödülü: Hal C. Kern, James E. Newcom
En Iyi Film Ödülü: David O. Selznick
En Iyi Senaryo Ödülü: Sidney Howard
Teknik Basari Ödülü: Don Musgrave
Onur Ödülü: William Cameron Menzies Renklerin filmdeki dramatik havayi artirmak için kullanmaktaki basarisi nedeniyle.)
x-bedi--x
x-bedi--x

Takipçi 35 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
8 Haziran 2006 tarihinde eklendi
gerçekten çok güzel bir film....iki kez izleyebildim ancak.... bi klasik....insanı yaşadığı dünyanın dışına çıkarıp başka dünyalardaki başka hayatlara götürüyo....herşey mükemmel işlenmiş.....savaş,,,,aşk,,,acı,,,vs....ben böyle filmler pek izlemem ancak neden izlemediğimi bu filmden sonra anladım.....konusu beni çok etkiledi....bir kadının savaş,,,açlık ve kıtlıkla nasıl mücadele ettiğini anlatıyor...bu yüzden de bir klasik olmayı hak ediyor....:)
suadiyekartali
suadiyekartali

Takipçi 357 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
3 Şubat 2011 tarihinde eklendi
İLK olarak şu zamana kadar izlediğim en eski ve en uzun film...
3 saat 50 dk boyunca bu filmi izlemek gerçekten sabır gerektiren bir iş ancak yapım tarihine bakınca insan gerçekten filmi şevkle izliyor...
BENce bu film tam bir baş yapıt,harikaydı,kesinlikle izlenmeli...
10/9.5
roxtonfan
roxtonfan

Takipçi 85 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
2 Nisan 2003 tarihinde eklendi
Sinema tarihinin en iyilerinden biri.Mutlaka izlenmesi gerek.Sarsıcı sahnelerle dolu.Örneğin scarlet doktoru ararken kameranın giderek genişleyerek yaralı ve cesetlerle dolu bir tarlada olduğunu gösterdiği sahne gibi.
selçuk kara
selçuk kara

Takipçi 64 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
21 Mart 2007 tarihinde eklendi
bu filmi sadece vivien leigh için izlemiştim aşkıma çok benziyor diye ama sonradan seneryonun da mükemmel olduğu dikaktimi çekti insanı ekrana baplıyor ...bu arada vivien leigh yüzyılın en güzel kadını seçilmiş olduğunu hatırlatmak isterim !
iyomi
iyomi

Takipçi 153 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
6 Ocak 2005 tarihinde eklendi
Bu filmi usanmadan 4 kere izledim.Gerçekten tam bir klasik.Çok kötü bir film olduğunu düşünen bir insanın karşıma çıkmayacağından eminim.Gerçek bir başyapıt!
emre-psycho
emre-psycho

Takipçi 72 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
27 Temmuz 2007 tarihinde eklendi
favori oyuncularımdan clark gable ve yine güzel vivien leigh in müthiş oyunculukları, insanı sürekli filme bağlayan akıcı bir senaryo,müthiş ve özenli replikler... dört saat uzunlukta olmasına rağmen her anını sıkılmadan izlediğim bir film... savaşın, insanın içindeki güzel duyguları nasıl öldürebileceğini ustalıkla işlemiş fleming...
madam-curie
madam-curie

Takipçi 4 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
26 Kasım 2006 tarihinde eklendi
müthiş bir film ve kitap
mutlaka okuyun ve izleyin aşk ve yaşam hakkında düşünceleriniz değişecek
hem okuyup hem izlediğim ve beğendiğim tek yapım
bu arada okurken era yı dinlemenizi tavsiye ederim (era celtic myst , impera)
karniyaz
karniyaz

33 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
30 Kasım 2009 tarihinde eklendi
İşte uyarlama budur. Kitabı izlemek buna deniyor olsa gerek. Tabi bunda sürenin uzunluğunun katkısı yadsınmamalı. Hala hayret ediyorum; kitabı okurken hafızamda canlanan görüntüleri ilk kez böylesine yakın bir şekilde izleyebildim.Oyunculuklarda harikaydı. Çekildiği dönem düşünülürse 10 numara bir film olmuş diyorum.Kesinlikle ö-ne-ri-yo-rum!
cesum3460
cesum3460

11 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
17 Mart 2008 tarihinde eklendi
bu film için daha önce de yorum yazdığımı biliyorum. fakat ifade edildiği gibi tüm yorumlar yetersiz ve ben bunu okuyunca gerçektende daha fazla yazmam gerektiğini düşündüm. yinede yetersiz kalacağımı bilsem de, bu film sayfalar dolusu yorumu hakeden bir başyapıt ne de olsa :)
film başlarken herkesin ortak fikri, "sanırım şimdi biz scarlett'in ashley'sine nasıl kavuştuğunu izleyeceğiz. gerçi ashley de pek yakışıklı deil ama..." oluyor. yine başlangıçta, rhett'in ilk göründüğü o trabzana yaslanma sahnesinde herkes "bu adam çok saçma durmuş, ne bu, sevmedim. aynı ayhan ışık'a benziyor" şeklinde bir tepki veriyor. ama süre ilerledikçe, film eteğindeki mücevherleri dökmeye başladıkça birbirlerine "bu ne şimdi" gibi bir ifadeyle bakan gözler, ekrandan ayrılmaz oluyor, o ifadenin yerini ise heyecan ve memnuniyet alıyor.
nihayet film bittiğinde ise, hala ekrana bakan gözlerin hayranlıkla parıldadığını, sonraki saatler boyunca filmin sahnelerinin doymaz bir biçimde tekrar tekrar anlatıldığını, rhett isminin ise hafızalarda büyük bir yer ettiğini görüyorum. böyle bir durumda, hele de film sizin arşivinizden izleniyorsa, yani tavsiyeyi siz vermişseniz, insanları izlemek ayrı bir güzel oluyor doğrusu...
film başta da söylediğim gibi bir başyapıt. oyuncuları, zamanına göre oldukça iyi olan çekim kalitesi, senaryosu (her ne kadar kitabının kısa bir özeti olsa da), müzikleri, mekanları ve elbette unutulmaz sahneleri harikayı oluşturan bir bütünün parçaları.
oyuncuların yüzlerinin (özellikle clark gable ve vivien leigh'in) kitaptaki asıl karakterlerle mükemmel bir uyum içinde olduğunu tekrar etmekten kendimi alamayacağım. ama ashley hariç. belki de scarlett onu dünyanın en mükemmel erkeği sandığı için, kitabı okuyan biri ashley wilkes'ı çok daha yakışıklı olarak hayal ediyor.
amerika da ayrılık savaşları başlar, biter ve güney tamamen değişirken, scarlett o'hara'nın nasıl büyüdüğünü, nelerle karşılaştığını görüyoruz. olaylara nasıl basit bir mantıkla ve cesaretle yaklaştığına tanık oluyoruz. hatta ne kadar çok risk aldığını, ani kararlarını şaşkınlıkla izliyoruz. kendi içinde sürekli bir savaş halinde olması, her an kavgaya hazır duruşu bazen bizi etkiliyor, bazen de çileden çıkarıyor. hiçbirşeye fazla takılmayan, sadece yapması gerektiğini düşündüğü şeyi yapan scarlett film boyunca bir kez geri adım atıyor. ve hasta yatağında rhett'i isterken bunu dile getirmekten çekiniyor ve melaine'ye sarılıyor. filmin bu kısmı bir başlangıç aslında. ama bir aşkın değil, bir terkedişin.
film boyunca scarlett'i izliyoruz ama bizi esas heyecanlandıran rhett'in attığı adımlar oluyor. karakterinin derinliklerini keşfettikçe, aşka, onura, toplum kurallarına ve paraya nasıl yaklaştığını gördükçe filmin sonuna olan merakımız da artıyor. hiçkimse sonu tahmin edemiyor, çünkü rhett butler öyle bir karakterki en büyük süprizini en sona saklıyor ve en büyük hayranlığı da bununla uyandırıyor.
diğer önemli karakter ashley aydın kesimden biri. film boyunca uyum sağlama çabalarına tanık oluyoruz. ama bunu bile kesinlikle ruhsuz yapıyor. melaine ise güçlü fakat kırılgan bir karakter. bazen içinizden "fazla saf" demek gelse de zor anlardaki kendine özgü soğukkanlılığıyla saygınızı kazanıyor.
herbir karakter belirli bir kesimi temsil ediyor aslında. herbiri güneyi oluşturan halkın bir parçası. karakterlerin kişiliğinde tarihi okuyabiliyoruz.
aşk nasıl başlar ve nasıl biter? savaş neleri götürür? bir toplum nasıl değişir ve bir tarih nasıl yok olur? rüzgar gibi geçti tüm bunların cevabını veriyor. izledikten sonra asla pişman olmayacağınız bir film. eğer kitabını okursanız, senaryodaki eksikliklere rağmen filmin kitabı utandırm
Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri
  • En İyi Filmler
  • Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler