En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
Turgay Buğdacigil
Takipçi
2.455 değerlendirmeler
Takip Et!
3,0
4 Temmuz 2026 tarihinde eklendi
Senaryosunu...
Muazzez Tahsin Berkant'ın aynı isimli romanından (1941) uyarlayarak Ahmet Üstel'in kaleme aldığı ve yönetmen koltuğunda da Orhan Aksoy'un oturmak da olduğu "Kezban"; ilk filmi "Susuz Yaz" daki (1963) Bahar karakteriyle tanınarak tüm tüm dikkatleri üzerinde toplayan genç Hülya Koçyiğit'in...
Fazlasıyla geniş bir kitle tarafından...
Efsanevi nitelikteki, Türkan Şoray, Fatma Girik, Filiz Akın ve kendisinden oluşan, "dört yonca yaprağından" biri olarak tanınarak benimsenmesine yol açtığı...
***
Türk sinemasının, "Yeşilçam" dönemine dair, kesinlikle kaçırılmaması gerektiğine inandığımız, "kült" yapımları arasında yer alan...
Romantik bir drama olarak geliyor karşımıza...
***
Gelin isterseniz...
Gösterdiği hasılat başarısı sebebiyle...
An itibarıyla, henüz mevcut olmayan televizyon dahil, başka da bir alternatifleri bulunmayan izleyiciye,...
Yolunmayı, mecburen sürdürecek kazlara yönelik olarak kurgulanılmış...
(Ve...
Her birini de, bugün hayat da olmayan anne, baba ve kardeşimiz ile birlik de, Ankara, Cebeci'deki... Artık yerinde yeller esen, Melek Sineması'nda izlediğimiz...)
"Kezban Roma'da" (1970) ve "Kezban Paris'te" (1972) biçimindeki devamları da çekilen bu filme, biraz daha yakından bakalım...
***
İstanbul'da yaşayan varlıklı iş insanı Ali (Muzaffer Tema)...
Vefat eden sevgilisi Hacer'in yakın dostu Nazire'den (Aliye Rona)...
Hacer'in, yıllarca kendisinden gizleyerek Gemlik kırsalında büyüttüğü, Kezban (Hülya Koçyiğit) adındaki bir kızının olduğunu öğrenir...
***
Öğrenir öğrenmez de, Ali onu...
Gerçek babası olarak değil de...
Babasının yakın dostu "Ali amcası" şeklinde...
Hayatını sürdürdüğü Gemlik'ten çıkartıp...
Lale (Selma Güneri) isimli, havuz başında verdiği çılgın partilerle, gününü gün eden bir başka kızının daha bulunduğu İstanbul'daki evine götürür...
***
Varır varmaz da Ali kendisini...
Karısı Güzide (Diclehan Baban) ve kız kardeşi yani aslında halası Fazıla (Gülistan Güzey)...
Ardından da...
Kızı Lale ile tanıştırırken...
***
Gerek Lale...
Ve gerekse de, baş da Ferit (İzzet Günay) olmak üzere...
Parti de hazır bulunan arkadaşlarınca (Necmi / Yusuf Sezgin, Nilüfer / Fatma Karanfil, Bihter)...
Özellikle de, ziyadesiyle köylü zevkine uygun olduğu düşünülen giyim kuşamı hususunda...
Ciddi anlamdaki bir aşağılanmaya maruz kalır...
***
Ki...
Söz konusu bu vaziyet...
Aynı ekiple çıkılan, boğazdaki bir tekne gezisinde de...
Hız kesmeden devam eder...
***
Ve...
Aynı esnada Kezban...
Ferit ile Bihter'in sevgili olduklarını, öpüşürlerken görerek...
Bizzat kendisi öğrenir...
***
İşte...
Bütün bunların sonrasında...
Sürekli hor görüldüğü o ortamdan uzaklaşmak isteyen Kezban...
(Babası) Ali'yi de ikna ederek...
Notre Dame de Sion Fransız Kız Lisesi'nin, yatılı öğrencileri arasındaki yerini alırken...
***
Hafta sonu tatil günleri dahil...
Eğitimi süresi boyunca, eve gitmek yerine okulda kaldığı gibi...
Gelen hiçbir ziyaretçiyle, görüşmeyi de kabul etmeyerek...
Bir anlamda kendini, uzaklaşmak arzusunda olduğu dünyadan yalıtır...
***
Derken...
Çok geçmez ve eğitimini, üstün bir başarıyla tamamlayan Kezban...
Tamamen değişmiş bambaşka birisi olarak...
Bir yandan okulundan mezun olur...
Diğer yandan da...
(Babası) Ali'nin, Ankara'daki inşaatında görevli mimar Faruk (Süleyman Turan) ile karşılaşırken...
***
Babasının (Muammer Gözalan) zoruyla, aslında Necmi'nin vurgun olduğu Lale ile nişanlanır nişanlanmaz...
Eğitimini, Avrupa'da sürdüren Dr. Ferit'te...
Yeniden Türkiye'ye döner...
***
Ancak...
Geleneksel üslubumuz gereği...
"Spoiler" vermek suretiyle, henüz seyretmemiş olanların ağızlarının tadını kaçırmak istemediğimiz için biz de kendi anlatımımızı...
Filmdeki tüm heyecanın start alacağı...
Burada noktalarız...
Dakika 26...
***
Kezban ile Lale'nin...
Ferit, Faruk ve Necmi'nin, kimi açık kimi de gizli...
Kendilerine yönelik aşkları karşısında...
Bir o yana, bir bu yana savrulacakları filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı; ters köşe sürprizleri de bünyesinde barındıran, 60 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...
***
Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...
"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...
Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...
25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.