En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
Turgay Buğdacigil
Takipçi
2.475 değerlendirmeler
Takip Et!
3,5
9 Eylül 2026 tarihinde eklendi
Senaryosunu da...
Kendi yazdığı aynı isimli romandan (2015) uyarlayarak kaleme alan Ercan Kesal'ın...
Başroldeki Dr. Kemal Güner karakterini canlandırmasının yanı sıra...
İlk uzun metrajlı (debut) sinema filmini de çekmek üzere yönetmen koltuğunda da oturmak da olduğu "Nasipse Adayız"; "kara mizah (dark comedy)" tarzda kurgulanılmış...
Ziyadesiyle keyifli, siyasi bir drama olarak geliyor karşımıza...
***
Gelin isterseniz...
Adana Altın Koza Film Festivali ve SİYAD tarafından yılın "En İyi Filmi" kategorisinde ödüllendirilen bu filme, biraz daha yakından bakalım...
***
Özel bir hastanenin, mevcut "sahiplerinden / ortaklarından" biri durumundaki Dr. Kemal Güner...
Yaklaşan yerel seçimlerde, iktidar alternatifi siyasal bir muhalif partiden...
Şimdilik sadece, aday adayı olabildiği İstanbul'un ilçelerinden Beyoğlu'nda...
Asli belediye başkan adayı olabilmek uğruna...
***
Hem de hiçbir mali fedakarlıktan kaçınmadan...
Asistanı Arzu (Selin Yeninci), şoförü Naci (İnanç Konukçu), Harun (Kemal Burak Alper) ve Nuri (Muttalip Müjdeci) ile birlik de...
Seçim kampanyasını sürdürmek de...
***
Bunun için de ilk etap da...
Adayı olmaya çalıştığı partinin genel başkanı (Serhat Midyat) ve partinin diğer önde gelen isimleri ile ilçedeki sivil toplum kuruluşu ve hemşeri derneklerinin liderlerinin de katılacağı...
Yemekli bir düğün salonu organizasyonu aracılığı sayesinde düzenlenecek bir tanıtım gecesinde...
Kendi adaylığının kabulü uğruna, elinden geleni yapacak...
***
Ancak...
Geleneksel üslubumuz gereği...
"Spoiler" vermek suretiyle, henüz seyretmemiş olanların ağızlarının tadını kaçırmak istemediğimiz için biz de kendi anlatımımızı...
Filmdeki tüm heyecanın start alacağı...
Burada noktalayacağız...
Dakika 25...
***
Ardı ardına gelen "hiciv ve traji-komik" içerikli gelişmelerin, hız kesmeden devam edeceği filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı; "artık bu kadarı da olmaz!" dedirtecek nitelikteki gelişmeleri de bünyesinde barındıran, 80 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...
***
Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...
"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...
Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...
25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...
Gerçek bir hikayeden uyarlanan ve hangi partiden olursa olsun Türkiye'de siyasetin ne kadar pespaye ve kirli ilişkiler içerisinden ortaya koyan iyi bir yapım 7/10
Filmi takip ediyordum ve sinemaya girmesini bekledim. Birçok anlamda beklentimin altında kalan bir film oldu. Ercan Kesal, böyle bir oyuncu değildi ama bu filmde gerçekten çok sıradan bir hale gelmiş. Bu sebeple olmadığını düşünüyorum. Pek çok etken var ama her birini buraya sıralamak da istemiyorum. Yine de izlenebilecek fakat ortalamanın altında bir film olduğu kanaatindeyim.
Filmi Beğenmeyen bir kaç eleştiriyi okuduktan sonra eleştirmenin ne anlama geldiğini bilmedikleri kanaatine vardım. Bugün eleştirmek "Like" beğendim veya "dislike" şeklinde zannediliyor. Filme gelecek olursak;
"İktidar kendi görünmezliğinde parlar, herhangi bir şiddet uygulamadan ötekinin ruhunda edinir."
Film boyunca iktidar olma arzusu Kemal Güner'i daha büyük iktidara gönüllü bir şekilde boyun eğmesine dönüşürken filmin sonunda kahraman bu hareketsiz ve gizil alanda neredeyse tükenmiş hale gelir. Kahraman filmin başında bir tür maske edinir gülümsemesini aynaya yani kameraya maskeler, bir çocuğu kucağına alır fotoğraflandıktan sonra çocuğun ve annesinin yüzüne bile bakmadan annesine iade eder. Filmden şunu anlarız İktidar kendisine maruz kalanı sadece kısıtlamaz onda bir özgürlük yanılması bırakır kişi bu yanılsamada kendini özgür zanneder ancak filmde başkahraman bu durumdan rahatsızdır. İktidarın bilinmeyen yüzüyle ancak tuvalette baş başa kalabilir.
Film sonunda yine iktidarın gizilliğine ve hareketsizliğine atıf yaparak Doktor kemalin iktidar olabilme zevkinden mahrum kalmasıyla sonuçlanırken bir taraftan da başkahramana bir umut kapısı da bırakmadan edemez. Ancak kesin olan şudur İktidar oyunu hareketsiz ve apaçık değildir bu da bu oyuna yeni katılan Doktor Kemal'in oyundan zevk almak bir kenarda dursun umutsuzluğa sevkeder.
salt bir gerçeği tokat gibi yüze vuran bu filmde aslında işlerin nasıl yürüdüğünü demokrasinin o kadarda demokrat birşey olmadığını göstermekle Milletin artık gözünü açmasını gerektiğini gösteriyor.
Ercan Kesal isminin büyüklüğüne güvenip iki saatinizi heba etmeyin... Filmin ne başı var ne sonu var, tam bir hayal kırıklığı... Sadece Ercan Kesal izliyorsunuz, hepsi bu. Uyumak için birebir...
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.