Sanatsal yönü dışında hayatın kendisini anlatan bir film olduğunu düşünüyorum. Oyunculukların öğrenci rolünü oynayan oyuncular için fazlasıyla iyi olduğu kanaatindeyim. Sonuç olarak her zamanki gibi tam bir sona bağlanmayan bir NBC filmi izledim. İzlenir.
doğu-batı çatışması işlenildi genel itibariyle ama oldukça ağır, sıkıcı ve mesaj verme kaygısı çok fazla olan bir film olarak görüyorum. sinema işi değil de edebiyat işi gibi duruyor hissiyatı verdi ben bunu sevemedim malesef.
Filmi çok beğendim, tüm karakterler gri tonlarda. Hiç bir karakter melek değil, hiç bir karakter kötü değil. Gerçek hayattan bir kesit izliyoruz. Her karakterde kendimizden bir parça buluyoruz. Mesela ben, filmin başında milli eğitim müdürüne çok kızmıştım. Film bittiğinde ise o bürokratlara hak verdim. Filmin süresi uzun o nedenle evde izlemek zor. Filmi izlemek için konsantrasyon gerekiyor. Bence filmi mutlaka sinema salonun da izleyin. Yoksa abartıldığını düşünürsünüz.
Nuri Bilge Ceylan'dan yine çok iyi bir film izledik. Sahneler gerçekten muhteşem çekilmiş ve manzalar inanılmaz gözüküyor. Hikaye ve konu olarak aşırı tatmin etmese bile sonu, işlenişi ve sanatsal yönüyle çok iyi bir film olmuş. Ayrıca 3 saat olmasına rağmen yer yer sıksada genel olarak akıcıydı. Kaliteli bir filmdi izlemenizi öneririm 8/10.
Nuri Bilge Ceylan'ın Kuru Otlar Üstüne filmini izledikten sonra derinlemesine düşündüren ve boşluğa düşüren bir film olmuş.Nuri Bilge Ceylan yine insanı bize insanla anlatma sanatını çok güzel kurgulamış.Gerçekçilik artık mega gerçekçilik ve aşırı uçta samimiyet noktasında bir anlatım var.Duygularımızın doruğa çıktığı bir anda Samet karakterinin, Nuray'ın evinin tuvaletinin kapısından sete doğru çıkması yönetmenin bir nevi bu bir film, bunlar senaryo biraz duygularınızı sakinleştirin arasıymış ve 4.duvarı yıkma tekniğiymiş bu teknikte sinema filmi fazla izlemeyenlere yabancı gelebilir ama güzel, tadında ve doğru noktada olmuş.Aslında filmi izlerken bir yerde de Nuray'ın sen nereye gidersen git hatta İsviçre'ye git mutsuz olacak bir şey bulursun, güzellikleri göremezsin sözüne denk geliyor, çevresi değişse de Samet fark edemiyor.Nuri Bilge Ceylan, temanın kurgusunda aslında hepimiz bulunduğumuz yere, çağa, gruba yabancılık çekiyoruza işaret ediyor.Hatta kendisi de bu dünyaya yabancılığımı aşamadığım diye anlatıyor. Taşranın iklimini, insanının anlayışını veya anlayışsızlığını, kültürünü, insanının yapısını bize yaşatıyor bu üstat.Uzun yürüme sahneleri, doğanın büyüleyici dokusunu yine harmanın içinde zenginleştiren bir fon olarak kullanmış.Filmdeki resimleri de kendi çekmiş yönetmen velhasıl yönetmen filmi önce kafasında yaşamış.CANNES'de bu kadar tutulmak, övgüye mazhar olmak kolay değil tabii. Filmdeki Samet ve Nuray gibi iki zıt( bireyselci-toplumsal eylemci) karakterin Nuray'ın evindeki diyalogları da tennis maçı edasıyla izliyorsunuz, bir ona bir diğerine hak veriyorsunuz cidden önemli bir bölümdü.Filmdeki kadere vurgu, aslında bir noktada akışına bırakılmışlık, mecburiyetin getirdiği birliktelik filmde güzel işlenmiş.İzlenmesi gereken bir sanat filmi ortaya çıkmış.
Sahneler,mekan tasarımları,diyaloglar,hayatın içinden problemler,karekterlerin bu problemlere verdiği insancıl tepkiler,zayıflıklar,bencillikler,aşağılık kompleksleri,egolar...Usta, insan evladını tam manasıyla çözmüş,filmini yapmış,alın size demiş,siz busunuz.İnce ince işlenmiş bir şaheser.
Öğretmenin kişiligine ekstra sinir olmakla beraber, insanların davranislarini da cok sorguladim izlerken.Benim mantığıma , karakterime cok ters kisilikleri izledigim icin mi begenmedim bilemedim.Keske izlemeseydim dedim sonunda.Ben begenmedim , tavsiye de edemiyorum.
Flim bazen gereksiz uzatılmış sahnelerin olmasına rağmen güzel sürükleyici,fakat benim anlamadığım flimin 2.33.20 ile 2.34.46. saniyeleri arasında bağlantı kuramadığım bir sahne yaşanıyor ışıkları kapattıktan sonra evin içinden stüdyo ya girip orada hap gibi birşey içiyor bu flim hatası mı yoksa başka bir mizah olayı var da ben mi anlamadım...Fikri olanlar açıklarsa memnun olurum...
Öncelikle ben de bir öğretmenim ve değerlendirmemi ona göre yapacağım. Filmi teknik açıdan güzel buldum. Çekimlere, doğallığa falan lafım yok ama senaryo ve tipler üzerine bir iki eleştirim olacak. Ortaokul öğrencilerine ders vermekle geçti eğitim hayatım. Bir kere şunu iyi bilmek lazım: Bir öğrenciye hele hele 7. sınıf öğrencisine hiç güvenilmez. Siz samimi bir şekilde öğrenciye sevgi (Yanlış anlaşılmasın, öğretmenin öğrenciyi kendi çocuğu gibi görüp şefkat göstermesinden bahsediyorum.) gösterirsiniz ama çocuk onu yanlış anlar, sonunda da kendini tehlikede görünce filmdeki gibi satar. Bu filmdeki öğretmenin bu hataya düştüğünü zannediyorum önce. Aslında yönetmenin, özellikle genç bir öğretmenin acemilikten dolayı böyle bir hataya düşebileceğini gösterdiğini düşünüyordum ilk başta ama filmin sonunda öğretmenin Sevim'e olan duygularını dinleyince bir öğretmenin filmde bu şekilde gösterilmesi pek hoşuma gitmedi doğrusu. Ayrıca ev arkadaşına kız arkadaşını meşru bir ilişki için teklif etmesi ve sonra kıskançlığa girip gayrimeşru ilişkiye girmesi bir öğretmen olsa da bir insanın ne kadar karaktersiz olabileceğini gösteriyor. Diğer taraftan idealist bir öğretmenin (Nuray'ın) çok önemli meseleleri tartışıp ahlakından taviz vermesi bana çok garip geldi doğrusu. Memleketini kurtarmaya çalışan bir öğretmenin gayrimeşru ilişkiye girmesi de tasvip edilecek bir durum değil. Filmde sürekli gelenek ve göreneklerden dem vuruluyor ama ne yazık ki yörenin öğretmeninin bu kurallara sahip çıkmadığını görmek de üzücü geliyor bana. Öğretmenlik mesleğini icra eden kişiler bu tür ilişkilere dikkat etmeli ve böyle bir karakter de filmde canlandırılmamalı. Kusura bakmayın öğretmenliğin getirdiği bir etkiyle eleştirilerimi didaktik bir havaya büründürmüş olabilirim.
Diğer bir mevzu ise öğretmenlerin genç olmasına rağmen hayattan ve meslekten bu kadar kısa sürede soğuması ve öğretmenliği hor ve hakir görmesi de pek gerçekçi olmamış. Ben mesleğimin ilk 10 yılında severek yaptım öğretmenliğimi. İnsan belki daha sonra yorgunluk hissedebiliyor ama daha 4. senesinde öğretmenliğe bu kadar iğreti bakan bir öğretmen çok gerçekçi olmamış. Evet, oyunculuklar güzel ama öğrencileri dana gibi görüp de evdeki danaları beslesem daha rahat ederdim bakışı ile öğretmenlik yapılmaz. Filmi izleyenler acaba bütün öğretmenler böyle mi diye düşünebilir ama böyle değil. Mesleğini aşkla şevkle yapan çok öğretmen var, film sizi bu yönden kötü etkilemesin.
Nuri Bilge Ceylan'ın sinema anlayışına yabancı olmayan birisi olarak bu film de bana gayet akıcı geldi. Hayatın içinden olaylara değinerek, realizmin ön planda olduğu bir filmdi. Diyalogların edebi cümlelerle doldurulması beni ne kadar rahatsız etse de öte yandan hoşuma gitti de diyebilirim. Neden rahatsız etsede diyorum çünkü belli bir yerden sonra dil artık yormaya başlıyor. Sonlara doğru neredeyse kabak tadı vermeye başladı. Daha basit yapılabilirdi belkide. Bu kadar şiir dili kullanmanın amacını anlayamadım. Mesela senaryo ne derin ne de yüzeyseldi. Tamamen durum hikayesi gibi yazılmış. Belli bir olaydan ziyade sıradan olayları izliyormuş gibisiniz. Bir kamera koyulmuş ve siz bu kameranın gözünden olanları izliyorsunuz. Bu da sinemada nesnel bakış açısı olarak tanımlanıyor. Felsefik anlamda bir kaç dokunuşa rastladım filmde. Özellikle iki karşıt karakterin savaşını izledik filmin ortalarına doğru. Gel gelelim beni en çok etkileyen sahneye. Oyuncunun dördüncü duvarı yıkarak, set ekibinin olduğu yere doğru gitmesi Türk sinemasında ender rastlanan, sıradışı bir hareketti. Alışık olmadığımız bir durum olduğu için ne kadar absürt gelsede, bana kalırsa arada böyle şeyler yapmak, izleyicinin ekrana dönmesini sağlamak gerekiyor. Söz konusu sahnenin ağırlığını ancak böyle absürt bir şey bastırabilirdi. Ne yalan söyleyeyim benim hoşuma gitti. Senaryo bağlamında ne kadar eksiklik görsem de görsellik konusunda bu adamın eline su dökülemeyeceği çok belli. Onlar nasıl açılardır öyle. İnsanı filmin içine çeken bir sürü sahne, sekans var. Size hissiyatı iliklerinize kadar yaşatıyor. Filmin içindeymiş gibi oluyorsunuz. Üstüne söylenecek onlarca, yüzlerce şey olabilir. Benim eleştirim bile yüzeysel kaldı desem yeridir. Tek izleyişte anlaşılamayacak daha onlarca detay sayabilirim... Nuri Bilge sevenlerinin izlemesi gereken bir sanat filmi. Ödülü sonuna kadar hak ediyor.
Ödül almış bir film olduğu için izlemek istedik. Size tavsiye verecek olursam 3 saat bu filmi izleyeceğinize boş bir duvar bulun ve ve sadece karşısında oturun. Bu aktivite size daha çok şey katacaktır. Pedıfili bir insanın hayatını anlattığı izlenimindeyim. Ne mantıkla böyle bir film çekilmiş anlayamadım. İnsanların manevi değerleriyle oynamaktan başka bir şey değil. Öğretmenlik en kutsal mesleklerden biridir, bu şekilde bir konuya alet edilmesi hiç hoş olmamış. Yazdıkça yazasın geliyor kendime hakim olamıyorum.
Filmi Beğendim tek eleştirim 3 saat çok uzun .Hikayenin Özellikle kış şartlarının yoğun bir şekilde yaşandığı bir köy de geçmesi ve gayet akıcı aktarılması filmi daha güzelleştirmiş.Özellikle film de kahramanın filmden sete geçmesi filmde duygularımıza bir nefes alma molası vermesi hoştu. İzlenmesini Tavsiye ediyorum.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.