Senaryosunu...
2003 tarihinde Jang Joon-hwan'ın çektiği "Save the Green Planet!" isimli, Güney Kore yapımı filmin senaryosundan uyarlayarak Will Tracy'nin kaleme aldığı ve yönetmen koltuğunda da Yorgos Lanthimos'un oturmak da olduğu "Bugonia"; "kara mizah (dark comedy)" tarzda kurgulanılmak yoluyla...
Yapılan tüm uyarılara rağmen, ısrarlı ve de istikrarlı bir şekilde kendini tüketmeyi sürdüren insanlığın, ders verir nitelik de "tiye" alındığı bir bilim kurgu olarak geliyor karşımıza...
***
Gelin isterseniz...
Bugüne kadar 5 kez Academy ve 6 kez de BAFTA ödüllerine aday gösterilmesine karşın...
Tek bir BAFTA ödülüyle yetinmek mecburiyetinde kalan ve hiçbir filminde, kendini tekrarlama yanlışlığına düşmeyen nevi şahsına münhasır sinemacılardan Lanthimos'un bu filmine de biraz daha yakından bakalım...
***
Arıcılık işiyle uğraşan Teddy Gatz (Jesse Plemons)...
Kraliçe arıyı terk edip, topluca ölen işçi arı kolonisinin, bu yok oluşu üzerine...
Bilinen yahut da ortalık da uçuşan teoriler yerine...
Kendisi kafa yormuş...
***
Ve nihayetinde de...
Bütün bu olan bitenin, gerçek sorumlusunu tespit edip...
Gerekli alt yapı hazırlıklarını da tamamlar tamamlamaz...
***
Otistik kuzeni Don "Donny" (Aidan Delbis) ile beraber...
İlaç devi Auxolith'in CEO'su Michelle Fuller'in (Emma Stone) kaçırılmasına karar vermiştir...
***
Zira...
Eğer bunu yapmazlarsa...
Arıların ardından sıranın, insanlara gelmesi kaçınılmazdır...
***
Elbette...
Hal böyle olunca da...
Gizlice, Michelle'in malikanesine sızan Teddy ile Don...
Uyuşturucu bir iğnenin de yardımıyla, onu etkisiz hale getirip...
Arabaya attıkları gibi...
***
Teddy aracı kullanırken...
Don'da, Teddy'nin, Andromeda gezegenine ait bir uzaylı olduğunu düşündüğü Michelle'in saçlarını...
Ana uzay gemisiyle temasa geçmesini önlemek gayesiyle, sıfır numara olarak kazıyacak...
***
Sonra da Michelle'i...
Yine Teddy'nin, "insan direnişinin karargahı" olarak tanımladığı...
Evlerinin bodrumuna kapatacak ve ayılmadan önce de vücudunu, antihistaminik kremle kaplayacak...
***
Ve...
Andromeda Kraliyet Sarayı adına Dünya gezegenini köleleştirmek isteyen...
Üst düzeyde görevli bu uzaylıya olan biteni itiraf ettirmek ve buna ilaveten de...
Ay tutulması gecesi vaktinde de...
Kendilerini, ana gemisine götürüp...
***
Oradaki kraliyet yetkilileriyle görüştürmesini sağlamak maksadıyla...
Her türden işkence yöntemine başvurmak da dahil...
Ellerinden gelenin tamamını yapacak...
***
Ancak...
Geleneksel üslubumuz gereği...
"Spoiler" vermek suretiyle, henüz seyretmemiş olanların ağızlarının tadını kaçırmak istemediğimiz için biz de kendi anlatımımızı...
Filmdeki tüm heyecanın start alacağı...
Burada noktalayacağız...
Dakika 28...
***
Tarafların, karşılıklı olarak...
"Acımasızca" kozlarını paylaşacakları filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı; ters köşe sürprizleri de bünyesinde barındıran, 90 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...
***
Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...
"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...
Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...
25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...
Keyifli seyirler,