En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
f-corleone
Takipçi
227 değerlendirmeler
Takip Et!
4,5
22 Nisan 2004 tarihinde eklendi
filmi anlatıcak kelimeler çok az.. 4 4lüktü.. oyunculardan tutun kostümler, mekanlar, ses efektleri, müzik(zaten ona bişi denilmez).. kaçıranlara acırım ciddenn.. etkisinden çıkılmayacak çok az film vardır.. piyanist ise bunların başında gelir.. bu filmden yola çıkarak siyasi yorumlar yapmaya hiçç ama hiç gerek yok bana göre.. insanlar iyi kötü neyin doğru olup olmadığını bilir zaten.. önemli olan burda filmin başarılı ve güzel olup olmadığının yorumunu yapmaktır bence.. bana katılmayanlar da varsa saygı gösteririm ama gereksiz yani...
ilk önce söylemeliyim ki film çok iyi 9/10 ANCAK, her sene yahudi soykırımını ele alan bir film yapılması dikkat çekici.Anladığım kadarıyla İsrailin Filistinde yaptıkları zulüm karşısında anti semitizmin güçlenmesini istemiyorlar ve soykırım olayını sürekli tazeliyorlar
Roman Polanski'nın en güzel filmlerinden biri. Anlattıkları aslında pek yeni değil ama seyircinin üzerinde etki bırakan bir yapıya ve sahnelere sahip. Oscar ise Adrian Brody'ye ise helal olsun!... (9/10)
film cok etkiliyci.roman polanski cok iyi bi iş cıkarmış.başroldeki arkadaşda öyle.ya benim anlamadıgım olay bu almanlarda hiç mi insanlık yokmuş.izledigim cogu bu tarz filmlerde hep almanlar başı çekiyo.ilk defa bi almanın birine yardım ettigini gördüm oda bu filmde.hayret bişey ya bu kadar gaddar bi millet olabilirmi ya.neyse film cok iyi.
başarılı buldum ama süper bişey beklediğim için biraz kötü olmadım da değil.ben de schindler'in listesi derim çünkü piyanistte konu bi kişinin gözünden anlatıldığı için bi yere kadar görebiliyorsunuz olayları.ayrıca yahudilerin öldürüldüğü sahnelerde falan duygu yoğunluğu yoktu.her şey sıradan bi olaymış gibiydi.bence de bi yahudi filmi gibi bakmamak gerek.müzik kullanımı ve görüntüler ise iyiydi,görsel açıdan güzel ama duygusal açıdan tartışılacak bi film
Gerçekten beyendim. (Bana pek küçük Emrah'ı hatırlatmadı) Genede ben Schindler'in Listesi derim.Jakob'un Yalanları da güzel bi filmdi bu da o anlamda güzel bir film. Ama abartılası değil. Konserveyi açmaya çalıştığı sahne gerçekten güzeldi.Ama benim yüreğimin cız ettiği yer, Schindler'in Listesin'de kırmızı elbiseli kızın ölü bedeninin el arabası içinde yakılmaya götürüldüğü ve Liam Neeson'un bu manzaraya dehşetle baktığı sahnedir. Bu arada siyasi fikirlerin, film hakkındaki fikirlerle karıştırılmaması gerekir diye düşünüyorum.Saygılarımla....
Pianisti bi kere izlemek yeterli değil diyerek söze giriyorum Giriş sahnesini hepiniz hatırlıyorsunuzdur Chopin'in "Re minör Noktürn" parçası, benim hala kulaklarımda(buda yanlış olmasın The hands That build America'ya howard shore un dedik U2 nun parçasıymış)Bundan önce nazilerle ilgili birçok film izlemiştik ama bu film olaya çok daha değişik yerlerden bakıyor öncelikle ana karakterin savaşın içindeki bi sanatçıyı anlatması filmin önceki izlediklerimizden farklı olduğunun habercisi veya filmin Polanski imzasını taşıması da diyebiliriz.Adrien Brody buradaki performansıyla da bir değil bin Oscar'ı hakediyor Adrien olmasaydı film bu kadar güzel olmazdı bence Polanski filmde kamerayı nereye koyacağını çok iyi tespit etmiş izleyiciye filmi pencereden izlettirerek Savaşın içinde olduğunu hissettirmiş karşı pencerede tekerlekli sandalyeden atılan adam her an sıranın ona gelebileceğini gösteriyor ve gergin bi şekilde evde yaşamaya devam ediyor (ediyoruz) Ailesinden ayrıldıktan sonra sürünme dönemine giren karakter Szpilman ölümle yaşam arasında gidip gidip gelmektedir tam açlıktan veya hastalıktn ölmek üzereyken gelen arkadaşları sayesinde hayatta kalan Szpilman kaldığı evden de bi tehlike altında olmazsa çıkmayacak kadar korkak bi karakterdir bu korkaklık bence bizimde savaştan korkmamız için birazda bu Rosemary'nin Bebeğinde'de vardı karakterin ruh halini takip ederek tedirgin etme olayı.Böylelikle bizde savaşı bizzat yaşamış korkmuş oluyoruz,Szpilman'ın şans esri hayatta kaldığının göstergesi olarak da iki kere Szpilman değilde hemn yanındaki kişinin öldürülmesi.Filmden Ben niye Medal Of Honor oynuyornuş gibi Bi tad aldım diye düşünürken aklıma kan unsuru geldi oyunu oynayanlar bilirler medal of honor'da kan sadece cok kücük bi yara şaklindedir öyle kafa göz bacak kopması yoktur bu filmde de öyleydi şiddet veya işkencesi sahnesi yoktu buda filme çok soğuk bi hava katmakla kalmayıp savaşın ne kadar gerçek olduğunu bir kez daha gösteriyordu bu gerçeklik kanla sağlanamaz mı derseniz Er Ryan'ı kurtarmakda olduğu gibi çok güzel sağlanır ama bu filmi bide kanlı düşününsene ne müziğin güzelliği kalır nede o son sahnedeki reçel yerken duyduğumuz tad kalır,ayrıca benim tercihim kanlı olmayan filmlerden yanadır mesela Robin Williams'ın oynadığı Jacobun Yalanları çok güzel ve kansız bi filmdi sonra Steven Spielberg in Güneş İmparatorluğu ilk aklıma gelen filmler.Bu film bide hepsinin karması gibi gözüktü bana izlerken Anımsadığım filmler şunlar sırasıyla Hayat Güzeldir,Jacobun Yalanları,Berlin Almanyadadır ve Amen hepsine benzer bi yan vardı bu filmde. Sanat yönetmeninden başarısını da Görmezden gelmek Mümkün Değil. Duvarı atlayıpda Yıkılmış virane bi şehirde tek başına kaldığı sahne her filmde göremeyeceğiniz bi sinema olayı ben sırf o kareyi bir kez daha görebilmek için tekrar izledim Siz de öyle yapın izlediyseniz tekrar izleyin izlemediyseniz iki seansa bilet alın tekrar izleyin..
Mükemmel bi filmdi. Çok etkilenmiştim. Ama gerçekten oscarlarda böyle büyük bi başarı almasını beklemiyodum Polanskinin. Scorsese'a yine vermediler ama bence Polanski de haketmişti. Adrien Brody de çok iyiydi. Ödülü almasına sevindim. Hem diğer adayların hepsi oscarlıydı. Gerçi akademi hep bunu yapıyo. Önceden oscar almışsan o sene alma şansını kaybediyosun. Sonuçta bu Adrienin işine yaradı.
xpander.. Bana densiz hakaretini savurmadan önce yorumumun tamamını okudun mu? O halde oku.. Yada zahmet etme ben açıklayayım.. Bu filmi izlemeye giden, gitmeyen veya gitmeyi düşünen kaç kişi ne göreceğini biliyordu ki? Yorumumda ilk bikaç cümlede yarım asır önce yaşanmış bir katliamı konu alan bir film üzerinde herkesin aklına gelebilecek bazı şüpheleri dile getirdim.. Daha önce bu tür yapımlara önyargılı bakan insanların(ki onlara bende dahildim)düşünceleri.. Daha sonra film üzerine görüşlerimi kendimi çürütmek pahasına yazmama rağmen bana densiz kelimesini kullanman ne derece yakışık alır dersin?
Roman Polanski'nin Piyanist'i Cannes film festivalinde aldığı övgülerden sonra beklediğim filmlerden biri olmuştu. İkinci Dünya Savaşı yıllarında Almanlar tarafından yapılan soykırım'ın Polonya şubesinden kesitlerle yaşam savaşı veren bir sanat adamının gerçek hikayeden yola çıkarak anlatılan dram anlatanın da güzel anlatmasıyla unutulmaz bir başyapıta dönüşüyorYahudi Soykırımını tek taraflı olarak ele aldığı eleştirilerine pek kulak asmıyorum çünkü bir insanın kendi gözüyle tarihini anlatması normal bir durumdur ayrıca burada beni ilgilendiren Sinema ve Politika ilişkisi için değil filmde sanat adına ne bulunduğudur.Adrien Brody tarafından canlandırılan ve sanat olgusunun kendine yaşam savaşının anlamını verdiği Polonyalı ünlü piyanist Szpillman'ın içler acısı (dediğim gibi ne kadar doğru olduğu önemsiz) öyküsünü tabiiki piyano eşliğinde izlemek çok tesirliydi. Bu uzunca film aşağıda bir arkadaşın da belirttiği gibi iki bölümden oluşuyor birinci bölümde Almanların genel olarak Polonyalı yahudilere yaşattığı işkenceler ve ikinci bölümde de kaçak bir yahudi piyanistin tek başına inadına yaşaması.Polanski bu yalnız yaşamını bizlere mükemme aktarmış filmin ilk bölümlerini bile gölgede bırakacak bir saklanma öyküsü ve yine bir arkadaşın değindiği kahramanın gözüyle gösterilen katl pozisyonları muhteşem bir ustalıkla verilmiş.Ayrıca savaş gerçeğini akıllarımızda canlandırmamıza da kesinlikle yardımcı oluyor diyebilirim. Öldürülen masum kadınlar çocuklar, acılar ve dökülen kanlar ayrılıkar ızdıraplar seyirciye harika betimlenmiş.Bu açıdan Zirvede bir film olduğunu düşünüyorum.Piyanisti canlandıran Adrien Brody Tom Hanks'in Cast Away'de gösterdiği yalnız kalmış adam figürünü muhteşem canlandırmış.Ruhunda sanat duygusunu yaşatmasıyla parmaklarında aşığı piyanonun tuşlarını hissetmesiyle rolünün getirdiği ağır sorumluluğu başarıyla tamama erdirmiş. Oscar'a aday oyunculuğu ile Oscar'ı alamasa da bütün dünyada beğeniyle karşılanan bir oyuncu olarak kalacak gibi görünüyor.Aslında belli olmaz neden ikinci bir Benigni olamasın ki? En iyi yabancı film Oscar'ını alacağına kesin gözüyle baktığım bu filmi herkese şiddetle tavsiye ediyorum.Bol sinemalı günleeeeer.
Film klişelerin bolluğu ve izlenmişlik hissiyle soykırım ve subjektif bakış açısıyla insanda hayal kırıklığı yaratıyor... Ancak savaşın hayata etkilerini, snuff izliyormuş hissi veren öldürme sahnelerini kullanması belki farklılıklarındandır... Oyunculuklar iyi ancak spilman çok özverili bi oyuncu ve gerçekten başarılı... Filmdeki aşk ise varlığı insanda şüpheler uyandıran tam oturmamış bi ayrıntı... Müziği ilk bir buçuk saatte kullanmamakta direten polanski bence iyi yapmamış,, çünkü müzik dram filminde çok önemli bi öğedir. Ancak ikinci yarıda müziğe doyuyorsunuz... Genelinde tam oscarlık bi film, bu benim filmi çok beğendiğim anlamına gelmiyo ama oscar bu filme verilir çünkü eleştirmenler tekrar tekrar ama hoşlandıkları şeyleri seyretmekten bıkmıyolar.. 10/8
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.