Senaryosunu da kaleme alan Ben Parker'ın yönetmen koltuğunda oturmak da olduğu "Burial"; gizemini de uzunca bir süre koruyan, gerilim yüklü bir savaş draması olarak geliyor karşımıza...
***
Gelin isterseniz...
Adolf Hitler'in sonuna dair, bugüne kadar üretilmiş sayısız şehir efsanelerinden birisinin ele alınarak dillendirildiği...
Öykü değilse de, işleniş açısından ziyadesiyle yetersiz bulduğumuz İngiliz yapımı bu filme...
Biraz daha yakından bakalım...
***
- Londra, 1991 -
TV'deki akşam haberlerinde, Gorbaçov'un istifası ve ardından da Sovyetler Birliği'nin dağılması konularından söz edilirken...
Köpeği Gulliver'ı, tuvalet ihtiyacını da gidermesi gayesiyle, bir süreliğine evinin bahçesine bırakan Anna Marshall (Harriet Walter)...
Yarı baygın vaziyetteki Gulliver'ı yeniden içeriye aldığında...
***
Aslında kendisinin...
Sovyet tercümanı Teğmen Brana Vasilyeva Brodskaya (Charlotte Vega) olduğunu...
Ve vakti zamanında, Berlin'de neler yaşandığını bildiğini iddia eden Karl Edwards'ta (David Alexander), ani bir kıvraklıkla içeriye dalacak...
***
Ama...
Bu türden aksiyonlar da, yeterince deneyimli olduğu anlaşılan Anna...
Karl'ı etkisiz hale getirmek de, çok da gecikmeyecek...
***
Ve Karl'ın...
"Bir grup Sovyet askeri ve yanlarında bir kadın istihbarat subayı... Şansölye dairesindeki sığınağın yanında bir şey bulmuşlar... Çok önemli bir şeyi, bizzat Moskova'ya teslim etmeleri emredildi... Gizlice...
Fakat...
Bu işle görevlendirilen o ekipten sadece Brana hayat da kaldığı gibi...
Ele geçirilmeye çalışılan Adolf Hitler'in de, gerçekten de ölümü yoksa canlı olarak kaçıp kayıplara karışan birisi olup olmadığının anlaşılamadığı..."
Şeklindeki hikayesinin ardından...
***
Etkisiz hale getirerek, kelepçeyle bileğinden kalorifer peteğinin borularına bağladığı Karl'a...
Bir de uyuşturucu vermesinin yanı sıra...
Mevzuya...
"O korkunç savaşın son günleri... Berlin düştükten sonra... Daha doğrusu, düşmeden hemen öncesiydi...
Evet, bir Rus subayıydım ve bana bu gizli vazife emri de verildi...
Üstelik, uğruna her şeyi feda etmeye uğraştığımız bu husus da... Doğru olanı yapmak için çok uğraştım..."
Biçiminde giren Brana'nın da dili...
Çözülmek de, pek de gecikmez...
***
Ki...
Böylelikle de, içinde...
İntihar ederek kendi yaşamını nihayetlendiren Hitler'in na'şının yüklü olduğu söylenen bir tabutun...
Kara yoluyla yapılacak bir yolculukla, Berlin'den Moskova'ya götürülmesi esnasında...
Perde arkasında kalan sis bulutlarının, tamamen ortadan kalkması beklenilen film de başlamış olur...
***
Ancak...
Geleneksel üslubumuz gereği...
"Spoiler" vermek suretiyle, henüz seyretmemiş olanların ağızlarının tadını kaçırmak istemediğimiz için biz de kendi anlatımımızı...
Filmdeki tüm heyecanın start alacağı...
Burada noktalarız...
Dakika 25...
***
Stalin'in talimatıyla yola koyulan...
Ve nakledilenin ne olduğunu da, aralarından sadece Brana ile Albay Gorbinskiy (Tambet Tuisk) ve Yüzbaşı Vadim Ilyasov'un (Dan Renton Skinner) bildikleri Sovyet askeri konvoyunun akıbetinin damgasını vuracağı filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı; ters köşe sürprizleri de bünyesinde barındıran, 70 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...
***
Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...
"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...
Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...
25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...
Keyifli seyirler,