Hesabım
    Diana
    Ortalama puan
    3,0
    1 Puanlama
    Diana hakkında görüşlerin ?

    1 Kullanıcı eleştirisi

    5
    0 Eleştiri
    4
    0 Eleştiri
    3
    1 Eleştiri
    2
    0 Eleştiri
    1
    0 Eleştiri
    0
    0 Eleştiri
    Turgay Buğdacigil
    Turgay Buğdacigil

    Takip Et! Takipçi 1.365 Eleştirisini Oku

    3,5
    9 Aralık 2021 tarihinde eklendi
    Birbirinden çarpıcı, "hiciv (satiric)" içeren şarkılarının sözleri ile melodilerini; kaleme aldıkları "Memphis" (2002) müzikali sayesinde birlikte "Tony Ödülü" kazanan Joe DiPietro ve (efsanevi rock grubu Bon Jovi'nin klavyecilerinden ve bu film de seslendirilen tüm bestelerin ana mimarı da olan) David Bryan ikilisinin:

    Kraliyet ailesi ile Diana Spencer arasındaki kültürel ve duygusal farklılıkları, "kara mizah (dark comedy)" unsurlardan da yararlanmak suretiyle ortaya koyarak yazdıkları “Diana”, yönetmen koltuğunda Christopher Ashley'in oturduğu müzikal bir "serbest biyografi" olarak geliyor karşımıza...

    Gelin isterseniz, 1980'li yılların soundu ile tam anlamıyla bir müzik ziyafetine dönüşerek kulakların pasını silen ve başlangıçta iki perdelik bir oyun olarak sevenleri ile buluşması planlanan bu Netflix filmine biraz daha yakından bakalım...

    İzleyicisi ile Broadway tiyatrolarında buluşmak ve yıllarca da sahnelenmek üzere kurgulanan bu müzikal; Kraliyet ailesince "hafife alındığını" düşünen ve söylediği "Underestimated" adındaki şarkı da, bunu defalarca da vurgulayan 19 yaşındaki Galler Prensesi Diana'nın (Jeanna de Waal), kendisinden sonra Galler Prensesi olacak olan Camilla Parker Bowles (Erin Davie) ile karşılaştığı enteresan bir sahne ile başlar...

    Derken...

    Yıl 1980 ve Kraliçe II. Elizabeth (Judy Kaye), 32 yaşındaki tahtının varisi oğlu Galler Prensi Charles'a (Roe Hartrampf), düzgün bir kız bularak evlenmesinin vaktinin, gelip de geçtiğini söyler...

    Aslında Charles'ın yanıtı da:

    Ablası Sarah (Holly Ann Butler) ile de flört ettiği Spencer'ların küçük kızı "Leydi Diana" şeklinde hazır olarak beklemektedir...

    Bu isim, Kraliçenin de aklına yatar...

    Bu arada Diana'ya bir kolye hediye eden Charles onu, bir Johann Sebastian Bach dinletisine davet ederken Diana'da Charles'a, Dire Straits, The Culture Club ve Duran Duran konserlerine gitmeyi önermektedir...

    Yani neredeyse, birbirleriyle uzlaşmaları asla mümkün olmayan, altyapı kaynaklı çok farklı iki "kültürel kod" karşı karşıya gibi...

    Neyse...

    Öncesinde Diana'nın, Charles'a kol düğmeleri hediye ettiği Sovyet çellist Mstislav Rostropovich'in (Bruce Dow) klasik müzik dinletisine geçilir...

    Ancak Rostropovich'in çello tınıları başlar başlamaz; kimselere açıkça ifade edemese de Diana'nın tercihinin, Elton John, Prince, Pet Shop Boys veya Freddy Mercury'nin ortalığı yıkıp geçtiği Queen'den yana olduğunu anlarız...

    Unutmadan, her zaman olduğu gibi Charles'ın dostu olarak takdim edilen ve Andrew Parker Bowles (Zach Adkins) ile evli olan gizli sevgilisi Camilla'nın, sanki doğal gölgeleriymişçesine diplerinden ayrılmadığını da belirtmiş olalım...

    Elbette sıradan bir ana okulu öğretmeni olan Diana, ada basının da gözdesi haline gelmiştir...

    Yalnız kendisi henüz beş yaşındayken ailesini terk ederek bir başka erkekle beraber giden annesinin durumu ile "mutlu sonlara" sahip romanlarını okuyarak büyüdüğü Barbara Cartland'ın (Judy Kaye) kızının, babası ile evlenmiş olması halini de bir yerlere not etmemiz gerekiyor...

    Zira hikayelerinden fazlasıyla etkilendiği Barbara Cartland, bir anlamda Diana'nın üvey büyük annesidir...

    Zahmet edip dillerini de "kısmen" öğrenen Prensleri ile bu die ezberi yatkın olmayan Prensesleri olarak evlenen çiftin ilk ziyareti, halkının Diana'yı bağrına basacağı Galler'e gerçekleştirilir...

    Ve ardından:

    Babasının ardından tahta geçecek olan ilk çocukları (Cambridge dükü) William doğar...

    Ama bu dahi, ne Charles'ın Camilla'ya ne de Diana'nın çevresinde, "Rottweiller" diye tanımladığının bilindiği Camilla'nın Charles'a olan tutkusunun bitmesine, her hangi bir vesile oluşturmaz...

    Tek oluşturduğu şey, Diana'nın giderek derinleşerek umutsuzluğa dönüşen mutsuzluğudur...

    Üstelik ikinci oğulları ( 8 Ocak 2020 akşamı resmi Instagram hesapları üzerinden karısı, Amerikalı aktris Meghan Markle ile resmi Kraliyet görevlerinden çekildiklerini tüm dünyaya duyuran Sussex dükü) Harry'de dünyaya gelmişken...

    Bütün bu gelişmeler, Diana'nın sinir krizleri geçirerek yataklara düşmesine yol açar...

    Biraz olsun moral bulup nefeslenebilmek amacıyla Prens kocası ve Kraliçe kayın validesinin de rızalarını alan Diana, Charles'ın "avam" bularak sürekli olarak küçümsediği, halk ile yakınlaşma ve yardım kurumlarında çalışma faaliyetlerine giriş yapar...

    Fakat Kraliyet Balesinin Noel Galasında öylesine bir performans faslı vardır ki, onu biz anlatmayalım da siz kendiniz izleyin...

    Çünkü bu gösteri, Diana ile Charles arasındaki nihai kopuşun temellerine de esas teşkil edecektir...

    Dakika 52...

    Geride sizleri; Kraliyet ailesince, Diana'nın sinir uçları mütemadiyen test edilirken seyir zevkinizin, tek bir saniyesinde dahi azalmayacağından kesinlikle emin olduğumuz, 65 dakikalık muhteşem bir bölüm daha bekliyor olacak...

    Bitti mi?

    "Olur mu hiç" diyerek ekliyor ve:

    İddia ediyoruz ki, yine Prenses Diana'nın etrafında dönen; bir başka saray entrikası anlatım tarzına haiz, "Spencer"ı (2021) beğenen sinemasever dostlar, bu filmi de çok sevecekler...

    Keyifli seyirler,
    Daha Fazlasını Göster
    • En son Beyazperde eleştirileri
    • En İyi Filmler
    • Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler
    Back to Top