Ya ne zaman ewan’ın filmi sinemaya girecek olsa hep bir sorun çıkıyor neden oluyor bu anlamıyorum:(Ya sinemaya girmez ya da antalya’ya geç gelir.Bende bişey var galiba:((((((
Edward bloom, kendi masalının kahramanı; Hayatımız bu kadar sade, bu kadar anlamsız , bu kadar basit mi? İnsan ilişkileri yok mu oldu, bu işin eğlencesi nerde? İçimizdeki çocuk ölecek mi? Edward bloom bir masal kahramanı, sade bir vatandaş, iyi bir eş ve en önemlisi bu hayattan zevk alan ailesine bağlı bir baba....İçindeki çocuğu asla öldürmeyen, sevginin anlamını bir balığın midesinde arayacak bir adam...... Edward bloom aslında bir HİKAYECİ en değerli varlığı oğlu dünyaya geldiğinden beri durmadan sıkılmadan kahramanın kendisi olduğu hikayeler anlatmakta. Masallarında ki devasa balık, cadı, Kurt adam, Dev, yapışık ikizler , Bir çocuk için iştah açıcı. Oğlu büyüdüğü zaman artık babasının masallarının gerçekliğine inanmaz ve babasının yaşadığı her şeyin sahte olduğuna inanır. Bu hikayeler onu babasında uzaklaştıracak kadar sıkar. Babasının hastalığı, ölüm döşeğinde olması onu geri getirir. Babasıyla tekrar buluşması ona babasının kahraman olduğu o hikayenin izini sürmesini sağlar ve masalların gerçek olduğunu ve masalda ki Abartılı olanların anlamının İnsanların yaşadığı Tüm duyguların yansıması olduğunu farkeder ve aslında babasının masalının ortaya çıkmasının nedeninin oğluna ve eşine beslediği sevgi olduğunu görür. Tim Burton , daniel wallace ın kitabından uyarlanan bu Modern zaman masalını kendi uslubunda bizlere sunuyor. Yine önceki filmlerindeki gibi ayrı bir dünya duygularla boyanmış resimler izlettiriyor bize. Edward bloom un masallarını anlatırken bizde o masaldaki karakterler olarak eğleniyoruz Edward gerçek hayata dödüğünde ise onun ölümünü bilen dostlatı yapıyor bizi.ustalığını bu filmin her karesinde gösteren Usta Yönetmen izleyiciyi daha ilk kelimeler dökülürken izleyicinin iç dünyasıyla hesaplaştırıyor. Daha önce "maymunlar cehennemimde" ve vizyona girecek olan "çarlinin çikolata fabrikası" nda Tim burtonla çalışan usta görüntü yönetmeni Philippe Rousselot (constantine) , Tim burton ile harika görüntüler yakalamışlar ve görsel tadı çok olan bir seyirlik sunuyorlar bize ve tabiki Tim burtonun her filminde olduğu gibi DANNY ELFMAN mükemmel müzikleriyle bu görsel duygu seli ne katılıyor. Oyunculara gelince ewan mc gregor tim burtondan nasibini alıyor ve oda masal kahramanı gibi dolaşıyor ve harika bir oyunculuk sergiliyor.Albert finney ve jessice lange ise resmen kusursuzlar. Bize 2 saat boyunca Duygu seli yaşatan big fish unutulmaz ve anlam yüklü sahneleriyle aklımızdan asla çıkmayacak. Aslında bu film hakkında sayfalarca yazabilirdim ama benim gidip balığın midesinde bakmam gerek....
hayatı ögreten,ailelerimizle iliskilerimizi tekrar bir gözden gecirmemizi mesajlayan bir film bence..Bir Tim Burton harikası diyebiliriz..Yine harikalar yaratmıs..McGregor da cok iyi bir secim olmus bence..Tim Burton severlerin kacırmaması gereken bir film..
Gerçekten etkileyici... İlk başlarda ne biçim film bu yaa diyorsunuz ama sonradan kendinizi filme ne kadar kaptırdığınızı farkesdiyorsunuz... 125 dakikanın nasıl geçtiğini gerçekten anlamadım bile... Herkes izlemeli bu filmi...Bende bu kadar geciktiğim için gerçekten üzüldüm...
puanı biraz fazla olmuş ya.maksimum 8 puan eder bu film,8.9 alack kadar iyi film değil.bi noktadan sonra sıkıyor insanı.tim burtonın tarzı herkese hitap edecek bir tarz değil zaten.açıkcası ben izlerken sıkıldım başlarda mükemmel diye düşündüm ama sonra olaylar resmen çocuk masalına döndü herhalde izleyici kesmini çocuklar diye belirleyip ona göre yapmışlar.sıkıcı yani başyapıt filan olamaz
İzleyeli epey bir zaman oldu bu filmi ve aldığı oyu kesinlikle hakediyor bence. Tim Burton filmi olduğu her halinden belli zaten, Burton bizi yarı masal yarı gerçek bir dünyada çok hoş bir gezintiye çıkarıyor. Kadro oldukça tatmin edici, e film de güzel, o zaman izleyin bu filmi.
bi başyapıt diyemesem de harika bi filmdi gercekten favori filmlerimden ben 9 puan verdim ve bu olumlu yorum sayılarının düşündüğümden az oldugunu da eklemem gerek.mutlaka ama mutlaka izlenmeli...
İşte böyle filmler yapın. Sinema bitiyor derken eski gücünü yitiriyor derken ortaya çıkan böyle yapımlar bizleri sevindiriyor. O ne kurgu, ne yönetmenlik, ne oyunculuktur öyle. adamlar filmin içine akla gelecek ilginçlikte şeyleri bulmuş çıkarmışlar. Dev adam, yapışık ikizler vb. Film boyunca bir dakika bile sıkılmadım ve müthiş bir keyif aldım. Muhteşem ve akıl dolu bir filmi izlediğim ve bu filmi keşfettiğim için kendimle gurur duyuyorum. Ayrıca Tim Burton yine harikalar yaratmış. Tüm ilginçlikler bu yönetmende mevcut.
şu günlerde en çok takıldığım noktanın ne olduğunun farkındasındır cryteno: tıpkı cold mountain meselesinde olduğu gibi Albert Finney için de aylardır herkesin oscar’ı bu kez kesin alacağına emin olması rahatsız edici aslında. hem de daha filme dair öyküsünden başka hiçbir şey yokken. sırf, artık bu kez aday olursa kesin kazanması gerekir yoksa ayıp olur diye düşünüldüğü için (gerçi scorsese vakası bize akademi’nin bunu hiç umursamadığını göstermiş olmalı). ama bugün Coen’lerin 1990’da yaptıkları Miller’s Crossing’i izleme fırsatım oldu, ilk kez tam olarak. Ve doğrusu bu kez kariyere ödül verilmesini ne benim ne de bir başkasının sorun etmemesi gerektiğine kanaat getirdim. Bu adamcağıza bugüne dek oscar verilmemiş olması ayıp ve bu ayıp kapatılmalı. :) Fragmana bakılırsa, bu konuda endişelenmeye pek gerek yok gibi zaten...Ama ben Jessica Lange’in aday gösterileceğini pek sanmıyorum...
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.