Büyük Balık
Ortalama puan
4,5
1296 Puanlama

214 Kullanıcı yorumları

5
75 Eleştiri
4
97 Eleştiri
3
16 Eleştiri
2
15 Eleştiri
1
5 Eleştiri
0
6 Eleştiri
Sırala
En yararlı eleştiriler En yeniler En çok eleştiri yazmış üyeler En çok takip edilen üyeler
denz-2
denz-2

Takipçi 82 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
16 Ocak 2007 tarihinde eklendi
rüya gibi bir film..mükemmel..
Caner Canlıer
Caner Canlıer

Takipçi 38 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
11 Haziran 2020 tarihinde eklendi
Yetişkinler için masallar tadında bir filmdi. Eğer kafanız doluysa ve biraz dünyadan kopup hayal kurmak istiyorsanız izlemeniz gerek filmlerden biri. Kesinlikle yormadan tatlı tatlı ilerliyor.
gizemcimsit
gizemcimsit

Takipçi 26 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
17 Aralık 2006 tarihinde eklendi
süper bi film...herkese tavsiye ederim kesinlikle izleyin izlemeyenlerrrrrrr....
monopoly
monopoly

Takipçi 283 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
1 Mart 2007 tarihinde eklendi
Keşke filimdeki nergis tarlasını bende kız arkadaşıma sunabilseydim,onu yapamadım bende bu filmi ona hediye ettim .Bu benide onuda mutlu etti, gerçekten Tim Burton başarıların sana insanları kazandırıyor,tebrikler.ee ne duruyosunuz hemen izleyin,içinizdeki çocuğu uyandırın.
Ugur Tazegül
Ugur Tazegül

Takipçi 672 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
6 Ekim 2010 tarihinde eklendi
Büyük Balık ya da orijinal adıyla Big Fish, Tim Burtonın yönettiği John Augustun yazdığı 2003, ABD yapımı fantastik drama filmidir. Daniel Wallaceın Big Fish: A Novel of Mythic Proportions adlı romanından uyarlanan filmin başrollerinde Ewan McGregor, Albert Finney, Billy Crudup, Jessica Lange, Alison Lohman, Steve Buscemi, Helena Bonham Carter ve Danny DeVito yer alır.Will Bloom (Crudup), babası Edward (Finney) ile hiç konuşmadan geçirdiği üç yılın ardından Alabamadaki ailesinin yanına döner. Ölmek üzere olan Edward hayat hikâyesini kendi eşsiz, abartılı ve tamamen fantastik olaylara dayanan üslubuyla anlatmaya başlar (bu geriye dönüşlerde Edwardın gençliği McGregor tarafından canlandırılır).Filmin, babasının ölümüyle birlikte projeyi alan, Tim Burtondan önce, ilk olarak Steven Spielberg tarafından yönetilmesi planlanmıştı.[4] Büyük oranda Alabamada çekilen film Burtonın Makas Eller ve Hayalet Süvari gibi filmleri kadar gotik tonlar içermez. Eleştirmenler filmi Burtonın başyapıtı olarak göstermişlerdir. Ayrıca film dört dalda Altın Küreye ve Danny Elfmanın özgün bestesiyle de bir dalda Oscara aday oldu.Edward Bloom yıllar boyunca oğlu Wille hep aynı hikâyeyi anlatmıştır: Willin doğduğu gün, o yakalanması mümkün olmayan dev bir balığı kendi nişan yüzüğü ile birlikte yakalıyordur. Babası bu hikâyeyi Willin düğün töreninde de anlatınca ilişkileri gerilir ve üç yıl boyunca birbirleriyle hiç konuşmazlar.Will, Pariste gazeteci olur. Babasının sağlığı kötüye gitmeye başlayınca Will ve eşi Josephine, Alabamaya dönerler. Uçakta, Will babasının çocukken bataklığa girdiği ve cam gözüyle ona nasıl öleceğini gösteren bir cadıyla karşılaştığı hikâyesini anımsar. Artık nasıl öleceğini bilen Edward yüzleşemeyeceği hiçbir garip durumun olmadığını bilir.Edward hala hikâye anlatmak konusunda ustadır. Hikayesine göre çocukken vücudu inanılmaz bir şekilde şişmanlayana kadar üç yıl boyunca yatalak kalmıştır daha sonra da başarılı bir sporcu olmuştur ancak Ashton kasabası Edwardın tutkuları için fazla küçüktür. Edward yanlış anlaşılmış bir dev olan Karlda kafa dengi bir ruh bulur ve birlikte yola çıkarlar. Yolculuk, sırasında bir daha asla Ashtona dönmeyeceğine söz veren Edward hayaletli olduğu söylenen bir yola sapar. Ormanın içinde, misafirperver dost canlısı insanlarla birlikte kaybolmuş şair Norther Winslowun da yaşadığı ve kimsenin ayakkabı giymediği Spectre adında küçük bir kasaba keşfeder. Edward hala herhangi bir yere yerleşmek istememektedir ve kasabadan ayrılır ancak küçük kız Jennyye tekrar döneceğine dair söz verir. Edward Bloom (Ewan McGregor)Karl ve Edward birlikte bir sirke gittiklerinde, Karl sirkin sahibi Amos Calloway ile sözleşme imzalar. Bu sırada Edward hayatının aşkını görür ve zaman durur. Zaman tekrar ilerlemeye başladığında Edward kızı kaybeder ve Amosa, onun kim olduğunu öğrenmek için gece gündüz hiçbir ücret almadan çalışacağına dair söz verir. Üç yıl boyunca her ay kız hakkında, ismi ve adresi hariç, yeni bir şey öğrenir. Bir gün Edward Amosun kurtadam olduğunu keşfeder ve onu sakinleştirebilmek için onunla sopa oyunu oynamaya başlar. Amos, Edwardın sevecenliğine ve iyiliğine karşılık teşekkür etmek için kızın adının Sandra olduğunu ve Auburn Üniversitesine gittiğini söyler.Edward, Sandradan onun Ashtonlı Don Price ile nişanlı olduğunu öğrenir. Edward ona olan aşkını göstermek için beş eyalette bulunan bütün nergisleri (Sandranın en sevdiği çiçekler) toplamak da dahil birçok girişimde bulunur. İkisi nergislerin üzerindeyken Don gelir ve Edwarda bir yumruk atar bunun üzerine Sandra nişan yüzüğünü Dona geri verir. Edward hastanede iyileştiği anda ordu tarafından askere çağrılır ve Koreye gönderilir. Edward, Korede paraşütle bir eğlence yerine atlar burada tanıştığı vücutları birleşik dansçılar Ping ve Jingi, onları ünlü yapacağı ABDye dönüşte, yardım etmesi için ikna eder. Ordu kayıp Edwardın öldüğünü düşünür ve Sandrayı büyük bir üzüntü içinde bırakan haberi verirler ancak Edward nihayet dönmüştür. Yasal olarak ölü olan Edwardın iş imkânlarını kısıtlanmıştır ve o kapıdan kapıya dolaşan bir satıcı olur. Edward tekrar Winslowu gördüğünde ona henüz iflas etmiş bir bankayı soymasında farkında olmadan yardımcı olur. Edward, Winslowa Wall Steette çalışması için tavsiyede bulunur ve Winslow kazandığı ilk milyondan on bin doları kariyer yol göstericisi olan Edwarda gönderir. Edward bu parayı ailesinin rüya evini satın almakta kullanır.Babasının anlattığı hikâyelerden hala etkilenmeyen Will gerçeği öğrenmek istediğini söyler. Edward kim olduğunu açıklamaya çalışır: Bir hikâyeci. Will, Edwardın eski ofisini araştırırken Spectreden gelen şüpheli bir mektup bulur. Spectreye giden Will orada artık bir yetişkin olan Jenny ile tanışır. Jenny, Spectrenin iflas ettiğini ama Edwardın bütün tanıdıklarının finansal yardımlarıyla kasabayı açık artırmada satın aldığını ve yeniden nasıl inşaa ettiğini Wille anlatır. Jenny ayrıca Edwarda aşık olduğunu ancak Edward için dünyadaki tek kadının Sandra olduğunu da anlatır.Eve döndüğünde Will babasının kalp krizi geçirdiğini ve hastanede olduğunu öğrenir. Hastanede Will babasına kendi hikâyesini anlatmaya başlar: hastaneden kaçarak herkesin Edwardın son yolculuk şovuna katılmak için geldiği nehire giderler. Will babasını büyük balığa dönüşeceği nehire taşır. Edward ölmeden önce 'hayatımın hikâyesi' der. Cenaze töreninde Will babasının hikâyelerindeki gerçeği doğrulayan birçok sıradışı arkadaşını görür. Amosu, Karlı, Ping ve Jingi, Norther Winslowu ve daha birçoklarını görür.1999da senarist John August babasının ölümünün ardından Big Fish romanına ait bir müsvedde okudu ve bir uyarlama için Columbia Picturesın desteğini elde etti.[5] Steven Spielberg Ağustos 2000de yönetmenlik için imzayı attı,[6] ve yaşlı Edward Bloom karakteri için Jack Nicholsonı düşünürek Augusta iki tane taslak yazdırdı.[5] August bölümlerden oluşmuş bir kitaptan kaynaşmış bir hikâye çıkarabilmek için çok çalıştı, birçok anlatıcıda karar kıldı ve sonrasında Spielbergin diğer projelerle uğraşmaya başlaması üzerine üçüncü bir taslak hazırladı.[5] Yapımcılar Dan Jinks ve Bruce Cohen üçüncü taslağı Burtona göndermeden önce ilk olarak Stephen Daldry ile görüştüler.[7] Tim Burton, Nisan 2002de imzayı attı.[8] 2 Mayıs 2002de filmi Burtonın yöneteceği duyuruldu.[9]Burton hiçbir zaman ebeveynlerine yakın olmamıştı.[10] Ancak Ekim 2000de babasının ve Mart 2002de annesinin ölümü onu derinden etkiledi. Maymunlar Gezegeninin yapımının ardından Burton yeniden daha küçük bir film yapmayı istiyordu. Büyük Balıkın senaryosunu beğenen Burton, bunun Beter Böcekten sonra kendisine teklif edilen ilk eşsiz hikâye olduğunu düşünüyordu. Burton ayrıca farklı türlerden çeşitli hikâyeleri anlatmasına izin veren abartılı masallarla duygusal bir dramanın birleşimindeki çekiciliğe kapıldığını belirtti. Burton, Jack Nicholson ile bilgisayar efekti kullanarak genç karakteri oynamasının mümkün olup olmaması konusunda kısa bir görüşme yaptı. Sonrasında yönetmen, aynı karakter için farklı aktörler kullanmak gibi zor bir sürece girdi,[5] bunun sonucu olarak filmin çekimleri Ekim 2002 yerine Ocak 2003te başladı.[11]1 Ağustos 2002de Ewan McGregor ve Albert Finney genç ve yaşlı Edward Bloom rolleri için belirlendi.[12] Bu oyuncu kombinasyonu daha önce Aşka Veda (Down with Love) filminde McGregor ile birlikte çalışan yapımcılar Jinks ve Cohen tarafından önerildi. Burton, McGregorı düzenli olarak çalıştığı oyuncu Johnny Depp ile benzer bulmuştu.[5] Finneyin Tom Jones filmindeki performansını seyreden Burton onun McGregora benzediğini gördü ve tesadüf eseri People dergisinde iki oyuncuyu kıyaslayan bir makale buldu.[13] Kasım ayı itibarı ile oyuncu kadrosunun büyük bir bölümü belirlendi.[14]Filmin çekimleri 13 Ocak 2003te başladı ve Mayısın başlarında bitti.[11] Çekimler Montgomery, Alabamada başladı. Sahnelerinin duygusal zorluğu nedeniyle Albert Finneynin yaşlı Edwardı oynadığı sahneler ilk olarak çekildi. McGregor başlangıçtan ber setteydi ve Finneynin çalışmasını gözlemliyordu. Bundan sonra, Burton ve McGregor çekimlere başladığında filmin atmosferi yeni bir ruh kazanarak daha eğlenceli bir hale geldi. Filmin büyük bir kısmı doğaçlamalardan oluşuyordu özellikle Edwardın doğum sahnesi ve Koredeki sahneler. Sirk sahnelerinin çekimi esnasında sert rüzgarlar seti vurdu ve setin büyük bölümü sular altında kaldı, ancak bunlar çekimleri program dışına çıkarmadı. Alabamadaki çekimler Nisanda bitti ve filmin tamamlanmasından önce çekimler bir hafta için Parise taşındı.[5][11] Burton bilgisayar animasyonunun yanı sıra pratik özel efektler kullanmayı da tercih etti. Karlın, Jennynin evini yeniden düzenlediği sahnede ve Will ve Edwardın trafikte yollarını açmak için bir arabayı kaldırdığı sahnede forced perspective yöntemi kullanıldı. Burton ayrıca filmin fantastik sahelerine ayrı bir hava katan color grading yöntemini de ilk kez bu filminde kullandı.[15]Büyük Balık filminin müzikleri Burtonın sıklıkla birlikte çalıştığı Danny Elfman tarafından bestelendi. Ayrıca Pearl Jamden Eddie Vedder filmi seyrettikten sonra 'Man of the Hour' adlı şarkısıyla katkıda bulundu.[5]Albert Finney, yaşlı Edward Bloom rolünde: Hikaye anlatmayı seven eski bir satıcı. Ewan McGregor: Filmdeki fantastik geri dönüşlerdeki genç Edward rolünde. Edwardın çocukluğunu ise Perry Waltson canlandırdı.Billy Crudup, Will Bloom rolünde: Edwardın oğlu.Jessica Lange, Sandra Bloom rolünde: Edwardın eşi. Alison Lohman, Sandra Templeton rolünde: Edwardın ilk görüşte aşık olduğu genç kız.Marion Cotillard, Joséphine rolünde: Willin Fransız eşi.Helena Bonham Carter, Jenny rolünde: Spectrede yaşayan, boşanmış piyano öğretmeni. Hailey Anne Nelson: Sekiz yaşındaki Jenny rolünde.Carter ayrıca Edwarda çocukken nasıl öleceğini gösteren yaşlı cadıyı da canlandırdı.Robert Guillaume, Dr. Bennett rolünde: Aile doktoru.Matthew McGrory, Karl the Giant: Ashtonda çiftlik hayvalarını yiyerek sorun yaratan bir dev. Edwardın arkadaşı olur ve birlikte Ashtonı terkederler.Danny DeVito, Amos Calloway rolünde: Karl ve Edwarda iş veren sirk müdürü. O ayrıca bir kurtadamdır.Steve Buscemi, Norther Winslow rolünde: Ashtonlı koybolmuş şair. Bloom, Spectreden ayrılınca Winslow bütün dünyayı gezer daha sonra Edwardın teşvikiyle Wall Streette broker olurAda Tai ve Arlene Tai, Ping ve Jing rolünde: Korede askerlere şarkı söyleyen Çinli siyam ikizleri.David Denman, Don Price rolünde: Sürekli Edwardın başarılarının gölgesinde kalmış Ashtonlı bir zavallı. Sandra ile nişanlanmıştır fakat Edwarda olan acımasız tavırları damadın Edward olarak değişmesine sebep olur. Daha sonra, çocukken cadının gözünde gördüğü gibi, tuvalette ölür.Loudon Wainwright III, Beamen rolünde: Spectrenin belediye başkanı ve Jennynin babası.Missi Pyle, Mildred rolünde: Beamenın karısı.Miley Cyrus, sekiz yaşındaki Ruthie rolündeDaniel Wallace, Ekonomi öğretmeniDeep Roy, Bay Soggybottom rolünde: Sirk palyaçosu ve gözüpek avukat.
zxyxnxp
zxyxnxp

Takipçi 33 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
20 Ağustos 2008 tarihinde eklendi
Ben film diye buna derim :) Büyüklere masallar...
jeyjey83-2
jeyjey83-2

Takipçi 50 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
27 Haziran 2006 tarihinde eklendi
Filmi izleyeli baya bi uzun zaman oldu fakat ancak yazabiliyorum...TİM Burton herzamanki gibi yine müthiş bi film ortaya koymuş...etkilenmedim dersem yalan olur özellikle ikinci yarısı gayet hoş ilk bölüme oranla insanın yaşılılardan geçmişlerini dinleyesi geliyo birden..masalsı anlatım yine zirvede çokta hoş olmuş....hayatımın filmi olmasa izlenmesi gerektiğini düşünüyorum yinede...
xcays
xcays

Takipçi 8 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
27 Kasım 2005 tarihinde eklendi
Bu filmi az önce izledim ve uçmuş vaziyetteyim.Tim Burton bizi bir kez daha alıyor (hem de hiç olmadıgı kadar) ve masallardan hayata,baba-ogul ilişkilerine,aşka,sevgiye,komediye,korkuya ve daha bi çok şeye kendi hayal dünyamızı genişletmemizi tavsiye ederek sürüklüyor şu bazen keyifli,bazen stresli olan dünyamız içinde...ve bu adam bu filmi babası öldükten kısa bir süre sonra yapıyor.Bi düşünün babası yaşasaydı ve oglunun yaptıgı bu filmi görseydi dünyanın en mutlu insanı olurdu heralde.Bu film bi çok insan için hayatında bi dönüm noktası yaratacak düzeyde ve benim de hayatımı değiştirecegine inanıyorum.Eger bu filmi hala izlemediyseniz ve bu mesajı okursanız aklınızda bulunsun gercekler her zaman güzel olmayabilir,önemli olan onları nasıl algıladıgınızdır.İşte Tim Burton da aynen bunu yapıyor.Müthiş bir yönetmenden enfes bir film...
lelaina
lelaina

Takipçi 116 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
14 Ocak 2007 tarihinde eklendi
oyle bir film ki bu, eger yaralarinizla cakisirsa konusu, cok yuceltebilirsiniz, eger alakasi yoksa kisilik unsurlarinizla, o zaman da buyuk ihtimalle ciciii ciciii diye seversiniz ama iste sonra ortalama filmler klasmanina atabilirsiniz. her tim burton filmi gibi bu filmde beni benden aldi itiraf etmek lazimfantaziyle gercegin, paranoyayla inanmanin guvenmenin sinirlarinda gidip gelmenin oykusu..bir babayla oglunun olume dek suren inatlasmasinin oykusu bazi sakalar vardir, o kadar cok duyarsiniz ki ustuste artik gulmezsiniz, hic komik gelmez; ama aradan uzun zaman gecer hic ummadiginiz bir zaman ve yerde yeniden duyar ve kahkahalar atmaya baslarsiniz..bir adam dusunun ki hep hikayeler anlatiyor ve en sonunda o hikayelerdeki adam oluyor..oyle bir mükemmeliyet iste..
CastieL-2
CastieL-2

Takipçi 35 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
14 Aralık 2009 tarihinde eklendi
Aslında normal bir hayat. Hayatı masal gibi görüp tasfirini yapmak, biraz ekleyip biraz çıkarmak, yine bir Tim burton klasiği. Gerçekten filmden anlayan insanların bir şeyler bulabileceği bir film.
beter-bocekk
beter-bocekk

Takipçi 43 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
13 Aralık 2006 tarihinde eklendi
masal gibi filmdi.daniel wallace ın kıtabından uyarlanmış.ama fılmdekı baba karakteri steinbeckın cennet çayırları romanındakı baba karakterine çok benziyor.aynı gibi hatta.
nihalgibi
nihalgibi

Takipçi 35 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
21 Eylül 2006 tarihinde eklendi
Tim Burton seni çılgın, seni sınır tanımayan hayalperest..Bambaşka pencereler açıyorsun hayatımıza ne denir ki sana.. Çoook yaşa
Ihsan Hulusi Barstugan
Ihsan Hulusi Barstugan

Takipçi 23 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
26 Ağustos 2006 tarihinde eklendi
Harika bir film izlemediyseniz hemen alın ve kanepenize yaslanıp bu filmi izleyin (reklam gibi oldu ):))))
Muhammed Dalpalta
Muhammed Dalpalta

Takipçi 23 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
25 Temmuz 2021 tarihinde eklendi
Bu zamana kadar izlediğim en iyi filmlerden biri. Yaşanan olaylar Tim Burton’ın dünyaya farklı bakan gözüyle ve süslü üslubuyla seyirciye aktarılmış olsa da çok içselleştirdiğim, rüzgarına kendimi teslim ettiğim bir film. Tamamı metaforlar, tespitler ve anlamlar ile yüklü iki saatlik bir şov. Tim Burton’ın sinema konusundaki yetkinliğini gözler önüne seren muhteşem bir film. Çok temiz bir iş olmuş bana göre. Her sahnenin çözümlenmesi gerektiğini düşünüyorum ki bunu yapmak bir tez konusu olabilir.

Baba oğul ilişkisinin filmde ana konu olarak işlendiğini düşünüyorum. Öyle ki Edward Bloom’un yaşadıkları da bu konuyu irdelemek için kullanılmış birer araç. Klasik aile kurumu içerisinde baba ile yeterince iletişimde bulunmayan çocukların zıt kutuplara yöneldiğini görebiliyoruz. Bu filmde de Edward ne kadar masalsı anlatıma sadık bir karakterse oğlu da o kadar gerçeğin peşinde. Kuşak çatışmasına da yorabileceğimiz bu durum aslında birbirini tam olarak tanıyamamaktan kaynaklanıyor. Will karakteri babasının anı anlatmak konusundaki tercihlerini final sahnesine kadar anlayamıyor. Sıklıkla evden uzakta olan babasının yaşadığı hayattan memnun olmadığını, aile hayatına alışamadığını bu yüzden gerçeği anlatmadığını düşünüyor. Para kazanıp ailesini geçindirmek için günün çoğunu dışarıda geçiren baba figürünün çocuklar ile yeterince bağ kuramadığını görebiliriz. Anne sevgisinin temelinde de bu durum yatıyor olabilir. Zamanın çoğunu anneyle geçirmeyi gerektiren bir düzende babanın varlığı bir çatıdan ibaret kalıyor. Bunun tam tersi olarak iyi veya kötü bütün anıları birlikte yaşadığın anne figürüne bağlanmak daha kolay oluyor.

Olayları masal olarak anlatma mevzusuna gelince bana göre bu durum herkesin başına farklı aile üyeleri ile gelmiştir. Yaz tatilinde gittiğimiz dedemin köy evinde geçirdiğim zamanlarda dinlediğim hikayeler de bende aynı etkiyi yaratırdı. Dedem yaşadığı olayları kendi filtresinden geçirerek anlatır, ben ise duyduklarımda sürekli bir açık arar, masal dinlediğimin bilincinde olmak isterdim. Oysaki şimdi geçmişe dönüp baktığımda dedem yaşadıklarını algıladığı biçimde anlatıyormuş diyorum. Masalın sahte olduğunu kutlu dava gibi savunmak yerine tadına varmanın en iyi tercih olduğunu düşünüp üzülüyorum.

Filmin ağırlık noktalarından biri de masal anlatıcılığıdır. Sık sık replikler ile perçinlenen masal mevzusu sanat çevreleri tarafından yoğun olarak tartışılır. Masalsı anlatım veya büyülü gerçekçilik, yaşamı eğip büktükten sonra tüketiciye aktarmak olduğu için gerçeklikten kopmak gibi algılanıyor. Ancak durum bir ürünün paketlenmesinden ibaret aslında. Bir hikâyeyi meydana getiren hayali unsurlarla bağ kurmak market rafları arasında gezinirken ambalajların çekimine kapılmakla aynı durum. Ürün daha güzel gözüksün diye renkli ambalaja saran fabrika ile hikâye hafızaya kazınsın diye büyülü olaylarla harmanlayan sanatçı aynı cephede yer alıyor. Bu yanlış bir tercih olamaz çünkü insanların duygularına hâkim olmak ve zihnine yön vermek adına başvurulan bir yöntemdir bu. Bence bir sanat eseri tüketiciye sunduğu değerler doğrultusunda eleştirilmeli. Tüketici bir eserin özünü kendine yakın bulduğu zaman koşullar her ne olursa olsun gereken mesajı ve duyguyu edinecektir. Hikâyenin akışını sağlayan unsurlar gerçek dünyada rast gelemeyeceğimiz varlıklar olsa da ana olgu insani olduğu müddetçe okur eseri kendinden bir parça olarak görür.

Bugün Orta Dünya, Buz ve Ateşin Şarkısı veya Harry Potter evrenine sevgi ve saygı duyan insanlar hikâyede özdeşim kurabileceği kişi ya da olaylar bulmuştur. Fantastik bir esere bakıp ‘çocuksu’ demek yerine dış kabuğu yararak öze odaklanmak gerekir. Aksi takdirde yapılan eleştiriler bir arpa boyu yol alamayacak, yüzeysellikten kurtulamayarak fikir değiştirme gücünden yoksun kalacaktır. Bu türden eserleri kuytu köşelere mahkûm ettiğimiz müddetçe elimizde kupkuru ve hayal gücünden yoksun anlatılar kalacaktır. Hem sanatı hem de hayatı değerli kılan masalsı anlatım binlerce yıldır insanları hayata bağlayan şeydir. Birçok sanatçı tarih boyunca kendi algı süzgecinden geçirdiği olayları süsleyip insanlara sunarak birçok kaybolmuş ruha yol göstermiştir. Kıymetli olduğu su götürmez olan umut, ahlak, haysiyet, cesaret gibi değerleri canlı tutan destanların varlığı buna kanıttır. Karanlığa küfretmek yerine bir mum yakmayı tercih eden fantastik eserleri ben her zaman beğenip takdir etmişimdir.
-shadow-
-shadow-

Takipçi 93 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
19 Kasım 2006 tarihinde eklendi
Gercekten Burton bu işi biliyor..Eğer hala izlemediyseniz kesinlikle izleyin derim..
Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri
  • En İyi Filmler
  • Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler