Senaryosunu...
Jeff Pope ile John Langley karakterini de canlandıran Steve Coogan'ın, Philippa Langley ve Michael Jones'un "The King's Grave: The Search for Richard III" (2013) isimli kitabından uyarlayarak kaleme aldıkları ve yönetmen koltuğunda da, usta sinemacı Stephen Frears'ın oturmak da olduğu "The Lost King"; biyografik bir drama olarak geliyor karşımıza...
***
Gelin isterseniz...
10 Eylül 2022 tarihindeki dünya prömiyeri, Toronto Uluslararası Film Festivali'nde yapılan bu filme, biraz daha yakından bakalım...
***
Ayrılmış olduğu kocası John Langley ile beraber Edinburgh'daki iki ayrı evde...
Ziyadesiyle uyumlu bir biçimde...
Raife (Benjamin Scanlan) ve Max (Adam Robb) adlı iki ergen oğullarını yetiştiren Philippa Langley (Sally Hawkins)...
***
Gün içinde...
Patronu Tony'nin (Lewis Macleod) tercihleri sayesinde terfi fırsatını kaçırmasının yanı sıra...
Johny'nin de, yeni kadın arkadaşı Sarah Levitt (Amanda Abbington) ile yemeğe çıkacak olması nedeniyle...
Çocuklardan Max'i, William Shakespeare'in Richard III adlı oyununun sahnelendiği tiyatroya, kendisi götürmek mecburiyetinde kalır...
***
Ardından da...
Gerek iş yerindeki huzursuzluğu ve gerekse de boğuşmak da olduğu kronik yorgunluk hastalığına ilaveten...
Şimdi de kafayı Richard III'ün hikayesine takar...
***
Zira...
Shakespeare, söz konusu eseri...
Richard III'ün ölümünden, yaklaşık yüz yıl kadar sonra yazmıştır...
Ve o yüzden de, kral hakkında ileri sürülen iddiaların çoğunun doğru olması...
Neredeyse, pek de mümkün değilmiş gibi görünmektedir...
***
İşte, bu bağlamda yola koyulan Philippa...
Uğradığı bir kitapevinden, bulabildiği tüm Richard III kitaplarını satın alarak...
Okumaya başlarken...
***
Çok geçmez...
Ve "Richard III hayranları" adlı bir grubun, sohbet toplantılarına...
Katılır hale de gelir...
***
Üstelik...
Paraya ihtiyacı olmasına rağmen...
İşinden de ayrılan Philippa...
Kendini tamamen, bu konuya vakfederek...
İlk etap da, Richard III'ün...
Yeri tam olarak bilinmeyen, mezarının peşine düşer...
***
Ancak...
Geleneksel üslubumuz gereği...
"Spoiler" vermek suretiyle, henüz seyretmemiş olanların ağızlarının tadını kaçırmak istemediğimiz için biz de kendi anlatımımızı...
Filmdeki tüm heyecanın start alacağı...
Burada noktalarız...
Dakika 28...
***
Kral Richard III'ün mezarının yerinin bulunmasına ek olarak...
O güne kadar yanlış tanıtılan bu bahtsız adama, itibarının da iadesini sağlamak amacıyla...
Adeta, bir ölüm kalım savaşı veren Philippa'nın çabalarının damgasını vuracağı filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı; ilgiyle izlemeye devam edeceklerinden, kesinlikle emin olduğumuz...
80 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...
***
Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...
"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...
Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...
25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...
Keyifli seyirler,