Linoleum
Ortalama puan
3,0
2 Puanlama

1 Kullanıcı eleştirisi

5
0 Eleştiri
4
0 Eleştiri
3
1 Eleştiri
2
0 Eleştiri
1
0 Eleştiri
0
0 Eleştiri
Sırala
En yararlı eleştiriler En yeniler En çok eleştiri yazmış üyeler En çok takip edilen üyeler
Turgay Buğdacıgil
Turgay Buğdacıgil

Takipçi 2.393 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
16 Eylül 2025 tarihinde eklendi
Senaryosunu da kaleme alan Colin West'in, yönetmen koltuğunda oturmakta olduğu "Linoleum"; bilim kurgu tarzdaki, sıra dışı bir "dramedy (drama comedy)" olarak geliyor karşımıza...

***

Gelin isterseniz...

İnternet ve cep telefonları ile dolayısıyla da...

Aklı başında olmamasına ek olarak, sadece eğitim yoluyla kazanılabilen...

Ciddi ve bilimsel anlamdaki bir araştırma yeteneğine de haiz olmayan...

Hemen herkesi, doğrudan etkisi altına alarak yönlendiren sosyal medya uygulamalarının...

Henüz mevcut olmadığı dünyadaki bir hikayenin, fantastik bir kurguyla ele alınarak işlenildiği bu filme biraz daha yakından bakalım...

***

Cameron Edwin (Jim Gaffigan), Ohio'nun Fairview Heights adlı küçük bir kasabasında...

Ziyadesiyle sıradan ve tek düze bir yaşam sürdüren orta yaşlı bir astronomdur...

Yıllardır astronot olmayı hedefleyen Cameron, yerel bir televizyon kanalında, "Above and Beyond" isimli, genellikle çocuklara yönelik bir bilim eğitimi programı sunarken...

Aynı zamanda boşanma aşamasında olmasına ilaveten...

Bölgedeki Hava ve Uzay Müzesi'nin müdürü durumundaki eşi Erin (Rhea Seehorn), asi genç kızı Nora (Katelyn Nacon) ve ortama sessizce katılan küçük oğlu Sam (Mike Gaffigan) ile beraber...

Sorunlu ve karmakarışık vaziyetteki aile hayatını sürdürmeye çalışmak da...

***

Ve...

Fırsat buldukça da...

Gönderdiği mektuplar aracılığıyla, NASA'ya başvurular da bulunmaktadır...

***

İşte...

Yine o tipik günlerden birisinde...

İşe gidiş gelişlerde kullandığı bisikletini park edip...

NASA'ya yollayacağı zarfı özenle, köşedeki posta kutusuna attığı bir anda...

Kırmızı renkteki spor bir otomobil de, gökten sokağın ortasına düşüp...

Darmadağın bir hal almasın ve sürücü mahallindeki adam da...

Tıpatıp Cameron'a benziyor olmasın mı...

***

Ama...

Eve varıp da...

Akşam yemeği esnasında, bu başına gelenleri...

Erin ile çocuklara da anlattığın da...

Özellikle de "gökten düşme" kısmı sebebiyle...

Hiçbirini, olayın gerçekliğine inandıramaz...

***

Fakat...

Ertesi sabah kahvaltıda...

Kapı önüne bırakılan, günlük gazetelere...

Şöyle bir hızlıca göz atılırken...

Cameron'ın, haber vererek ambulansla hastaneye sevk ettirdiği kazazedenin başarılı ve tanınmış bir astronot olan Kent Armstrong (Jim Gaffigan) olduğu ortaya çıkarken...

***

Derken çok geçmez...

Ve çalıştığı TV kanalına ulaştığında da...

Yayın gününü Cumartesi'ye almaya dair verdiği sözü bile iki yıldır tutmayan yapımcısı Tony'den (Michael Ian Black) bu kez de...

Sunmakta olduğu programı bundan böyle, başka TV kanallarına da satabilmek amacıyla...

Kendisinin yerine, geçirdiği kazayı dahi anımsamayan Kent'in sunacağını...

Kendisinin de, değişmeyen bir ücret miktarıyla, "yaratıcı danışman" olarak görev yapmaya devam edeceğini öğrenir...

***

Bu beklenilmedik şok karar sonrasında da...

Bisikletine atlayıp yola koyulan Cameron...

Akşamın karanlığında vardığında...

"Federal Havacılık İdaresi (FAA)" ajanlarının (Shona Tucker, Jordan Drake) kendilerini içeriye sokmadığı...

Evlerinin arka bahçesine...

Uzaydan, yörüngesinden sapan bir Rus roketinin düştüğü haberini alırken...

***

Lise öğrencisi kızları Nora'da...

Kasabaya yeni yerleştikleri için, sınıflarındaki derslere o gün katılan, kendisi gibi Cadılar Bayramı'na da denk gelen 31 Ekim doğumlu...

Kent'in oğlu Marc Armstrong (Gabriel Rush) ile tanışmış...

***

Ancak...

Geleneksel üslubumuz gereği...

"Spoiler" vermek suretiyle, henüz seyretmemiş olanların ağızlarının tadını kaçırmak istemediğimiz için biz de kendi anlatımımızı...

Filmdeki tüm heyecanın start alacağı...

Burada noktalamış oluruz...

Dakika 22...

***

"Bu kadarı da olmaz artık!" dedirtecek nitelikteki, absürtlükleri de bünyesinde barındıran filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı; Jim Gaffigan ile Rhea Seehorn'un performanslarının damgasını vurmayı sürdüreceği, 80 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...

***

Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...

"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...

Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...

25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...

Keyifli seyirler,
Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri
  • En İyi Filmler
  • Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler