Senaryosunu da kaleme almasının yanı sıra ilk uzun metrajlı (debut) sinema filmini de çeken Goran Stolevski'nin yönetmen koltuğunda oturmak da olduğu "You Won’t Be Alone"; her ne kadar, filme dair tüm bildirimler de, bir korku - gerilim olarak takdim edilerek...
Seyircinin önüne sürülse de...
Emin olun, aslında o, fantastik bir drama olarak geliyor karşımıza...
***
Gelin isterseniz...
22 Ocak 2022 tarihindeki dünya prömiyeri Sundance Film Festivali'nde yapılan ve Academy ödüllerinden, "En İyi Uluslararası Film" kategorisinde yarışmak üzere gönderildiğinde de...
Tüm açıklığıyla...
Avustralya'nın, "Giriş" adayı olmakla yetinmek zaruretiyle sınırlı kalan bu bahtsız filme, biraz daha yakından bakalım...
***
19. yüzyıl Makedonya'sında, korkunç derece de yanık bir surat görünümüne sahip durumdaki cadı Maria (Anamaria Marinca)...
Nevena adlı, yeni doğmuş bir kız çocuğunun evine girer...
***
Zira...
Bu yaşlı cadının yüreği, küçük Nevena'nın kanını içmek için adeta can atmaktadır...
***
İşte...
O yüzden de zaten...
Nevena bebeğin, çaresiz vaziyetteki annesi Elica (Irena Ristic)...
Maria'dan, hiç değilse kızı 16 aşına gelinceye kadar ona dokunmamasını isterken...
Belirttiği bu süre tamamlandığında da, Nevena'yı alıp gidebileceğini söyler...
***
Ve Maria'da...
Mesela, cadıların adımını dahi atamayacağı...
Kutsal bir mağaraya kapanarak, kızını orada büyütmek şeklinde olduğu gibi...
Bir yolunu bulup, kendisinden kurtulabileceğini zanneden Elica'nın bu talebini, Nevena'nın sesine el koymak koşuluyla kabul edip...
Anında onları serbest bırakır...
***
Derken...
Çok geçmez ve bir kartal görünümündeki Maria...
Nevena'nın (Sara Klimoska) 16. doğum gününde...
Elica'nın tahmin ve beklentilerinin, tam da aksine...
Kanatlarını çırparak çıkıp gelir...
***
Ve...
Vakti zamanında yaptıkları anlaşmaya sadık kalmayan Elica'yı...
Oracık da öldürür...
Kendisi de, onun biçimini alır almaz...
***
O güne kadar...
Annesi dışında insan yüzü görmemesine ilaveten...
Şiddet, seks, aile ve çevre hakkında da...
Herhangi bir bilgisi bulunmayan Nevena'yı önüne katıp...
Yola koyuluverir...
***
Ancak...
Geleneksel üslubumuz gereği...
"Spoiler" vermek suretiyle, henüz seyretmemiş olanların ağızlarının tadını kaçırmak istemediğimiz için biz de kendi anlatımımızı...
Filmdeki tüm heyecanın start alacağı...
Burada noktalarız...
Dakika 28...
***
Akla hayale gelmeyecek türdeki maceraların dibine vurulacağı filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı; pek çok ters köşe sürprizi de bünyesinde barındıran, 80 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...
***
Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...
"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...
Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...
25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...
Keyifli seyirler,