Senaryosunu da kaleme alan Mukunda Michael Dewil'ın yönetmen koltuğunda oturmak da olduğu "The Immaculate Room"; ilerleyen saniyeler boyunca, gerilim ve tansiyon dozunun gittikçe arttığı...
Dikkate değer bir psikolojik drama olarak geliyor karşımıza...
***
Gelin isterseniz...
Oldukça düşük bir bütçeyle, kapalı tek bir mekanda çekilen bu bağımsız "indie" Amerikan filmine...
Biraz daha yakından bakalım...
***
Film...
Michael "Mikey" Walsh (Emile Hirsch) ile Katherine "Kate" Frith'ün (Kate Bosworth)...
Şaşkın bakışlar içinde, birlik de dahil edildikleri bembeyaz odadaki bir düğmeye...
Kız arkadaşı Kate'in de izniyle Mikey'in dokunmasıyla ...
***
Hoparlörden (seslendiren Gianna Wichelow)...
Kendilerine hitaben yapılan...
"Tertemiz Oda'da 50 gün geçirmek için seçildiniz ve bu süreyi tamamlarsanız, 5 milyon dolar kazanacaksınız... Biriniz ayrılırsa, kalan kişi için para ödülü, 1 milyon dolara düşer...
Tertemiz Oda'da konaklamanızın tadını çıkartın..."
Şeklindeki, kuralların...
Ziyadesiyle net bir biçimde belirtildiği, bir konuşma duyulur duyulmaz...
***
Mikey ve Kate çifti...
Mutluluktan adeta...
Çıldırırcasına bir sevinçle, odanın içinde koşuşturup yuvarlanarak...
Birbirlerine sarılırlar...
***
Zira...
Onlar bunu, hayat da kendilerine verilmiş bir ikinci şans olarak algılamaktadırlar...
Her ne kadar...
50 günlük, söz konusu süre adına...
Henüz sadece, dakikalar geçmiş olmasına rağmen...
***
İşte...
Sırf o yüzden de...
Evlenmeyi de düşünmelerinin yanı sıra...
Aynen, "denizi görmeden, paçaları sıvamak" misalinde olduğu bir biçimde...
Kazanacakları parayı...
Nasıl harcayacaklarına dair planları da kurgulama işine girişiverirler...
***
Yani bir anlamda...
Onlar açısından, şimdilik her şey...
Tamamıyla yolundaymış gibi durmak da...
Ve, saflık derecesindeki bu naiflikleri sebebiyle de...
***
Bunun aslında, kendilerine veya kendilerinden sonra bunu deneyecek diğer çiftlere karşı geliştirilmiş...
"Ruhsal dengeler" bağlamındaki, yıpratıcı bir test olduğunu fark edememişler...
***
Ancak...
Geleneksel üslubumuz gereği...
"Spoiler" vermek suretiyle, henüz seyretmemiş olanların ağızlarının tadını kaçırmak istemediğimiz için biz de kendi anlatımımızı...
Filmdeki tüm heyecanın start alacağı...
Burada noktalamışızdır...
Dakika 22...
***
Kimin ne zaman ve nasıl pes edeceğinin yahut da yola devam edip edemeyeceğinin belli olacağı filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı; beklenmedik nitelikteki, ters köşe sürprizleri de bünyesinde barındıran...
70 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...
***
Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...
"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...
Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...
25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...
Keyifli seyirler,