Hesabım
    Adamlar
    Ortalama puan
    3,3
    5 Puanlama
    Adamlar hakkında görüşlerin ?

    2 Kullanıcı yorumları

    5
    0 Eleştiri
    4
    1 Eleştiri
    3
    1 Eleştiri
    2
    0 Eleştiri
    1
    0 Eleştiri
    0
    0 Eleştiri
    Mert H
    Mert H

    Takip Et! Takipçi 1.038 Eleştirisini Oku

    3,5
    5 Eylül 2022 tarihinde eklendi
    Farklı şekilde ilerlerken ve olayları çözmeye odaklanırken bir anda oldu bittiye getirilip bitirilen bir film. Güzel ve seyirlik bir film fakat daha iyi bitirilebilirdi. Ortalamanın üstünde bir film.
    Turgay Buğdacigil
    Turgay Buğdacigil

    Takip Et! Takipçi 1.362 Eleştirisini Oku

    4,0
    5 Temmuz 2022 tarihinde eklendi
    Senaryosunu da, sıradışı prodüksiyonlar "Ex Machina" (2014) ve "Annihilation" dan da (2018) yakından tanıdığımız Alex Garland'ın yazarak yönetmen koltuğunda oturduğu "Men":

    Kadının, ondan önce yaratılan erkeğin kaburga kemiğinden "halk edilmesi / üretilmesi" sebebiyle; ne yaparsa yapsın, erkeğin mental egemenlik ve fiziki zorbalığına sabır göstererek itaat etmesi gerektiğine ilişkin Ortadoğu kökenli "İbrahimi / Brahimi (Abraham)" inanca dayanan binlerce yıllık "bilim dışı" tevatürünün, kıyasıya eleştirildiği psikolojik bir gerilim olarak geliyor karşımıza...

    Gelin isterseniz, görsel efekt ve özellikle de protez makyaj teknolojilerinin yanı sıra; başta final kısmındaki zorlu otomobil kullanma sahneleri olmak üzere dublör oyuncuların koordinatörlüğünü, Jamie Edgell'ın üstlendiği, gerçek değerinin bir türlü kavranılamadığına inandığımız bu filme biraz daha yakından bakalım...

    ***

    Burnundan hafifçe kan süzülmekte olan Harper Marlow (Jessie Buckley), dışarıda sicim gibi yağmur yağıyorken açık duran odanın penceresini, çekerek kapatırken; kocası James'da (Paapa Essiedu), beton zemine doğru yapmakta olduğu intihar uçuşunu gerçekleştirmektedir...

    ***

    Ford Fiesta marka aracına atlayan borsa uzmanı Harper, tatil için iki haftalığına kiraladığı şehir dışındaki malikaneye doğru yol almaktadır...

    Kendisini, yaklaşık beş yüz yıllık bir geçmişe sahip olan malikanenin sahibi Geoffrey (Rory Kinnear) karşılar ve içinde gezdirerek yerleşmesine de yardımcı olur...

    ***

    Neyse...

    "Fazlasıyla özel ve de taşralı" bulduğu Geoffrey gider gitmez de Harper, yakın dostlarından biri olduğunu olduğunu anladığımız Riley (Gayle Rankin) ile görüntülü bir telefon konuşması gerçekleştirir...

    Her ikisinin de akıllarına takılan husus, Geoffrey'in James'i sormuş olması olsa da; bu da aslında, Harper'ın henüz soyadını değiştirmemesinden kaynaklanan sıradan bir olay gibi durmaktadır...

    Ki, kendi ifadesine göre Harper; bunun benzerleriyle, ömrünün sonuna kadar karşılaşacaktır da...

    O nedenle de kendini, alıştırması gerekecektir...

    ***

    Derken...

    Bir flashback geçişiyle Harper, James ile boşanma konuşması yaptığı güne geri döner...

    İkilinin oldukça gergin sohbetlerinde James, Harper'ın kendisinden boşanmaya kalkışması halinde intihar edeceğini...

    Ve...

    Böylelikle de Harper'ı, ömür boyu sürecek olan bir vicdan azabı problemiyle baş başa bırakacağını söylemektedir...

    Ama James'in bu tehditlerine aldırmayan Harper, boşanmakta son derece kararlıdır...

    ***

    Yeniden günümüze döndüğümüzde...

    Bavullarındaki eşyalarını boşaltarak yerleştiren Harper, yemyeşil doğanın içinde yürüyüşe çıkar...

    ***

    Cotson kasabasının ormanının derinliklerinde...

    Aniden bastıran bir yağmurun ardından rastladığı bir eski demiryolu tünelinin içinde, ses oyunları oynayıp kendi kendine eğlenirken; birden tünelin öteki ucundaki bir insan siluetinin, koşarak kendisine doğru yaklaşmakta olduğunu fark ederek kaçmaya başlar...

    Biraz panikleyerek yolunu kaybeden Harper, dönüş esnasında metruk bir eve rastlar...

    Oradan da hızla uzaklaşırken, bir an durup telefonuyla söz konusu evin fotoğrafını çekmeye kalkışınca; evin önünde, kendisine bakmakta olan çırıl çıplak bir adamın (Rory Kinnear) dikilip durmakta olduğunu görür...

    ***

    İkinci flashback geçişinde...

    Harper; kanlar içindeki cansız bedeni, apartmanlarının önündeki demir parmaklıklara saplanmış olan James ile karşı karşıyadır...

    ***

    Ertesi sabah uyandığında...

    Önce piyanonun başına geçen Harper, sonrasında da telefonu ve bilgisayarı aracılığıyla işine yoğunlaşırken; arkası dönük olarak oturduğu pencereden, dün rastladığı çıplak adamın yaklaşmakta olduğunu görmekteyiz...

    ***

    Çok geçmez...

    Telefonla kendisini arayan Riley'e, kiraladığı evin içinde görüntülü bir tanıtım turu attırırken Harper; yüzü yaralı çıplak adam tarafından izlendiğini anlayarak, derhal polisi (seslendiren Sonoya Mizuno) arar...

    Zaten aynı adam, polis yola çıkmışken; bir yolunu bulup eve girmeye de çalışmaktadır...

    İşte Harper açısından bu ürkütücü sahne yaşanırken, yeni bir flashback; bizleri Harper'ın, James'in bedensel şiddetine maruz kaldığı tartışmalardan birine götürür...

    ***

    Uzatmayalım...

    Polis de (Sarah Twomey - Rory Kinnear) gelmiş ve kendi halindeki zararsız bir evsiz olduğu anlaşılmış olan çıplak adamı kelepçeleyerek göz altına almıştır...

    Yani o ana kadar ucuz atlatmıştır vaziyeti Harper...

    ***

    Şimdi Harper'ın gezi planında, kendisini ciddi anlamda taciz edecek olan Samuel (Zak Rothera-Oxley) ve bir rahip (Rory Kinnear) ile temas kuracağı bölgedeki yerel bir kilise ile küçük bir kasaba barı bulunmaktadır...

    Dakika 40...

    Geride sizleri, ilgiyle izleyeceğinizi umduğumuz; son derece sağlam bir "ateist" kara mizahı bünyesinde barındırmayı devam eden, 60 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...

    Fakat gördüğümüz kadarıyla, ne yazık ki; profesyonel film eleştirmenleri dahil, pek çok kişi Garland'ın ifade etmeye çalıştıklarının ayırdına varamamışlar...

    Olsun...

    Biz mesajı kavradık ve çok da sevdik...

    Keyifli seyirler,
    Daha Fazlasını Göster
    • En son Beyazperde eleştirileri
    • En İyi Filmler
    • Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler
    Back to Top