Evlat
Ortalama puan
3,2
5 Puanlama

1 Kullanıcı eleştirisi

5
0 Eleştiri
4
0 Eleştiri
3
1 Eleştiri
2
0 Eleştiri
1
0 Eleştiri
0
0 Eleştiri
Sırala
En yararlı eleştiriler En yeniler En çok eleştiri yazmış üyeler En çok takip edilen üyeler
Turgay Buğdacıgil
Turgay Buğdacıgil

Takipçi 2.372 değerlendirmeler Takip Et!

3,0
23 Temmuz 2025 tarihinde eklendi
Senaryosunu da...

Aynı isimli kendi tiyatro oyunundan (2018)...

Christopher Hampton ile beraber uyarlayarak kaleme alan Florian Zeller'ın yönetmen koltuğunda oturmakta olduğu "The Son"; psikolojik bir drama olarak geliyor karşımıza...

***

Gelin isterseniz...

Bu seriyi, "Anne", "Baba" ve "Oğul"dan oluşan bir üçleme olarak tasarlayan...

Üstelik de bunları, birer birer tiyatro da sahneleyen Zeller'ın...

***

Şu ana kadar...

Söz konusu üçlemeye dahil olamayan, işin "Anne" kısmı ne zaman sinemanın gündemine gelir bilemeyiz ama...

Kapsamlı bir yorumunu, yine bu mecrada paylaştığımız...

"The Father"ının (2020) devamı niteliğindeki bu filmine de biraz daha yakından bakalım...

***

İkinci karısı Beth (Vanessa Kirby) ve yeni doğmuş bebekleri Theo (Felix Goddard, Max Goddard) ile birlikte hayatını New York'ta sürdüren...

Ama gözü hep...

Washington'daki siyasi kulisler de olan avukat Peter'ın (Hugh Jackman) evinin kapısı bir akşam...

Boşandığı karısı Kate (Laura Dern) tarafından çalınır...

***

Zira...

Okuldan çağrıldığında öğrendiğine göre...

Ergenlik çağındaki oğulları Nicholas (Zen McGrath)...

Neredeyse bir aydır, okula gitmemekte...

***

Ve...

Ne yazık ki Kate...

Artık onunla başa çıkamamakta...

İşte bu nedenle de...

Peter'ın yardımını istemekte...

***

Böyle olunca da...

Ertesi gün, kendisiyle konuşmak üzere oğlu Nicholas'ı ziyaret ettiğinde Peter...

Onun, bir türlü geçinemediği annesiyle değil de...

Kendisiyle yaşamak arzusunda olduğu gerçeğiyle yüzleşmek mecburiyetinde kalır...

***

Bu durum karşısın da...

Karısı Beth'i de ikna eden Peter...

Kendisine bir oda da tahsis edeceği Nicholas'ı evine almak da...

Çok da gecikmez...

***

Ki...

Aynı esnada Nicholas'ın kaydı da...

Yakınlarındaki bir başka okula kaydırılarak...

Eğitimine devam etmesi de sağlanılacak...

***

Fakat yine de...

Beth'in de dikkatinden kaçmayacak bir şekilde Nicholas halen...

Bir türlü mutluluğu yakalayamamakta...

***

Hatta...

Babasının annesini boşamasına sebep olduğu için kendisiyle...

Bulduğu her fırsat da...

Sıklıkla araya laf da sokuşturmak suretiyle...

Tartışmaya da başlamak da...

***

Ancak...

Geleneksel üslubumuz gereği...

"Spoiler" vermek suretiyle, henüz seyretmemiş olanların ağızlarının tadını kaçırmak istemediğimiz için biz de kendi anlatımımızı...

Filmdeki tüm heyecanın start alacağı...

Burada noktalamaktayız...

Dakika 28...

***

Psikoloğu Dr. Harris'in (Hugh Quarshie), ısrarlı bir biçimde, intihara eğilimli olduğunu belirtmesine rağmen...

Annesi ile babasını ikna edemediği Nicholas'ın davranışlarının damgasını vuracağı filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı; evlilik ve ebeveynlik müesseselerinin, ciddi anlamda masaya yatırılarak sorgulanıldığı...

95 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...

***

Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...

"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...

Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...

25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...

Keyifli seyirler,
Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri
  • En İyi Filmler
  • Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler