En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
Turgay Buğdacıgil
Takipçi
2.404 değerlendirmeler
Takip Et!
1,5
8 Nisan 2026 tarihinde eklendi
Senaryosunu da...
Murat Uyurkulak ile birlik de kaleme alan Özcan Alper'in yönetmen koltuğunda oturmak da olduğu "Karanlık Gece"; nitelikli oyuncu performanslarıyla süslenilmiş, bir suç draması olarak geliyor karşımıza...
***
Gelin isterseniz...
Antalya'nın İbradı ve Akseki ilçelerinde çekilerek...
Ziyadesiyle alışıldık ve bir o kadar da şaşırtmaz bir şekilde...
"Körler sağırlar birbirini ağırlar" ve "Yağma Hasan'ın böreği" misali, bol miktardaki "Yerli ve Milli" ödül ile de "buluşturulan"...
Daha da doğrusu, "ölçüsüzce yağdırılarak" ihya edilmeye uğraşılan bu Netflix platformu filmine...
Biraz daha yakından bakalım...
***
Film...
İshak (Berkay Ateş) ve arkadaşlarının...
Beklenilmedik misafirler olarak, gecenin bir karanlığında...
Şaşkın bakışları arasında, emekli bir öğretmenin oğlu, üniversiteli memur Ali'yi (Cem Yiğit Üzümoğlu) ziyaret ettikleri bir sahneyle başlarken...
***
Birden bire kendimizi...
Elindeki bağlama ile İshak'ın, İstanbul barlarında müzisyenlik yaptığı 7 yıl sonrasında buluruz...
***
Ki...
Kendisine gelen, ani bir telefon sonrasında aynı İshak...
Her ne kadar gönülsüz de olsa...
Motosikletine atladığı gibi, hasta yatağındaki annesi Nesibe'yi (Güneş Hayat) ziyaret etmek amacıyla...
Apar topar bir biçimde köyüne...
***
Ve elbette...
Bir türlü unutamadığı, 7 yıl öncesinde yaşanan o meşum gecenin...
Sabahına...
Hatta Ali'nin, köylerine geldiği ilk güne de dönecek...
***
Ama...
Henüz 17. dakikadayken...
Festivallerde kazandığı ödül ve profesyonel yorumculardan aldığı övgülerin aksine filmin...
Hele de, Krzysztof Kieslowski'nin sineması ve onun ölümsüz eserlerinden "Dekalog" (1989) serisine aşinaysanız zaten...
Gerek öykü ve gerekse de kurgu anlamında, özgün nitelik de dikiş tutturmasının mümkün olmadığı da ortaya çıkacak...
***
Ancak...
Geleneksel üslubumuz gereği...
"Spoiler" vermek suretiyle, henüz seyretmemiş...
Ve üstelik de...
Tüm uyarılarımıza rağmen seyretmeye de devam edecek olanların ağızlarının tadını kaçırmak istemediğimiz için...
Kendi anlatımımızı da...
Burada noktalayacağız...
***
Devamında ne olduğunu bilmediğimiz gibi merak da etmediğimiz filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı; fazlasıyla manasız bulduğumuzu yinelemek de ısrarcı olacağımız...
Ve en azından bizim açımızdan...
Zaman israfından öte, pek bir şey ifade etmediğini de belirteceğimiz...
97 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...
***
Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...
"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...
Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...
25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...
Son dönemde izlediğim en güzel filmlerden biri. Taşranın tekinsiz ilişkilerini, dışarıdan gelen memura bakışını, yereldeki egemen güçleri, linç kültürünü çok güzel anlatılmış. Kaçırmayın.
Kesinlikle çok beğendim. Oyunculuklar çok çok iyiydi.spoiler: Konu ne yazık ki eğitimli insanların ya ruhen ya da bedenen katledilmesinin kaderimiz olduğu ile de ilgili bence ve bu da çok iyi işlenmiş . Ayrıca hani hep eğitim eğitim eğitim diyoruz ya yıllardır bu büyük eksikliğimiz evet belki ama var olup da kaybettiğimiz şeyleri de görüyoruz çok acı bir biçimde filmde. Vicdan, merhamet, nezaket, insan sevgisi, hayvan sevgisi hepsini kaybediyoruz hızlıca. Gerçekti, hayattı geldiğimiz noktaydı bence :(
İnsanların bu filmi 2 saatini ayırıp beğenmesini hayranlıkla izliyorum. Sadece sahne için film beğenilmez. Amaç ve gidişat önemlidir. Ne sonu nede amacı birşeye bağlanmadan, 2 saat aynı konu üzerinde vakit harcayan, 2-3 kişinin etrafında dönen sıkıcı bunaltıcı, hep birşey olmasını bekleyen izleyici kandıran, sonunda ise dolandıran bir filmdir. Bu kadar iyi oyuncuyla ancak bu kadar amaçsız ve ruhsuz bi film çekilir. Yönetmeni tebrik ederim.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.