On The Line
Ortalama puan
3,0
3 Puanlama

1 Kullanıcı eleştirisi

5
0 Eleştiri
4
0 Eleştiri
3
1 Eleştiri
2
0 Eleştiri
1
0 Eleştiri
0
0 Eleştiri
Sırala
En yararlı eleştiriler En yeniler En çok eleştiri yazmış üyeler En çok takip edilen üyeler
Turgay Buğdacigil
Turgay Buğdacigil

Takipçi 2.420 değerlendirmeler Takip Et!

3,0
17 Kasım 2025 tarihinde eklendi
Senaryosunu da kaleme alan Romuald Boulanger'in yönetmen koltuğunda oturmak da olduğu "On the Line"; gizemini sonuna kadar koruyan, psikolojik bir gerilim olarak geliyor karşımıza...

***

Gelin isterseniz...

Kapalı tek bir mekan da, oldukça düşük bir bütçeyle çekildiği...

Hemen her halinden belli olan bu filme biraz daha yakından bakalım...

***

Karısı Olivia (Nancy Tate) ile yatağına yatırdığı küçük kızı Adria'yı (Romy Pointet) evde bırakan...

Olivia'nın, "gece kuşu" olarak hitap ettiği ve adeta; "one man show" yaparak, şahane bir performans da sergileyen Mel Gibson'ın canlandırdığı, ünlü radyo programcısı Elvis Cooney...

Hastası olduğumuz, manuel vitesli Ford Mustang'ine atladığı gibi, canlı yayın için yola koyulur...

***

Saat 23:45'te...

Yani yayına ve yeni yaşına gireceği "doğum gününe" 15 dakika kala, KLAT FM 100,3'ün binasına vardığında da kendisini...

Özel güvenlik görevlisi Hemavatinandan Sunderdas (Ravin J. Ganatra) karşılarken...

Santral operatörü Mary (Alia Seror O'Neill) ile iş de ilk günü olan 27 yaşındaki çaylak yapımcısı Dylan'da (William Moseley)...

Hazır ve nazır bir şekilde...

Kendisini beklemektedirler...

***

Üstelik...

Radyonun yöneticisi Sam'den (Nadia Farès)...

Reytinglerinin düşmek de olduğu uyarısını da alacağı...

Şovunu başlatmadan önce...

***

Neyse...

Çok geçmez ve yıllardır, "şakalarında sınır tanımayan..."

Hatta o yüzden, Sam tarafından defalarca da dikkati çekilen Elvis'in sohbet edeceği...

Dinleyici telefonları, birer birer gelmeye başlar...

***

Ki...

Bunlardan ikincisi de...

"Bu gece gerçekten berbat bir şey yapacağım" diyen Gary'e (Paul Spera) aittir...

***

Ama...

Konuşmayı sürdürmek yerine...

"Affedersin, bu kötü fikirdi"yi sözlerine ekleyen Gary telefonu kapattığında...

***

Gary'nin başının dert de olduğunu düşünen Elvis...

Mary'e onu, geri arayarak yeniden yayına bağlamasını söyler...

***

Bağladığında da...

Değişik sebepler dolayısıyla...

Elvis'ten, ziyadesiyle nefret ettiğini, açıkça ifade eden Gary'nin...

Karısı Olivia ile kızı Adria'yı öldürmeyi planladığı...

976 Orange Grove Bulvarı'ndaki evine girmek de olduğu anlaşılır...

***

Ancak...

Geleneksel üslubumuz gereği...

"Spoiler" vermek suretiyle, henüz seyretmemiş olanların ağızlarının tadını kaçırmak istemediğimiz için biz de kendi anlatımımızı...

Filmdeki tüm heyecanın start alacağı...

Burada noktalarız...

Dakika 29...

***

Nedenini henüz bilemediğimiz...

Elvis ile Gary arasındaki sürtüşme sayesinde, tansiyonun hızla artacağı filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı; "bu kadarı da olmaz" dedirtecek nitelikteki, "eşek şakalarını" anımsatmasının yanı sıra...

Ardı ardına gelen ters köşe sürprizleri de bünyesinde barındıran, 75 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...

***

Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...

"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...

Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...

25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...

Keyifli seyirler,
Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri
  • En İyi Filmler
  • Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler