Senaryosunu da...
Louis Kornfeld'in "The Truth" isimli podcastinden uyarlayarak kaleme alan Andrew Hunt'ın yönetmen koltuğunda oturmakta olduğu "The Infernal Machine"; gizemini sonuna kadar koruyan...
Gerilim yüklü bir drama olarak geliyor karşımıza...
***
Gelin isterseniz...
Beş haftalık süredeki çekimleri...
Algarve, Portekiz'de gerçekleştirilen bu filme biraz daha yakından bakalım...
***
Film...
"Günaydın...
Bugün 23 Haziran Salı... Saat dokuz ve hava 11 derece...
Yeni gelişmelerle karşınızdayız...
Knoxvill'de trajedi...
İki gün önce, 21 Haziran Pazar günü yalnız bir silahlı saldırgan Knoxville Baptist Üniversitesi'nin yerleşkesine girdiğinde, elinde taramalı bir tüfek vardı...
Orada saat kulesine çıktı ve aşağıdaki kalabalığın üzerine ateş açtı...
On üç kişinin öldüğü, yirmi altı kişinin ise durumunun kritik olduğu belirtildi...
Başkan Reagan ve eşi, ölenlerin yaslı ailelerini teselli etmek için bu öğlen Knoxville'e geldi...
Polis henüz saldırganın kimliğini açıklamadı...
Ama isimsiz bir kaynağa göre gözaltındaki şüpheli, on yedi yaşındaki bir çocuk..."
Şeklindeki sabah haberleriyle başlar...
***
- Güney Kaliforniya, 25 Yıl Sonra -
Aracını...
Bir ankesörlü telefon kulübesinin önüne park eden Bruce Cogburn (Guy Pearce)...
Aynı kulübeye girerek...
Kendisine mütemadiyen mektup gönderen William DuKent'i arar...
Ve...
Her ne kadar kendisine şahsen ulaşamasa da...
Telesekreterine...
"Bu mesaj William DuKent içindir...
Bay DuKent, ben Bruce Cogburn...
Sizden aldığım mektuplara cevaben sizi arıyorum...
Beni nasıl bulduğunuzu bilmiyorum...
Belki eski bir iş arkadaşımdan posta adresimi almışsınızdır...
Eğer durum buysa, şunu bilin ki... Bu, gizli bir bilgiydi...
Bay DuKent, yine de mektuplarınızdan anlaşılıyor ki, hakkımda çok şey biliyorsunuz...
Yani varsayıyorum ki, konu işlerim olunca... Hassas olduğumu da biliyorsunuzdur...
Röportaj vermiyorum... Hiç vermedim... Ve hiç vermeyeceğim de...
Neyse, ben...
Kitabınızla ilgili size iyi şanslar...
Boş bir sayfa bazen çok korkunç bir şeye dönüşebilir, o yüzden iyi şanslar..."
Biçiminde bir mesaj bırakarak...
Yoluna devam eder...
***
Fakat yine de DuKent'in...
Bir milyondan fazla kopyası satılarak yılın kitabı seçilen...
"The Infernal Machine"nin yazarı Bruce Cogburn'a gönderdiği mektupların...
Ardı arkası kesilmez...
Ve öylesine sürüp giderken...
***
Ziyadesiyle öfkelenerek...
Yeniden telefona sarılan Cogburn...
"Bay DuKent...
Yine ben arıyorum, Bruce Cogburn...
Bu aramaları her yaptığımda, en yakın telefon kulübesi için 22 kilometre yol tepiyorum...
Sizin kitabınızla ilgili size tamamen nazik davrandım, yardım etmekle ilgilenmediğimi söyledim ama belli ki, çok net değilmişim...
O yüzden beni rahat bırakın...
Mektuplarınız istenmiyor ve taciz olarak değerlendiriliyor... Yani lütfen göndermeyi bırakın...
Bu arada posta kutumdan da kurtulacağım, yani boşuna zahmet etmeyin...
Bir şey daha var...
İkinci kitabımı niye yazmadığımı sorup duruyorsunuz ya...
21 Haziran 1981, Knoxville...
Gerçi siz, bunu da biliyorsunuz..."
Mesajını da iletir...
***
Fakat bu da...
DuKent'i durdurmaya yetmez...
Zira bu kez de...
Kapısının önüne bir paket ulaştırarak...
Adeta sinir küpüne döndürdüğü Cogburn'ün bu kez de...
"Birkaç gün önce kapıma bir paket geldi...
İçinde, çok özel bir daktilo için bir daktilo şeridi vardı... Kitabımı yazarken kullandığım türden...
Söylemeliyim ki, hakkımda iddia edilen bazı şeyler gerçek...
Mesela arazime izinsiz giren birini görürsem... Gördüğüm anda onu vururum...
Bu bir tehdit değil... Sadece bir gerçek...
Bu sebeple...
Benden ve evimden uzak durun ve kararımın kesinliğini sınamayın...
Tanrı Amerika'yı korusun..."
Mesajını bırakmasını da sağlar...
***
İşte böylesine gergin bir ortamda...
Alkoliklik derecesinde...
Sağlam bir içici de olan Cogburn...
Korunma iç güdüsüyle...
Barınaktan satın alacağı...
Saul adındaki bir köpeği sahiplenirken...
***
Evinin adresini tespit eden DuKent şimdi de...
Mektuplarını kargo ile oraya göndermektedir...
***
Hem de...
İnzivaya çekilerek...
Tenhada yaşayan Cogburn'ün evinin yerini sadece...
Jerry Goldwyn'in (Jane Hammill) biliyor olması ve kimseciklere de söylememesi gerekirken...
***
Teyit amacıyla...
Jerry ile de temasa geçen Cogburn ondan...
Yayıncısının "The Infernal Machine"i...
Kendisinin yazacağı bir önsözünün de bulunacağı...
Özel bir yıl dönümü versiyonu olarak...
Yeniden yayınlamak arzusunda olduğunu öğrenirken...
***
Gecenin geç bir saatinde...
Son derece sarhoş bir halde...
Sızıp kaldığı telefon kulübesinde...
Sabah olup da gün ışıdığında...
Kendisini bulup aracına alan polis memuru Laura Higgins (Alice Eve) ile de yolları kesişir...
***
Ardından da...
Kitabının yeni baskısına yazacağı "Önsöz" için...
Daktilosunun başına geçip otururken...
***
Bir kafe de buluşarak...
Tanışmak istediği DuKent'e de telefonla...
Taptaze bir mesaj yollar...
***
Ancak...
Geleneksel üslubumuz gereği...
"Spoiler" vermek suretiyle, henüz seyretmemiş olanların ağızlarının tadını kaçırmak istemediğimiz için biz de kendi anlatımımızı...
Filmdeki tüm heyecanın start alacağı...
Burada noktalayacağız...
Dakika 31...
***
Mevzunun giderek karmaşıklaşarak...
Bu ana kadar gördüğünüz her şeyin unutulması da gerekeceği...
İçinden çıkılmaz bir hal alacağı filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı; pek çok ters köşe sürprizi de bünyesinde barındıran, 80 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...
***
Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...
"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...
Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...
25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...
Keyifli seyirler,