En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
Ugur Tazegül
Takipçi
672 değerlendirmeler
Takip Et!
5,0
12 Ocak 2017 tarihinde eklendi
İRANLI YÖNETMENDEN YÜZÜNÜZE TOKAT YEMİŞ GİBİ HİSSEDECEĞİNİZ BİR SİNEMA HARİKASI
Mükemmel bir film... çok etkili bir anlatım.. ajitasyona yer verilmeyen ve izleyicinin yorumuna bırakılan final ise kendi adıma çok iyiydi ve umut vericiydi.. çocuk oyuncular harika.. bahman ghobadi aldığı ödülleri kesinlikle hak etmiş... mutlaka izlenmeli.. sarhoş atlar zamanı 10/10
Git gide modernleşen bir dünya, modernliğe kurban edilen bazı değerler… Refleksleri körelen ve boşaltılan alanları doldurmakta sıkıntı çeken medeniyetimizin elinden gelen tek şey, hayatiyetimizi muhafaza etmek adına bizlere nostalji bağlamında birtakım egzotik tasavvurlardan dipnotlar sunmak oldu artık. Teknik sahada benzeri görülmemiş bir mesafe katedildi son yüzyılda. Bunun yanısıra insanı dinç tutan ve yaşama mana atfeder niteliğe sahip bazı kutsal bağlar hasır altı edildi sessizce. Büsbütün bu kıskaçların eşiğinde kalan insanlar için tek çıkar yol, ‘’ayak bağı’’ ilan edilen motiflerin hatırlanması ve tekrardan yaşamsala ikame edilmesi gibi görünüyor. Böyle bir kaotik ortamda insanları ‘’varolmak bir ağırlık değil, bir lütuftur’’ şiarına sevk eden koridorların açılması gerekir; ve nitekim azımsanamayacak sayıda insan bu tür işlerin peşinden koştu ve koşacak gibi. Kimileri edebiyatı bu amaç doğrultusunda bir vasıta olarak kullandı/kullanacak, kimileri müziği, kimileriyse sinemayı… ‘’Sarhoş Atlar Zamanı’’ tam olarak yukarıda zikretmeye çalıştığım boşlukların içine cuk diye oturan bir film.
Her ne kadar ünlü ressam Mondrian, hayat dengeye kavuştukça sanat ortadan kalkacaktır, derken haklıysa da dünya, ‘’denge’’yi altüst edecek derecede zıvanadan çıkmış insanların gözetiminde dönüyor ve sanatın deveranı, gün geçtikçe birilerinin kulağına daha yüksek bir sesle gerçeği fısıldıyor. Tıpkı Şeyh Galip’in yüzyıllar öncesinden bütün insanlığa seslendiği gibi:
‘’birden bire bul aşkı/manayı
bu tuhfe bulanındır Modern sinema dünyasında -kanaatimce- özellikle İran filmleriyle dünya çapında bir piyasa alanına kavuşan edilgen/sıradan insanların hayatları, barındırdıkları güçlü ulvi-sülfi tasavvurlar münasebetiyle bizlere yaşama değer biçme ve doğru-eğri ayırdını kanıksama yolunda adeta derin bir eklektizm takdim etmekte. Edilgen Hayatlar, sahip oldukları ailevi, toplumsal ve geleneksel dinamik bağlar vesilesiyle toplumsallığın içerisinde yüce duygularını çarçur etmekten sakınmayan bizlere büyük bir coşkunlukla, ‘’her şey hakikaten güzeldir’’ dedirtiyor.
Film, İran-Irak sınırındaki bir köyde yaşayan ve geçimlerini kaçakçılık yoluyla tedarik etmeye çalışan sıradan bir aileyi konu ediniyor. Anne en küçük çocuğu doğurken ölür, baba ise kaçakçı, bir gün sınır eşiğinde mayına basarak paramparça olur. Tüm bu elim olaylardan sonra 4 kardeşin yükü oniki yaşındaki Eyyüp’ün sırtına biner. Kardeşlerinden biri hasta ve ameliyat olsa bile kendisine 7-8 aylık bir ömür biçiliyor, kız kardeşi Rojin bir katır uğrana küçük yaşta evlendiriliyor… Tüm bunların yanında 12 yaşındaki Eyyüp, hasta kardeşini ameliyat etmek için para kazanmak zorunda ve tek çaresi çocuk yaşına rağmen: kaçakçılık. Ve tabi bir de kış şartlarında dirliğinin sağlaması için sarhoş edilen atlar…
Hikaye, aynı coğrafyayı paylaşan bizlere pek yabancı değil. Ancak güncel haberleri yorumlama ve bunlara bir bütünlük atfetme ihtiyacı duyanlara, muazzam bir farkındalık katmaya aday. Zaten Valery’nin de ifade ettiği gibi sanat eserinin amacı, bizlere gördüğümüz şeyi daha önce görmemiş olduğumuzu öğretmesi değil mi? Haber konusu olan aynı türden olaylar, hakikat peşinde koşma iddiasındaki bizler için birer medyatik meta kıvamında ne yazık ki. Ancak iş estetik alana döküldüğünde gerçek manada mahiyetini dışavurabiliyor. Söylendiği gibi, ilk görüş etiktir, estetik daha sonra gelir…
ben ömrümde böyle vurucu bir film izlemedim. çocukların oyunculuğu ancak bu kadar gerçekçi olabilirdi. film bütün sefalete bütün çaresizliğe rağmen insandaki direnme gücünü nefis bir anlatımla yansıtmış ve tam bir başyapıt olmuş. ama filmin sonunun daha net bir son olmasınıda açıkçası isterdim. ama sinema sanatını çokda bilen biri olmadığımdan filmi bu konuda eleştirmek istemiyorum. sadece sonunu seyirciye çok fazla bırakmış gibi hissettim. o kadar mücadele sonunda film daha net bir sona bağlansaymış dahada etkili olabilirmiş diye düşünüyorum. bu eleştirime rağmen film bence 9 puanı hakediyor.
Mükemmel bir film... çok etkili bir anlatım.. ajitasyona yer vermeyen ve izleyicinin yorumuna bırakılan final ise kendi adıma çok iyiydi ve umut vericiydi.. çocuk oyuncular harika.. bahman ghobadi aldığı ödülleri kesinlikle hak etmiş... mutlaka izlenmeli.. 10/10
Bahman Ghobadi, Kaplumbağalar da Uçar filmindeki gibi güzel bir film çıkarmış ortaya ... 10 üzerinden 10 puan ...Hayatın içinden, belgesel tadında bir film ... Yönetmeni belki de bu yüzden tebrik ediyorum.Hayatın kendisini, allamadan pullamadan, olduğu gibi aktarıyor bizlere ... Rol yapmak yok, abartılı aksiyon sahneleri, görsel efektler yok, göz boyama yok, hayatın kendisi var ...Doğuda ve dünyanın görmek istemediğimiz bir tarafında insanlar ne zor şartlar altında yaşıyor değil mi? Doğa şartlarının olumsuz etkisi, işsizlik, yoksulluk, medeniyetten uzak bir görüntü ... Acaba bizler bu şartlarda yaşamak zorunda kalsaydık, ne hissederdik, ne yapardık? Çok zor gerçekten ... Burada yaşayan insanlara Allahtan kolaylık ve sabır diliyorum ...
hakkında hiç bi şey bilmeden öylesine izlemek için oturmuştum..film başından sonuna kadar sanki bir gizli kamerayla çekilmiş gibi..bu kadar gerçekçi olmasına inanamadım.sinemada farklı bi boyut,mukayese edilebileceği filmler çok az..
Çocukların doğallığı ile ortayagüzel bir film çıkmış.. Yaşam koşulları gerçekten çok zor.. Çocukların yaşadığı dram çok güzel anlatılmış.. Özellikle büyük abi Eyüp çok iyi oynamış..Filmin sonunun açık bırakılması izleyici meraklandırıyor, yönetmen burada sonucu izleyiciye bırakıyor ve bu çocukların neyi hakkettiğini bizlerin görmesini istiyor..10/8,5..
Yonetmenin cocuklar uzerinden geneli anlatmasi herhalde anlasilir olmasini daha da kolaylastiriyordur...Baska turlusu filmi bu denli etkileyici hale getiremezdi herhalde...Ayrica filmdeki cocuklar da yetiskinlerde profesyonel oyuncu degiller ama cocuklar nedense yetiskinlerden cok daha iyi rol yapiyor...
o çoçuklara o rolleri oynatmak filmdeki o mükemmelliği o özürlü çoçuğun gözlerinde görebilmek bence tamamen yönetmenin sinema dehası olduğunu gösterir ve kesinlikle seyredilmesi gerekir.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.