Her dergi ve gazetenin puanlama sistemi farklı olduğu için, Beyazperde, puanları 0.5 - 5 yıldız üzerinden, kendi barometresine göre vermiştir.
Basın Eleştirisi
Hurriyet
Yazar: Uğur Vardan
Metaforik anlamlar barındıran evin tasvirini yaparken başlayan ve bu anlarında ‘klasik roman’ tadı yayan film, çok iyi yazılmış senaryosuyla edebi ruhunu 2 saat 13 dakikalık süresi boyunca koruyor. Yer yer Ingmar Bergman dünyasından izler taşıyan (gerçi o kadar depresif olmadığı kesin), Lasse Hallström, Netflix, ‘Dönüş Yok’ (Irreversible/ Yön: Gaspar Noé), ‘Piyanist’ (Piano Teacher/Yön: Michael Haneke) gibi isimler, kurumlar ve yapıtlar üzerinden sinemasal göndermelerde bulunan, merhamet ve affetme arasındaki ince çizgide dolaşan ‘film içinde film’ esprisine sahip ‘Manevi Değer’ bence yılın en iyi yapımlarından.
Eleştirinin tamamı için: Hurriyet
Habertürk
Yazar: Mehmet Açar
“Oslo, 31 Ağustos” (Oslo, 31. august – 2011) ve “Dünyanın En Kötü İnsanı” (Verdens verste menneske – 2021) gibi filmleriyle tanınan Norveçli yönetmen Joachim Trier, İskandinav sinemasının ilham verici efsane yönetmeni Ingmar Bergman’ı akla getiren bir hikâyeyle yola çıksa da onun kadar karanlık bir yere götürmüyor bizi. Manevi olarak tutunacak çok dalımız var filmde. Kaldı ki, karakterler o kadar karanlık değil. Bergman filmlerinde mutsuzluğumuzun ve başkalarını mutsuz etmemizin baş sorumlusu insan ruhunun karanlık yanıdır. “Manevi Değer”de ise kötülüklerin kaynağı İkinci Dünya Savaşı yıllarına, Norveç’deki Nazi yandaşlarına kadar gidiyor. Borg ve iki kızının yaşadığı sorunların kökeninde somut ve fiziksel acılar var. O yüzden, yazının başında da belirttiğim gibi açılış ve finalde farklı şekillerde karşımıza çıkan ev, ailenin acılarla dolu geçmişini temsil eden bir metafor. Dolayısıyla, finale doğru evde yaşanan değişim veya evin sinemaya taşınması gibi noktalar anlamlı.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.
Hurriyet
Metaforik anlamlar barındıran evin tasvirini yaparken başlayan ve bu anlarında ‘klasik roman’ tadı yayan film, çok iyi yazılmış senaryosuyla edebi ruhunu 2 saat 13 dakikalık süresi boyunca koruyor. Yer yer Ingmar Bergman dünyasından izler taşıyan (gerçi o kadar depresif olmadığı kesin), Lasse Hallström, Netflix, ‘Dönüş Yok’ (Irreversible/ Yön: Gaspar Noé), ‘Piyanist’ (Piano Teacher/Yön: Michael Haneke) gibi isimler, kurumlar ve yapıtlar üzerinden sinemasal göndermelerde bulunan, merhamet ve affetme arasındaki ince çizgide dolaşan ‘film içinde film’ esprisine sahip ‘Manevi Değer’ bence yılın en iyi yapımlarından.
Habertürk
“Oslo, 31 Ağustos” (Oslo, 31. august – 2011) ve “Dünyanın En Kötü İnsanı” (Verdens verste menneske – 2021) gibi filmleriyle tanınan Norveçli yönetmen Joachim Trier, İskandinav sinemasının ilham verici efsane yönetmeni Ingmar Bergman’ı akla getiren bir hikâyeyle yola çıksa da onun kadar karanlık bir yere götürmüyor bizi. Manevi olarak tutunacak çok dalımız var filmde. Kaldı ki, karakterler o kadar karanlık değil. Bergman filmlerinde mutsuzluğumuzun ve başkalarını mutsuz etmemizin baş sorumlusu insan ruhunun karanlık yanıdır. “Manevi Değer”de ise kötülüklerin kaynağı İkinci Dünya Savaşı yıllarına, Norveç’deki Nazi yandaşlarına kadar gidiyor. Borg ve iki kızının yaşadığı sorunların kökeninde somut ve fiziksel acılar var. O yüzden, yazının başında da belirttiğim gibi açılış ve finalde farklı şekillerde karşımıza çıkan ev, ailenin acılarla dolu geçmişini temsil eden bir metafor. Dolayısıyla, finale doğru evde yaşanan değişim veya evin sinemaya taşınması gibi noktalar anlamlı.