Her dergi ve gazetenin puanlama sistemi farklı olduğu için, Beyazperde, puanları 0.5 - 5 yıldız üzerinden, kendi barometresine göre vermiştir.
Basın Eleştirisi
Habertürk
Yazar: Mehmet Açar
Bu arada, merak edip bakarsanız, yurt dışındaki motor sporları medyasının filme olan tepkisinin pek olumlu olmadığını görüyorsunuz. Öncelikle “gerçekçi” bulmuyor; “olmaz öyle şey” diyorlar. “Bizim camiaya uymaz. F1 hayranları ve takipçileri bu filmi asla beğenmez” anlamına gelen şeyler söyleyenlerin yanı sıra “Sonuçta Hollywood” diye hoş görmekten yana olanlar da var. Bana sorarsanız, motor sporları medyası çok haksız değil; çünkü durum, tıpkı boks filmlerindeki gibi… Malum, filmlerde gerçek boks maçlarında görmediğimiz son derece heyecan verici şeyler olup biter ringde. Burada da F1 pistlerinde nadir gördüğümüz olaylar peş peşe geliyor. Ama kendi adıma “Olacak o kadar” demekten yanayım. Sonuç olarak, televizyonda canlı yorum eşliğinde F1 yarışı değil, konulu sinema filmi izliyoruz. O yüzden başlık “F1 Filmi” değil mi zaten? F1 hayranlarına daha en başından yarış sahnelerinin abartıldığı hayal ürünü bir film seyredecekleri söylenmiyor mu?
Eleştirinin tamamı için: Habertürk
Hurriyet
Yazar: Uğur Vardan
Eski bir ‘Spor Servisi’ çalışanı kimliğiyle (ki Radikal’de Formula 1’e tam sayfa ayırırdık) defalarca haberini yaptığımız bir alana ilişkin bu filmde anlatılan pilot profillerinin pek de gerçekçi olduğu kanısında değilim. Hoş, bu konuda daha doğru değerlendirmeyi elbette konunun uzmanı spiker, yorumcu ya da sporcular yapacaktır ama bana sorarsanız yönetmen Kosinski ve görüntü yönetmeni Claudio Miranda (ki ‘Oblivion’ ve ‘Top Gun: Maverick’te birlikte çalışmışlardı) çarpıcı kadrajlar, hızlı bir kurguyla birlikte pistin tozu ve araçların çıkardığı seslerden oluşan o kulakları sağır edici ama öte yandan da fazlasıyla etkileyici armoniye yüklenmişler ve Ehrer Kruger’in klişelerle örülü senaryosunun zayıflığını görsellikle ve sesle örtbas etmeyi yeğlemişler. Ama yine de filmin yer yer aksiyon anlamında etkileyici sahneler ve anlar barındırdığını söylemeliyim.
Eleştirinin tamamı için: Hurriyet
Milliyet
Yazar: Müjde Işıl
Filmin en başarılı tarafı, kesinlikle görüntü yönetimi. Özellikle IMAX’te izliyorsanız pistin üzerindeymişsiniz gibi hissettiriyor çekimler. Özellikle bir sahne var ki gerçekten Sonny’nin uçtuğu hissini biz de yaşıyoruz. Harika bir iş çıkarmış ekip. Senaryo konusunda ise aynı şeyi söylemek biraz zor. “Top Gun: Maverick” gibi eski usul hikâye akışı ve klişeleri değil rahatsız eden. Kaza sahnesinden sonra senaryonun yalpalaması, odağını kaybetmesi. Sanki alternatif bir bölüm varmış da çıkarılmış gibi. “Top Gun: Maverick”ten yaklaşık 30 dakika uzunluğu, “F1 Filmi”nin dezavantajı oluyor yani. Oysa tahmin edilebilir finali gerçekten başarılı.
Eleştirinin tamamı için: Milliyet
T24
Yazar: Atilla Dorsay
İşte benim için yılın son önemli filmi. Daha önceki (kimileri hayli kişisel) yazılarımda iki aylık klasik tatilime çıkmak üzere olduğumu açıklamıştım. Ama bu film öylesine ilgi gördü ve pozitif eleştiriler aldı ki giderayak görüp yazmak mucip oldu.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.
Habertürk
Bu arada, merak edip bakarsanız, yurt dışındaki motor sporları medyasının filme olan tepkisinin pek olumlu olmadığını görüyorsunuz. Öncelikle “gerçekçi” bulmuyor; “olmaz öyle şey” diyorlar. “Bizim camiaya uymaz. F1 hayranları ve takipçileri bu filmi asla beğenmez” anlamına gelen şeyler söyleyenlerin yanı sıra “Sonuçta Hollywood” diye hoş görmekten yana olanlar da var. Bana sorarsanız, motor sporları medyası çok haksız değil; çünkü durum, tıpkı boks filmlerindeki gibi… Malum, filmlerde gerçek boks maçlarında görmediğimiz son derece heyecan verici şeyler olup biter ringde. Burada da F1 pistlerinde nadir gördüğümüz olaylar peş peşe geliyor. Ama kendi adıma “Olacak o kadar” demekten yanayım. Sonuç olarak, televizyonda canlı yorum eşliğinde F1 yarışı değil, konulu sinema filmi izliyoruz. O yüzden başlık “F1 Filmi” değil mi zaten? F1 hayranlarına daha en başından yarış sahnelerinin abartıldığı hayal ürünü bir film seyredecekleri söylenmiyor mu?
Hurriyet
Eski bir ‘Spor Servisi’ çalışanı kimliğiyle (ki Radikal’de Formula 1’e tam sayfa ayırırdık) defalarca haberini yaptığımız bir alana ilişkin bu filmde anlatılan pilot profillerinin pek de gerçekçi olduğu kanısında değilim. Hoş, bu konuda daha doğru değerlendirmeyi elbette konunun uzmanı spiker, yorumcu ya da sporcular yapacaktır ama bana sorarsanız yönetmen Kosinski ve görüntü yönetmeni Claudio Miranda (ki ‘Oblivion’ ve ‘Top Gun: Maverick’te birlikte çalışmışlardı) çarpıcı kadrajlar, hızlı bir kurguyla birlikte pistin tozu ve araçların çıkardığı seslerden oluşan o kulakları sağır edici ama öte yandan da fazlasıyla etkileyici armoniye yüklenmişler ve Ehrer Kruger’in klişelerle örülü senaryosunun zayıflığını görsellikle ve sesle örtbas etmeyi yeğlemişler. Ama yine de filmin yer yer aksiyon anlamında etkileyici sahneler ve anlar barındırdığını söylemeliyim.
Milliyet
Filmin en başarılı tarafı, kesinlikle görüntü yönetimi. Özellikle IMAX’te izliyorsanız pistin üzerindeymişsiniz gibi hissettiriyor çekimler. Özellikle bir sahne var ki gerçekten Sonny’nin uçtuğu hissini biz de yaşıyoruz. Harika bir iş çıkarmış ekip. Senaryo konusunda ise aynı şeyi söylemek biraz zor. “Top Gun: Maverick” gibi eski usul hikâye akışı ve klişeleri değil rahatsız eden. Kaza sahnesinden sonra senaryonun yalpalaması, odağını kaybetmesi. Sanki alternatif bir bölüm varmış da çıkarılmış gibi. “Top Gun: Maverick”ten yaklaşık 30 dakika uzunluğu, “F1 Filmi”nin dezavantajı oluyor yani. Oysa tahmin edilebilir finali gerçekten başarılı.
T24
İşte benim için yılın son önemli filmi. Daha önceki (kimileri hayli kişisel) yazılarımda iki aylık klasik tatilime çıkmak üzere olduğumu açıklamıştım. Ama bu film öylesine ilgi gördü ve pozitif eleştiriler aldı ki giderayak görüp yazmak mucip oldu.