Senaryosunu...
Yönetmen koltuğunda da oturan Joseph Kosinski ile birlikte yazdıkları hikayeden uyarlayarak Ehren Kruger'in kaleme aldığı "F1: The Movie"; otomobil sporları bağlamındaki, ziyadesiyle hareketli...
"Kurgusal" bir drama olarak geliyor karşımıza...
***
Gelin isterseniz...
200 milyon dolar tutarındaki bütçesinin de sağladığı avantajla...
Yeşil perde, görsel efekt ve animasyon teknolojileriyle başarılı makyaj uygulamalarına da ek olarak zorluk derecesi yüksek sahnelerindeki koordinatörlüklerini; Laura Herman, Adam Kirley ve Gary Powell'ın üstlendikleri, dublör oyuncuların performanslarına yaslanılarak çekilen...
***
Ve günün bitiminde de...
Beklentilerin tam da aksine...
Brüt 595,4 milyon dolarlık, bir hasılat rakamına takılıp kalarak...
Aralarında başrol oyuncusu Brad Pitt ile yönetmen Joseph Kosinski'nin de bulunduğu...
Yapımcılarını, çok da mutlu etmediğini düşündüğümüz bu filme biraz daha yakından bakalım...
***
Film...
Yılların deneyimli F1 pilotu Sonny Hayes'in (Brad Pitt), Peak Geico Chip Hart Racing takımı için...
"24 Saatlik Daytona" yarışlarındaki...
Gece yarısı vardiyasında...
Porsche'un, direksiyonuna geçtiği sahne ile başlar...
***
Ve...
Liderliği ele geçirdiği üçüncü turdan sonra da Sonny...
Aynı direksiyonu...
Yardımcı pilot Cale Kelso'ya (Kyle Rankin) teslim eder...
***
Ki nihayetinde de...
Kazanan takım da...
Chip Hart'ın (Shea Whigham) liderlik ettiği...
Bizzat kendileri olurken...
***
Vakti zamanında...
Üç evlilik yapmasına karşın şimdilerde...
Günübirlik ve avare bir biçimde minibüsünde yaşayarak...
Adeta "yalnız bir serseri" hayatı sürdüren, kumar bağımlısı Sonny...
5 bin dolar tutarındaki şampiyonluk sürüşü çekini Chip'ten teslim alır almaz...
Kendi kıyafetlerini de yıkadığı, bir çamaşırhane de...
APX GP takımının sahibi ve Lotus takımından arkadaşı da olan Ruben Cervantes (Javier Bardem) ile buluşur...
***
Zira...
Üç sezona yakınca bir dönemdir...
Milyonlarca dolar harcayarak satın alıp, geliştirme uğraşı içine girdiği F1 takımının...
Şu ana kadar tek bir yarışı dahi kazanamaması...
Ruben'in, APX GP'yi...
Ölü fiyatına satarak elden çıkartmak mecburiyetinde kalmaması için...
Sonny kadar istekli ve bir o kadar da agresif, bir birinci sürücüye ihtiyacı bulunmakta...
***
Ardından da...
İlerlemiş yaşı nedeniyle...
Önce ciddi anlamda tereddüt geçiren...
Ama kadim dostu Ruben'i de kırmayan Sonny...
Onun daveti üzerine...
APX GP'nin antrenman tesislerine varıp...
***
Teknik direktör Kate McKenna (Kerry Condon), baş teknisyen Dodge Dauda (Abdul Salis), takım müdürü Kaspar Smolinski (Kim Bodnia), yarış mühendisi Hugh Nickleby (Will Merrick), pit stop lastikçisi Jodie (Callie Cooke), yardımcı pilot Luca Cortes (Luciano Bacheta)...
Ve de en önemlisi...
Sonny'i kendine rakip olarak gören çaylak sürücü Joshua Pearce (Damson Idris) ve Joshua'nın kuzeni olmasının yanı sıra menajerliğini de yapıp...
Kendisini, Sonny hususunda kışkırtarak gaza getiren Cashman (Samson Kayo) ile de tanışır tanışmaz...
Film de tam anlamıyla hareketlenir...
***
Ancak...
Geleneksel üslubumuz gereği...
"Spoiler" vermek suretiyle, henüz seyretmemiş olanların ağızlarının tadını kaçırmak istemediğimiz için biz de kendi anlatımımızı...
Filmdeki tüm heyecanın start alacağı...
Burada noktalarız...
Dakika 35...
***
Farklı plan ve beklentiler içindeki...
Rubin'in ortağı ve APX GP'nin yönetim kurulu üyesi Peter Banning'in (Tobias Menzies) oyunlarının da devreye gireceği filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı; eğer bu türden konulardan zaten hoşlanıyorlarsa...
Uzun tutulmuş süresine rağmen, sıkılmadan izleyebilecekleri...
120 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...
***
Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...
"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...
Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...
25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...
Keyifli seyirler,