Senaryosunu...
Brandon Stiefer'ın kaleme aldığı ve yönetmen koltuğunda da İran asıllı Matt Eskandari'nin oturmak da olduğu "Wire Room"; gerilim ve aksiyon dozunun hız kesmeden arttığı, bir suç draması olarak geliyor karşımıza...
***
Gelin isterseniz...
Kapalı, iki farklı mekanda çekilen, düşük bütçeli bu Amerikan filmine biraz daha yakından bakalım...
***
Film...
Özel ajan Justin Rosa (Kevin Dillon) ile patronu Shane Mueller'in (Bruce Willis)...
Silahlı bir çatışmaya girdikleri bir sahne ile başlarken...
***
Birdenbire kendimizi...
Bu olayın beş saat öncesinde buluruz...
***
Ki...
Söz konusu Justin Rose...
Yasal bir prosedür çerçevesinde, adli soruşturma altındaki kişilerin telefon ve internet tabanlı konuşmalarının dinlenebildiği...
"Kontrol odası" görevlisi olarak çalışacağı binaya...
Gece vardiyası için giriş yaparken...
Shane Mueller ile sistem analisti Nour Holborow da (Shelby Cobb), daha ilk gününde...
İşine şimdiden, 10 dakika geciken bu adamı beklemektedirler...
***
Zira kendisinden...
Baja karteli için çalışan İrlandalı silah kaçakçısı Eddie Flynn'ı (Oliver Trevena)...
Bilgisayar monitörlerinin önünde oturarak...
Ve her ne olursa olsun, yerinden de asla ayrılmadan...
Dikkatlice izlemesi istenirken...
***
Yapacaklarının, kısa bir özeti de sunulur sunulmaz...
Binayı terk eden Shane ile Nour...
Kendisini oda da, tek başına bırakacaklar...
***
Onlar çıkar çıkmaz da...
Kurallar klasörüne göz atan Justin...
Onların arasında, "Asla hedefle temasa geçmeyin", "Hedefi canlı tutun" ve "Herhangi bir sorununuz, sorunuz veya acil durumunuz varsa, araman gereken tek numara Shane"in bulunduğunu da görür...
***
Ardından da...
Aksi yöndeki talimatlara rağmen...
Güvenlik görevlisi Mike Axum'un (Cameron Douglas) yardımıyla...
Tuvalete gittiğinde de...
Eddie'nin malikanesine, polis birliklerince yapılan silahlı saldırı girişimini de kaçırmış olur...
***
Ama...
Çok geçmez ve hacetini giderip geri döndüğünde de...
Eddie ile sevgilisi Cindy'nin (Amber Townsend) yaşadıklarıyla yüzyüze kalırken...
Doğrudan, telefonla Shane'i arasa da...
***
Artık her nasılsa...
Bu duruma karşı kayıtsız davranan Shane...
Kafayı çekmek üzere, doğrudan kapısında olduğu bara yönelse de...
***
Justin, Shane üzerindeki şansını bir kez daha denerken...
Zaten, Justin ile konuşarak gelişmelere dair haberleri alan Nour'da...
Alelacele bir biçimde...
Evine gitmek yerine, odaya dönmeye karar verir...
***
Ancak...
Geleneksel üslubumuz gereği...
"Spoiler" vermek suretiyle, henüz seyretmemiş olanların ağızlarının tadını kaçırmak istemediğimiz için biz de kendi anlatımımızı...
Filmdeki tüm heyecanın start alacağı...
Burada noktalarız...
Dakika 36...
***
Gerek Shane'in ve gerekse de Nour'un...
Tam vaktinde çıkıp gelememeleri nedeniyle Justin...
Kurallara aykırı bir şekilde, elinde suça bulaşmış polislerin listesi bulunan ve o yüzden de öldürülme tehlikesi altındaki Eddie ile temasa geçerken...
Eddie'yi ortadan kaldırmayı hedefleyen, gerçek kimliğini burada açıklayamayacağımız, "Junior" lakaplı polis şefinin liderliğindeki ekibin, olan biteni bütün açıklığıyla seyreden Justin'i de hedefe koyacakları filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı; ters köşe sürprizler ile beklenmedik bir finali de bünyesinde barındıran, 60 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...
***
Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...
"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...
Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...
25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...
Keyifli seyirler,