Senaryosunu da kaleme almalarına ilaveten...
İlk uzun metrajlı (debut) sinema filmlerini de çeken Vanessa ve (başrol karakteri Shawn Ruddy'i de, başarıyla canlandıran) Joseph Winter çiftinin yönetmen koltuğunda oturmak da oldukları "Deadstream"; Los Angeles Sinema Okulu standartları çerçevesinde değerlendirdiğimizde...
Korkunun, "Paranormal" ve "Komik (Comedic)" alt kategorilerinde, büyük bir beceriyle harmanlanılarak kurgulanılmış...
Şahane nitelikteki, bir korku gerilim olarak geliyor karşımıza...
***
Gelin isterseniz...
Kapalı tek bir mekanda, oldukça düşük bir bütçeyle çekildiği...
Hemen her halinden belli olan bu bağımsız (indie) Amerikan filmine...
Biraz daha yakından bakalım...
***
Altı ay önce, takipçilerinden birisinin, acilen hastaneye kaldırılmasıyla neticelenen...
Vahim mahiyetteki bir eşek şakasına imzasını atmış...
Bu yüzden de, tüm sponsorları sözleşmelerini feshetmiş ve aralarında youtube'un da bulunduğu çeşitli sosyal medya platformları tarafından...
Şakaları ve en büyük korkularıyla yüzleştiği videolarından oluşan "Wrath of Shaun" adlı kanalı askıya alınmış durumdaki internet fenomeni Shawn Ruddy...
Hızlı bir geri dönüş hazırlığı içindedir...
***
Ki...
En ince ayrıntısına kadar planlanılan, bu program uyarınca Shawn...
Hayaletli bir evde, tek başına bir gece geçirecek olup...
***
Eğer...
Gideceği o evde hayaletler varsa, onları çok kızdıracağını garanti etmesinin yanı sıra...
Kendisi için de, çok net bir kural da belirlemiştir...
***
Şöyle ki...
"Ölüm Malikanesi (Death Manor)" adını verdiği o yerde...
Olağanüstü bir şey görür ya da duyarsa...
Karşı karşıya kalınacak tehlikeye aldırmaksızın...
Onun ne olduğuna, mutlaka bakacak...
Aksi halde de zaten kendisine, herhangi bir ödeme yapılmayacaktır...
***
Bunun için de bir ilk önlem olarak...
Oraya kadar geldiği otomobilinin bujilerini sökerek ormana fırlatıp atarken...
Söz konusu eve dair de...
"Ölüm Malikanesi, 1880'de zengin bir mormon tarafından Mildred Pratt isimli, toplumca dışlanmış şair kızı için yaptırılmış... Mildred daha sonrasında, sevgilisi Lars'ın, ani ölümü üzerine bu evde intihar etmiş ve bu da aslında, ardından yaşanacak pek çok ölümün de ilki olmuştur...
İntihar, evi lanetledi mi?
Yoksa, ev lanetliydi ve Mildred onun kurbanı mı oldu?"
Şeklindeki açıklamasını yapıp...
***
İçeriye girmeden evvel evin etrafına...
Her türlü harekete duyarlı...
Kızılötesi kamerasını da yerleştirir...
***
Derken...
Çok geçmez ve etrafı tahtalar çakılarak kapatılan, metruk görünümlü eve...
Kapılarından birini zorlayarak açıp giren Shawn...
Kapıyı yeniden içeriden asma bir kilitle kilitleyip...
Anahtarını da...
Aniden ürküp kaçmaması maksadıyla, ikinci bir önlem olarak...
Depo mazgalının içine atarken...
***
Diğer kızılötesi kameraları da bu kez...
Önceden belirlediği odaların duvarlarına, koli bandıyla...
Birer birer tutturur...
***
Ve bunu yaparken de...
"Mildred'ın ölümünün sonrasında bu evde ölen herkes halen bu evdedir...
Çünkü...
Sevgilisi Lars ile evlenerek, henüz hayattayken elde edemediği aileyi Mildred şimdi...
Evin içinde köşeye kıstırdığı ruhları toplayarak elde etmeyi arzulamaktadır..."
Biçimindeki yaygın efsaneyi bizlere anımsatırken...
***
Shawn'ın şovlarının hayranlarından biri olduğunu söyleyen...
Ve bu sonuncusunu da, canlı canlı izlediğini belirten Chrissy'de (Melanie Stone)...
Hiç beklenmedik bir anda...
Aniden çıkıp gelerek oyuna dahil olur...
***
Ancak...
Geleneksel üslubumuz gereği...
"Spoiler" vermek suretiyle, henüz seyretmemiş olanların ağızlarının tadını kaçırmak istemediğimiz için biz de kendi anlatımımızı...
Filmdeki tüm heyecanın start alacağı...
Burada noktalarız...
Dakika 27...
***
Korku sinemasının büyük ustalarından Sam Raimi'nin, neredeyse aynı mali standartlardaki bir altyapı ile çekilen "The Evil Dead"i (1981) lezzetindeki filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı; özellikle de, türün hayranlarından olmaları halinde...
Ziyadesiyle memnun kalacaklarından emin olduğumuz, ters köşe sürprizleri de bünyesinde barındıran...
60 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...
***
Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...
"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...
Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...
25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...
Keyifli seyirler,